Hareket eğitimi özel çocuklar için neden önemli?
Hareket eğitimi özel çocuklar için neden önemli?
Ahmet Gülümseyen
Nöro gelişimsel farklılık gösteren özel çocuklarda (otizmli), hareket eğitimi ve sporun etkisi, her defasında merak konumuzdu. Bizler kadar toplum tarafından karşılığı aranan sorularına Hareket Eğitimi Uzmanı Mehmet Zeki Eroğlu hocamız ile yaptığımız hoş sohbette cevap aradık…
2011 yılında Konya Selçuk Üniversitesi’nden mezun oldu, 2018 yılından bugüne özel çocuklarla Hareket Eğitimi üzerine çalışıyor Mehmet Zeki hocamız. Ülkemizdeki özel (engelli) çocuk sayısı ve çalışmaların sonuçlarına göz önüne alındığında hocamızın, kişisel ve toplumsal açıdan ne kadar önemli göreve atandığı/yüklendiğini görüyoruz. Bu süreçte yaptığı görevin sorumluluk, çalışmanın olumlu neticelerini açıklamalarından, röportajımızın içeriğine yer aldığını anlıyoruz.
Mehmet Zeki Eroğlu hocamız, toplumda otizmli olarak isimlendirilen nöro gelişimsel farklılık gösteren bu çocukların bedenini ve çevresini tanımadığı için, iletişim bozukluğu içerisinde olacağı belirterek, arzu edilmeyen durumun üstesinden gelişmesi için hareket eğitimin önemine vurdu yapıyor. Hareket eğitiminin önemine dikkat çeken hocamız “Hareket eğitimiyle birlikte çocuk hem kendini/bedenini, hem de çevresini tanıyabiliyor…Yapamadığı becerileri, hareket eğitimi sayesinde yapmaya başlıyor” diyor.
“Çalışsak da çalışmasak da onları her zaman sevmeliyiz. Çünkü sevgi merhamettir.” diyor “Bir daha dünyaya gelsem, şuan yaptığımız işi yaparım diyor, hedeflerini “İnşallah özel çocuklara daha çok katkı sağlar, daha çok ailenin yüzünü güldürürüz…” şeklinde belirtiyor. Özel çocuklarla ilgili bilgi sahibi olmak ve kariyer planlama konusunda ki daha çok gence katkı sağlamak için Hareket Eğitim Uzmanı Mehmet Zeki Eroğlu hocamızla yaptığımız röportajımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bugüne kadar yaptığımız ve bundan sonrada yapmayı planladığımız çalışmalar hayırlara vesile olur inşallah…
Not; Röportajımıza youtube (youtube; ahmetgülümseyen) kanalımızdan da ulaşabilirsiniz.
“ÖZEL VE GÜZELÇOCUKLARLA ÇALIŞIYORUZ”
“Ben Mehmet Zeki Eroğlu. Konya Selçuk Üniversitesi Beden Eğiti ve Spor Bölümü 2015 yılında mezun oldum.. Yaklaşık sekiz yıldır özel olduğu kadar güzel çocuklarla çalışıyoruz. Yaptığım işten çok memnunum. Ben bir gün onları görmediğimde çok mutsuz oluyorum. İnşallah bu özel çocuklara daha çok katkı sağlar, daha çok ailenin yüzünü güldürürüz. Biz onların, onlar da bizim hayatımızın içerisindeler. Allah ömür verdikçe de bu çocuklarla çalışmaya devam edeceğiz, inşallah.
NORMAL VE ÖZEL BİREYLER İÇİN
SPORUN ÖNEMİ…
“Neden spor yapmalıyız?” “Neden spor insanın hayatının içerisinde olmalı?’ soruları önem taşımaktadır. Çocukluktan yetişkinliğe, insanın kilosu artar ve azalır. Yani birçok evrimden geçer. İnsan spor yapmalı. Spor insanın hayatında olmalı. Küçük yaştan, ölünceye kadar spor insanın hayatında olmalı. Sporu sadece bir branş değil, tüm branşlarını değerlendirmeliyiz. Spor yapmayıp veya yarıda bıraktığınız zaman, vücutta dengesizlik oluşur. Kilo artışıyla, vücutta bir değişim oluşmaya başlar. Spor kişiyi zinde tutmak, her açıdan gelişim ve kişiyi sağlıklı tutan bir yaşamdır. Bu normal gelişim çocuklar içinde, özel gelişim gösteren çocuklar içinde aynıdır…”
NİÇİN ÖZEL ÇOCUKLAR?
“Üniversite’de hocam Ahmet Bozdam (ona selam olsun) aracılığıyla özel çocuklarla çalışmaya başladım. Bir gün bizi Ampute Futbol Kulübüne götürmüştü. Bu mesleğe olan sevgim orada aşılandı bana. Ahmet hocamızın derste bilgi aktarımı ve spor kulübündeki gözlemlerimle, özel çocuklar, bireyler için sporun neden önemli olduğuna kanaat getirdim. Biz üniversiteyi bitirdiğimizde, bizden önce bu sektörde çalışan arkadaşlarımızın vesilesi/yönlendirmesiyle 2018 yılında bu sektöre başladık, mesleğimizi devam ettiriyoruz. Açık konuşayım, ilk başlangıçta bu işi çok fazla sürdüreceğimi düşünmemiştim. Bu işe başladığımda, çocuklara ısınmayla birlikte, yıllar geride kalmaya başladı. Özel çocuklarla çalışan, özel çocuklara katkıda bulunan, özverili çalışan yüzlerce arkadaşımız var. Bu işi sevmediğiniz zaman yapamıyorsunuz. Arkamıza bakmadan daha çok özveri ve severek işimizi yapmaya çalışıyoruz. Eğer bu işi severek yapmadığınızda hem kendiniz, hem de karşınızdakine zarar vermeye başlıyorsunuz.
ÇALIŞMA VE SABIRLA BİRLİKTE
AİLELERİN YÜZÜ GÜLÜYOR
“Yaptığımız çalışma sabır gerektiren bir çalışmadır. Sabırlı olmayan biri, bana göre yapamaz. Çocukların hayatına giriyor, Rehber oluyor, onların hayatına tamamıyla yön veriyorsunuz. Size bakıyor. Sizden bir şeyler öğreniyor. Öğrendiklerini yapmaya çalışıyorsunuz. Bizimde işimiz spordu. Spordan geldiğimizden dolayı, spordan başka bir şeyin fayda etmediğini görünce de, dedik “Neden olmasın, neden yapmayalım. Zaten işimiz spor”. İyi de oldu. Güzel bir şekilde yol kat ettik. Çok sayıda ailenin yüzünü güldürmüşüzdür. Çocukların gelişimine katkıda bulunduk. Aynı şekilde devam ediyoruz…
“HAREKET EĞİTİMİNİN
ÖNEMİ OLDUKÇA FAZLA”
“Özel çocuklar tanı aldıktan sonra bize gelirler. Bizde bir program uygularız. Otizm bir nöro gelişimsel bozukluktur. Beyinlerin nöronların hareketsizlik kalmasıdır. Hareket etmeyen bir nöron gelişemez. Hareketli olan bir nöron ise her şey yapabilir, Nöro gelişimsel bozukluk gösteren bir çocuk bedeni ve kendi çevresini tanımadı gibi, iletişim bozukluğu yaşayabiliyor. Burada da hareket eğitimi devreye giriyor. Hareket eğitimiyle birlikte çocuk hem kendini/bedenini, hem de çevresini tanıyabiliyor. Yapamadığı becerileri, hareket eğitimi sayesinde yapmaya başlıyor. Örneğin, en basit top sektirme. Top sektirmeye başlayınca, yavaş yavaş dikkatini artırmaya başlar. Denge problemi yaşayan bir çocuk, denge tahtasında yürümeye başlayınca veya engellerden geçerken, dengesini korumak için çaba sarfettiğini görürsünüz. O yüzden hareket eğitimi çocuğun hayatı için çok ama çok önemlidir.”
NÖRONLAR HAREKET EĞİTİMİYLE ÇALIŞIYOR
“Dikkat dağınıklı olan bir birey, çevresiyle de uyum sağlayamaz. Hareket eğitimiyle dengesini koruyan, dikkat dağınıklığını yenen çocuk, bunu dışarıya genelleme, yansıtmaya başlayacak. Bazı şeyleri daha çok farkına varır. Bu değişimi de zamanla ailelerde görmeye başlıyor. Çocuklarının algısının açıldığı ve bazı şeylere dikkat etmeye başladığına şahit oluyor. Bu da hareket eğitiminin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Her yönden gelişiyor çocuk. Hem eve yansımaya başlıyor, hem akranlarıyla bir araya gelip, sosyalleşmeye başlıyor. Yani her alana katkısı var. O nedenle biz hareket eğitimcilere göre, nöro gelişimsel bozukluk gösteren bir çocuk için hareket eğitimi şarttır. Konuşamayan bir çocuğun, hareket eğitimiyle birlikte konuşmaya başladığını gördük. Hareket eğitimini tüm ailelere tavsiye ediyorum. Konuşamadığı için altı ay önce bize gelen öğrencinin, aldığı eğitimle birlikte altı ay sonra konuştuğunu gördük. Çocuk kendini tanıyor, çevresini tanıyor, kullandığı materyalleri tanıyor. Bu da bize gösteriyor ki, hareket eğitimi çocuk üzerinde olağan üstü önemli…
“BEDENLE BİRLİKTE BEYİNDE GELİŞİYOR”
“Bugüne kadar onlarca çocukla çalıştık. Ailelerin şaşırdığı nokta şu; “Bu nasıl sporla olabiliyor?” Bedenini kullanamayan bir çocuk, yapabilecekleri kısıtlıdır. İşte burada, deyim yerindeyse, imdada hareket eğitimi yetişiyor. Kaşık tutmayan, kalem tutmayan çocuk, ayağını kullanamayan yürümeyen bir çocuk, neden başka bir şeyle değil de sporla bu kadar yol katedebiliyor. Süreç sporla pekişince, inanılmaz bir hale geliyor. Ben bir olayı anlatayım size. Tişörtünü çıkarmayan bir çocuk, başının üzerinden topu hedefe ata ata, eli de alıştığı için, tişörtünü çıkarmaya başlıyor. “Şimdi ne alaka?” denebilir. Elini, vücudunu kullanmayan bir çocuk, egzersiz yapa yapa, öz bakım dediğimiz tişört örneğinde olduğu gibi, sorumluluk yüklenip, yapması gerekeni yapabiliyor. Beden geliştikçe çocuk, yapması zor denen hareketleri yapmaya başlıyor. Ailenin beklemediklerini yapmaya başlayan çocuk karşısında, bu durum karşısında ailede şaşkınlık yaşıyor; “Ya nasıl oluyor, olabilir mi?” İnce motoru zayıf olduğu için kalem tutamayan bir çocuk, top sektirme ve değişik materyalleri kullanarak yaptığı egzersizler sayesinde kalem tutmaya başlıyor. Zayıf olana bir yeri güçlendirmek sporla olur. En eğlenceli tarafı da o zaten...”
OTİZMİN NEDENİ BELLİ DEĞİL..
“Ben bu mesleğe başladığımda şunu duyuyordum; “Yüz çocuğun birine otizm tanısı konuluyor. Şuan bu oran otuzun altına düşmüş durumda. Kesin olarak sebebi “ şudur” diye, diyemiyoruz. Bazı ailelerden şunu duyuyoruz; “Hocam, çocuğum aşı olduktan sonra oldu.”, “Kimi aileler, Çocuğu için “Ben hasta olduğum için çocuğum böyle oldu” şeklinde görüşleri var. Bu tür şeyleri çok duydum. Buda bize gösteriyor ki, otizmin kesin sebebi “şudur” denilemiyor...”
EĞİTİME ERKEN BAŞLANMASININ ÖNEMİ
“Ne kadar çok erken müdahale, o kadar çok gelişim ve başarı demek. Şöyle düşünün, Taze bir beyin, taze bir nöron. Orası boş olduğu için, her şeyi verebilirsiniz. Yaş ilerleyince, maalesef bazı şeyleri yapamıyorsunuz, yaptıramıyorsunuz. Maalesef bu durumda gelişimsel ve davranışsal bozukluğuna sebep oluyor. O nedenle erken yaşta hareket eğitimi önem taşıyor. Bu konularla ilgili bilinç oluşması için seminer ve toplantılar, reklamlar önem taşıyor. İnsanların bilinçlenmesi için bunlarla ilgili çok şey yapılabilir. Beş, beşbuçuk yaşlarında bir öğrencimiz var. Yaklaşık 5 aydır bizden hareket eğitimi alıyor. Aile şunu diyor “Hocam ben hareket eğitimi diye bir şey duymadım?” Bu ne kadar acı bir durum. Çalışmaları gördükten sonra, biz keşke bunu daha önce bilseydik ve hareket eğitimine başlasaydık, diyen velilerimiz var. O nedenle erken yaşta başlamak her zaman daha önemli ve avantajlıdır. Yürümeye başlayan bir çocukta gözlemediğiniz bazı şeyleri gördüğünüzde anında müdahale edebiliyorsunuz. Ama yaş ilerledikçe, bazı şeyler yerine oturmuş olduğu için maalesef müdahale edemiyorsunuz. 5 veya 10 yaşından sonra eğitim sayesinde gelişim gösteren çocuk çok gördüm. Ama her zaman erken müdahale çok önemlidir…
EĞİTİMDE KURUM VE TECRÜBENİN ÖNEMİ
“Kurumsal eğitim merkezlerinin sayısının artırılması önem taşıyor. Kurumsallık tecrübe demek. Tecrübe sahibi olmayan bir eğitmen, öğrencisiyle ne çalışacağını bilmez. Önemli olan tecrübe. Yani çocuğa daha çok katkı sağlayan kişilere denk gelmektir. Çünkü tecrübeli biri çocukla nasıl çalışarak bildiği için, derse severek, istekli girer. Çocukla planlı ve programlı çalışmaya başlar. İstikrarlı olur ve gelişimine katkı sağlar. Aileyi bu konuda bilgilendirir ve bilinçlendirir. Özel çocuklarda çalışmak için marka önemli değil, ama tecrübe kesinlikle önemlidir. Çocuk geliştiği için, bir daha geçen günleri geri getiremiyorsunuz. Bilinçsel olarak gelişim göstermesi için, erken müdahale etmek gerekiyor. Dediğim gibi, gelişmeye müsait beyne her şeyi yerleştirebilir. Yaş ilerledikçe, bu verimlilik düşmektedir…”
KAYNAŞTIRMA, EĞİTİMİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI
“Kaynaştırma, öğrencilerimiz oldu, halen de var zaten. Benim tanıdım birçok öğrenci var, kaynaştırma alan. Çocuk hazır olduktan sonra kesinlikle kaynaştırma öğrencisi olmalı. Hazır olmayan çocuğu kaynaştırmaya gönderildiği vakit, zamanını çalmış olursunuz. Hazır olmayan bir çocuğu kaynaştırmaya verdiğiniz vakit, hem akran zorbalığı yaşamaya başlar, hem de diğer çocuklar tarafından dışlanmaya başlar. O nedenle çocuk hazır olduğu vakit kaynaşma öğrencisi olmalı. Hazır olan bir çocuğu kaynaştırma öğrencisi yapmak niçin önemli? Çocuk, diğer çocuklarla aynı ortamı paylaşacağı için, akranlarıyla iletişime geçmesi ve kaynaşmasını sağlayacaktır. Bunun tam tersi durum, hazır olmayan bir çocuğu o ortama soktuğunuz vakit, oraya adapte etmeye çalıştığınız zaman, hem iletişim hem de davranış bakımından zorlanmaya başlar. Bu da diğer aileleri etkiler. Çünkü çocuk gidip evde ailesine aktarıyor. Annesine söylüyor; “Şöyle bir çocuk geldi, şöyle şöyle hareketleri var.” Ondan sonra aileler kendi aralarında toplanıyor, “Bu çocuğu istemiyoruz, bu çocuk niçin burada” gibi olumsuz durumlar ortaya çakıyor. O nedenle benim tavsiyem, hazır olan bir çocuk kaynaştırma eğitimi almalı. Hazır olmayan bir çocuğu oraya koyduğunuz zaman, hem vaktini çalmış olursunuz. Giden zamanı bir daha geri getiremiyorsunuz. Hazır olmayan bir çocuk, girdiği ortamda kaybolacak duruma gelmemesi gerekiyor. Günümüzde en önemli konu iletişimdir. İletişime geçmeyen bir çocuk, maalesef kendi yaşıtlarıyla kaynaşamıyor, dışlanmaya kadar gidebiliyor. O yüzden kaynaştırma eğitimi alabilecek seviyeye gelmesi gerekiyor…”
BİLİNÇ OLUŞMASI İÇİN NE YAPILMALI?
“Bu alanda ne kadar insanı bilinçlendirip, ne kadar çok insanı bilgi sahibi yaparsak, daha çok insanın hayatına dokunmuş oluruz. Bu bilinçlenmeyle insanlar çocuklarını daha erken yaşta eğitime başlatırlar. Bu konuda geç kalınmamış olunur. İdareci ve devlet yöneticilerimize çağrım, insanların bilinçlenmesi için daha çok reklam, daha çok seminer ve tanıtımı açısından benzer etkinlikler düzenlenmesi. Bu konuda insanlarımızın bilgisi çok az. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeyen ailelerimiz var. Kulaktan dolma bilgilerle hareket eden ailelerimiz var. Bilgi sahibi olmayanlar tarafından yönlendirilen ailelerimiz var. Benim bu konuda ‘keşke’ olması gereken dediğim şey, biraz daha insanların bilgi sahibi olması. Belediyeler ve bakanlığımızın insanları bilgi sahibi olmaları için reklamlar yapsa daha iyi olur diye düşünüyorum. Maalesef her geçen gün özel çocuk sayısı çoğalıyor. Bugün komşusunda yaşanan bu olay, yarın kendi çocuğunda yaşanmayacak, diye bir durum söz konusu değil. O nedenle insanları bu konuda bilgi sahibi yapmak önem taşımaktadır. İnsanlar böyle bir durumla karşılaşınca, en azından nereye gideceklerini, ne yapmasını bilirler…”
“TANIMAK İÇİN SAHAYA İNMEK GEREKİYOR”
“Bizden sonra gelecek hocalar ve eğitmenlerin yetiştirilmesi için, benim tavsiyem şudur. Bu bilgiler sadece okulda, sadece sözde kalmamalı. Biraz daha bu işin içine girmek gerekir. Biraz daha hocalarımızı bu çocuklarımızla tanıştırmak gerekir. Bu işe girmediğiniz vakit anlayamıyorsunuz. Sadece teorik kısmı, bana göre sadece %30’dur. Bu çocuklarla tanışmayan, bu çocukların hayatına girmeyen, bunlarla kaynaşmayan, bunları görmeyen, bunlarla yaşamayan biri, işin sadece teorik kısmıyla bir yere gelemiyor, maalesef. Çocuklarla çok faydalı olunamıyor. Benim tavsiyem, bu bölümü okuyan hocalarımız ve eğitmenlerimizin, kardeşlerimizin, bu çocuklarının hayatlarının içerisine girmesi gerekiyor. Ailelerle görüşmek, ailelerin görüşlerini almaları, onların yaşadıklarına tanık olmak gerekiyor. Sadece sözde ve teorik olarak değil, biraz daha bu çocuklarla buluşacakları bir ortam oluşturmaları gerekir…
EĞİTMENLİĞE ERKEN BAŞLAMANIN ÖNEMİ
“Özel çocuklar kadar, onları eğitecek/yetiştirecek eğitimcilerinde bu sektörün içerisine erken girmeleri önem taşıyor. Bu sene yapmam, diğer sene yaparım, dersiniz, bir bakmışsınız, yıllar birbirini kovalamış ve zaman çok çabuk geçmiş. Üniversitelerin Beden Eğitimi Bölümü okuyan hocalarımız, arkadaşlarımıza tavsiyem, birinci sınıfta başlamaları. Çünkü zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Bazen, iş öğrenilmeden, bu işe atılmış olunuyor. Böyle bir durum doğal olarak sizi bu meslekten soğutabiliyor, atabiliyor. Bazı arkadaşlarımız bu işe meslek değil de, çalışmak için çalışayım, veya para kazanma anlayışıyla bakıyorlar. Bence çok yanlış. Neden? Parayı her türlü, başka işlerle de kazanırsınız. Ama bir ailenin yüzünü her zaman güldüremezsiniz. Bir çocuğun hayatına her zaman dokunuş yapmıyorsunuz. O yüzden benim tavsiyem, en azından üniversite birinci, olmadı ikinci sınıfta özel çocuklarla çalışılmaya, bizzat o ortama girilmesinde yarar var…” TECRÜBE VE YAŞANMIŞLIKLARIN ÖNEMİ
“Bugün başkalarının başına gelen, yarın benim-senin başına gelip-gelemeyeceğini bilemezsiniz. Bana göre büyük bir problem. Nasıl çalışacağını, nasıl davranacağı ve nasıl hareket edeceğini bilemez. Daha önce çalışmış biri, nasıl hareket edeceğini bilir. Önceden bu işte çalışan arkadaşım şuan devlet memuru. Gittiği ilçede tanıştığı arkadaşının çocuğu, özel bir çocuk. Baba, çocuğuyla ilgili nereye gideceği ve nasıl eğitim alması gerektiğini bilemiyor. Öğretmen arkadaşımız bu alanda daha önce çalıştığı için, ailenin bilinçli bir şekilde yönlenmesini sağladı. Hocamızın yönlendirmesi söz konusu olmasaydı, aile zorluk yaşayacaktı. O nedenle tecrübe ve yaşanmışlıklar her zaman önemlidir. Elbette ki insanın hayatla ilgili kaygıları olabilir. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, yarın bizimde başımıza ne geleceğini bilemez. Bu anlayışla hareket etmek yarar sağlar, kanaatindeyim…”
HAREKET EĞİTİMİNİN DESTEKLENMESİ
“Bu alanda çalışan bir arkadaşımız, eğitim verirken sadece hareket eğitimi değil, masa tenisi, bisiklet, yüzme ve paten gibi birçok branşı da öğrenme durumunda kalıyor. Ama bu çocuklar için hareket eğitiminin önemi oldukça fazla. Bunun yanında çocuğa diğer spor branşlarını öğretmek fayda sağlar mı? Elbette ki sağlar. Bunlara örnek verirsek; Masa tenisi. Defalardır federasyonun düzenlediği Masa tenisi turnuvalara katıldık. Bu sayede çocuk ve ailesinin sosyalleştiğine şahit olduk. Yaptığı spor, çocukta kazanma ve kaybetme bilincini oluşturur. Bu durum aileyi mutlu eder. O nedenle farklı branşların etkisi tartışılmaz bir şey. Hareket eğitimi eyvallah, farklı branşları da öğrenmek tabii ki fayda sağlayacaktır.
SEVMEK, BAŞARMAK VE YOL ALMAKTIR
“Bizde zamanında vasıfsızdık. Bir dönem, şuan yaptığımız işi bilmiyorduk, daha önce tecrübe sahibi edinmiş hocalarımızdan öğrendik. Ama şunu söyleyeyim. İstediğiniz kadar gelin, vasıflı veya vasıfsız olun, bu işi sevmelisiniz. Bu işte öncelik çocukları sevmek. Çocukları sevmezseniz bu işi yapamazsınız. Benim için en önemli madde, çocukları sevmek. Bu çocukları sevmeyen biri istediği kadar gelsin, istediği kadar çalışsın. İki gün sonra bırakacaktır. Bu çocukları seven, bu işi yapar…”
ÖZEL ÇOCUKLAR BANA SABRI ÖĞRETTİ
Ben sabırsız biriydim. Bu işe başladığımda “Ben bu işte çok fazla durabilir miyim”, “Arkadaşlarım kadar, sabırlı olacak mıyım?” diye, düşünmeden edemiyordum. Hatta eve gittiğimde büyüklere anlatırdım “Ben bu kadar sabırlı olabilir miyim?” diye soruyordum. Bir gün bir öğrencim 2,5 saat süren problem davranış çıkarmıştı. “Ya bu kadar olur mu” demiş, olamaz diye düşünmüştüm. Tabii böyle bir durumun benzerini farklı çocuklar üzerinde görünce o vakit dedim ki “Demek ki bu çocuk tek değilmiş. Diğer çocuklarda da benzer davranış varmış.” O zaman dedim ki, ben bu işi yapacaksam sabırla beklemem gerekiyormuş. Bu işi başarabilmenin en püf noktası sabırlı olmaktır..
BİR AİLENİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMENİN ÖNEMİ
“Benim ilk çalıştığım öğrencimin birisiyle birkaç ay çalıştıktan sonra, öz bakımdan tutun davranış bozukluğuna kadar, çocuk bizim beklemediğimiz üzerinde bir başarı gösterdi. Çalışmalarımız başladıktan sonra her şeyin düzelebileceğini, ailelerin bana sayısız kere dua ettiğini gördüm. Hatta, yaklaşık sekiz yıl oldu, her Cuma günü bana Cuma mesajı atar. Çocukla çalışmamızın dördüncü beşinci ayından sonra, benim ondan duyduklarım daha önce çocukla çalıştığımızda dökmüş olduğum terlerin hepsini örtmüş oldu. İşte orada “Ben bu işi yapabilirim.” dedim. Bir ailenin yüzünü güldürmek, her şeyden daha önemlidir. Ailenin sarf ettiği memnuniyet ifadeleri, benim bu işe bağlılığımı artırdı. Ailenin bu sözlerini duyunca “Ben bu işi yapabilirim, yapabileceğim” demiştim. Daha çok insanın hayatına dokunacağız. Daha çok çocuğun gelişimine katkı sağlayacak, daha çok aileyi mutlu edeceğiz, dedik. Şimdi işimizi devam ettireceğiz…”
ZEKİ HOCAMIZIN BAŞARI REÇETESİNDE NELER VAR?
“Gençlere şunu tavsiye ediyorum, hiçbir zaman bir şey için geç kalmayın. Çünkü geç yaşta başlanılan her şey, zamanla ufak ufak soğumalar başlar. Şahsen ben kendime “Keşke bu işe daha önce, erken yaşlarda b başlamış olsaydım.” Dediğim oldu. Ben bu işe 2018 yılında başladım, keşke 2011 yılında üniversiteye başladığım yaşlarda başlamış olsaydım. O nedenle bir şeyi seviyorsanız ve sevmeye başladıysanız ‘Keşke’ kelimesiyle başlayan cümleler yerine, tecrübesi olan insanları dinleyip, biraz daha erken yaşta başlamak her zaman daha iyi, daha avantajlıdır. Benim genç öğrencilere tavsiyem o yönde. Azim başarıyı, başarı da gelişimi getirir…”
“MERHAMETİN KAYNAĞI SEVGİ OLDUĞU İÇİN
DÜNYA’YA BİR DAHA GELSEM BU İŞİ YAPARIM”
“2011 yılında Üniversite’de hocamız vasıtasıyla engellilerle tanıştık. Hocamız bize “Özel çocuklarla tanışın” derdi. Keşke onu dinleyip, şuan yaptığımız işimize erken başlayıp, daha çok yoğunlaşsaydık. Bir daha dünyaya gelsem bu işi yaparım. Bu işi gerçekten severek yapıyorum. Ben günde yaklaşık yedi saat derse giriyorum. Çocukları gördüğümde mutlu oluyorum, çünkü onlara alışıyorum. Onları özlüyorum. Mesela benim ikiz öğrencilerim var. O kadar tatlı, o kadar güzeller ki. Bir önceki dersten çıktığımda, o yorgunluğu unutuyorum. Bunun bir karşılığı yok. Özel çocuklarla çalışsak da, çalışmasak da, onların hayatında olmalıyız. Çalışsak da çalışmasak da onları her zaman sevmeliyiz. Çünkü sevgi merhamettir…”