• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

Bir zamanlar Türkiye! Bediüzzaman’ın eğitim modeli! (1)

08 Mayıs 2026
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

Bir zamanlar Türkiye! Bediüzzaman’ın eğitim modeli! (1)

AHMET MARANKİ

Cuma! Tefekkür saati!

BEDİÜZZAMAN’IN VERDİĞİ EĞİTİMİ, YÜZ YILLIK SEKÜLER EĞİTİM VEREMEDİ!

Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası. İslam bunu anladı. (RNK)

Seküler eğitim tartışması, büyük İslam âlimi Bedîüzzaman Said Nursi (r.a.) hazretlerinin fikir ve davranışlarının, hapishane ortamında bile olsa ona verilen eğitimin kısaca yaşanan ve yaşatılmak istenen hayatı ve yaşanan fiiliyatın sonucunu bir mahkûm üzerinde ki yaşanmış gerçeklerle ve bir zamanlar Türkiye’nin halini de ortaya koyarak tarihe kayıt düşmek istiyorum!!!

YAŞANAN VE YAŞATABİLEN GERÇEKLER!


Eğitim sistemleri, sadece bilgi aktaran mekanizmalar değil; aynı zamanda insanın karakterini, ahlâkını ve toplumsal duruşunu şekillendiren yapılardır. Bugün size cuma saatinde her seviyede eğitim gönüllerinin gönlüne bir ışık olabilecek bir yaşanmış örneği paylaşarak seküler eğitim tartışmasını tarihsel bir örnek üzerinden ele alırken, manevî eğitimin dönüştürücü gücünü çarpıcı bir şekilde aklı gözüne inenlere ithaf etmek istiyorum!


SUÇLULARIN SAYISI SUÇSUZLARI GEÇTİ!

Suç işleme oranları artık orta ve lise eğitimi alan çocuk denecek yaştakilere kadar indiğine göre tüm bunların müsebbibi olan statükonun referans aldığı fulbrite seküler eğitimden hesap sormayı ve sorgulamayı ve yol gösterici olmayı toplum adına bir vazife biliyoruz.

Sayısal olarak; yüzde doksan dokuzu müslüman olan necip bir millete yüz yıldır icbar ile dayatılan seküler eğitim; ütopik ve gerçekleşmesi imkansız, skolastik bataklığından bile daha derin çukurlara toplumu sürüklemekle kalmayan kullanım süreleri geçmiş bırakın insanları itmeyi ve öğretmeyi aksine insanları sapkınlığa götüren metotlar; bana göre planlanmış doktrinler zinciri olarak içimizdeki satın alınmışların eliyle hayata geçirilmiştir!!!


SEKÜLERİST EĞİTİM BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANMIŞTIR!

Mükemmel ve ahlaklı bir gençlik ve toplumsal siyasi veya ekonomik ve sağlam bir düzen tasarlanmasına rağmen muvaffak olunamamış, insana katma değer katacak ne maddi ne de manevi bir sonuç alınamamıştır. 

Yüz yıllık bir eğitim süreci ile insanları kemalata terakki ettiremeyen sekülerizm karşısında, Bedîüzzaman Said Nursi (r.a.) hazretlerinin bir kaç dakikalık sohbeti ile toplumdan tecrit edilmiş insanların nasıl topluma kazandırıldığını, kalplerinin manen ihtizaza geldiğini, yüksek ve âli bir halet-i ruhiye ile terakki edip yükseldiğini, kemalat seciyelerine mazhar olduğu ile ilgili yaşanmış ve müşahhas bir hayat sizinle de paylaşarak cuma tefekkürüne başlıyoruz!


KASAP TAHİR’İN; CEZAEVİNİN KARANLIĞINDAN, AYDINLIK DÜNYAYA YOLCULUĞU!!!

Yaşayanların, “gayeleri insanları büyük zorluklarla da olsa dünyevi ve uhrevi yaşatmak olanların” ağzından dinleyelim;

“Yıl 1948. Afyon Cezaevi, cehennem azabını aratmayan, Orta çağdan kalma 6 geniş koğuştan oluşuyordu. Bu koğuşlar hayattan hiçbir beklentisi olmayan, idamlık ve müebbet mahkûmların hâkimiyeti altında olan farklı bir dünyaydı. Bediüzzaman hazretlerinin iki kahraman talebesi Rafet Barutçu Ağabey ve Tahiri Mutlu Ağabey de bu hapishaneye getirilmişti. Koğuşa girdiklerinde mahkûmların hiçbiri onların Selamını bile almadı. Loş ve basık koğuş tavanı altındaki sessizlik onları ürkütüyordu. Üç gün boyunca kışın soğuğunda kimse onlara yatacak yer vermedi. Üzerinde namaz kıldıkları seccadeyi betonun üstüne sererek kendilerine yatak yaptılar. Bu yılki kış son otuz yılın en sert geçen kışıydı. Yer gök don tutmuş, Afyon’un çevresiyle irtibatı kesilmiş, demiryolları kapanmıştı. 15-20 gün boyunca şehre yiyecek, yakacak girmedi ve sular ise donduğundan akmadı.



Koğuş ağası, ranzanın ikinci katında yastığını sırtına dayayıp bir ayağını diğer ayağının üstüne atarak, ayak tabanını mahkûmların yüzüne bakacak şekilde uzatmıştı. Koğuş ağasının elleri, ayakları ve boynu prangayla bağlıydı. Görüntüsü korkutucu bir canavarı çağrıştırıyordu. ‘Kasap Tahir’ namıyla şöhret bulmuştu. Karısına yan bakan birinin boynunu kasap bıçağıyla kopardığı için ona bu isim verilmişti. Çift tabancayla gezer, Afyon şehrini haraca bağlamıştı. Koğuş ağası Kasap Tahir, herkesin korktuğu belâlı biri olarak namı almış yürümüştü. Kasap Tahir birkaç cinayetten idama mahkûm edilmiş ve karar temyize gönderilmişti.

Bir gün koğuşta mahkûmlar bir araya toplanmış, Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri ile ilgi konuşuyorlardı. Mahkûmlardan biri, Kasap Tahir’e beşinci koğuşta tutuklu bulunan Bedîüzzaman hazretlerinin Allah’ın iyi bir velisi olduğunu ve duasının makbul olduğunu söyler. Tahiri Mutlu Ağabey de hemen, heyecanla yerinden fırlayarak konuşulanların olduğu ranzaya yaklaşır. Boynunda, ellerinde ve ayaklarında zincirler bulunan koğuş ağası Kasap Tahire yaklaşarak, ölmekte olan birine sen ölmeyeceksin der gibi: “Sen Bedîüzzaman Hazretlerinin elini öper ve duasını alırsan inşallah idamdan kurtulursun” der.*


Kasap Tahir’in gözleri ilk defa bir şeyi görmüşçesine açılır ve uysal bir kuzu sessizliğinde,  “Kurtulur muyum?” diye sorar. Tahiri Mutlu Ağabey: “Kurtulursun inşallah!” diye cevap verir. Kasap Tahir yeniden hayata dönmüş gibi heyecanlanır ve bir an önce bahçede volta atma zamanının gelmesini sabırsızlıkla bekler. Vakit gelince Bedîüzzaman hazretlerinin de bahçeye çıktığını görünce kalbi hızlı hızlı atmaya başlar ve uçar adımlarla ona yaklaşır. O günlerde Bedîüzzaman hazretleri ile konuşmak, onun yanına gitmek büyük cesaret isterdi. Kasap Tahir, Bedîüzzaman hazretlerine bir tavşan ürkekliğinde yaklaştı.

Vesselam

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 

0 530200 00 96

YARIN DEVAM EDECEK

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Öğretmen

Yapılacak iş çok basit aslında. Bütün derslere aynı Atatürkçülük konuları gibi Allah peygamber sevgisi serpiştirilmeli. Mesela ışık kaynakları anlatılırken, yapay ışık kaynakları tamam insan yapımıdır. El feneri,lamba,mum vs. Fakat doğal ışık kaynakları Allah'ın eserleridir denilmeli. Güneş, yıldızlar, ateş böceği vs.denilmeli. Müstakil derse hiç gerek yok.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23