Futbolumuzun ‘para’, insanlığın İsrail vahşetiyle imtihanı!..
Futbolumuzun ‘para’, insanlığın İsrail vahşetiyle imtihanı!..
AHMET GÜLÜMSEYEN
İnsanlığın nereye sürüklendiğini görmek için, sadece spor camiasında yaşananlara bakmak da yeterli olacaktır.
Futbol bunun en canlı örneği. Galatasaray’ın Trabzonspor’dan kadrosuna kattığı oyuncunun (Uğurcan) transferine, bonservis bedeli olarak tam 27,7 milyon avro ödemesi.
Sarı-kırmızılı ekibin Nijeryalı oyuncu Victor Osimhen’e 75 milyon avro, Monaco’dan Wilfried Singo için 30 milyon avro ödeyerek, bir ay içersin de tam 133 milyon avroya yakın para harcadığını görüyoruz.
Merak uyandıran, kulüplerimiz bu kadar mı zengin! İnsan sormadan edemiyor; ‘Nereden geliyor bu değirmenin suyu?..’ Sadece Galatasaray mı!
Sarı-kırmızılı kulüple ile birlikte Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer kulüplerin nasıl savurganlığı, katil sürüsü İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve bölgeye uyguladığı abluka nedeniyle açlıktan hayatını kaybeden yüzlerce Filistinli.
Siyonistlerin açlığı silah, insani yardımları ölümcül tuzak olarak kullanıldığı savunmasız coğrafyayı hatırlattı. Devam edelim…
ŞEHİT EDİLEN VE İŞKENCE
GÖREN MİLLİ SPORCULAR
Filistinli eski basketbol yıldızı Muhammed Şala, kritik aşamaya gelen kıtlık nedeniyle 5 çocuğuna gıda bulmak için arayışa çıktığı anlarda, kalbine saplanan İsrail kurşunuyla şehit edilmişti. Yine aynı şekilde, Gazze’deki Eş-Şati, Batı Yaka’daki El-Amari kulüplerinde forma giyen, gol krallığı kazanan, 24 uluslararası maçta milli takımı temsil eden ve kariyeri boyunca 100’den fazla gol atan Süleyman Al-Obaid (41), 6 Ağustos’ta çocuklarına yiyecek getirmek için kuzeyden güneye kadar gitti ama bir daha geri dönemedi. Çocuklarının karnını doyurmak için gittiği yardım yerinde şehit edildi. UEFA’nın Süleyman için taziye mesajına, Liverpool’un dünyaca ünlü Mısırlı futbolcusu Muhammed Salah sosyal medya hesabındaki paylaşımında, “Bize nasıl, nerede ve neden öldüğünü söyleyebilir misiniz?”ifadeleriyle Filistinli futbolcunun neden/nasıl öldüğüne değinmeyen UEFA’ya haklı tepkisi.
İsrail hapishanelerinde 16 ay boyunca tutulan Filistinli vücut geliştirme şampiyonu Semir Tertir (35) uygulanan aç bırakma, darp, eziyet ve baskı eylemleri sonucu 30 kilo kaybetmesi. İsrail hapishanelerinde ise 10 binden fazla tutuklu ‘açlık, aşağılanma, taciz, tıbbi ihmal, cinayet ve infaz dahil olmak üzere intikamın en acımasız ve korkunç biçimde maruz kaldığını, Hamas’ın yaptığı açıklamalarından öğreniyoruz. Filistinli 32 yaşındaki eski futbolcu Abdulbedi psikolojik ve fiziksel işkencelere maruz kaldığı İsrail hapishanelerinde geçen günlerini unutmak mümkün değil diyor; “Gözaltında tutulduğum süre boyunca güneşi göremedim. Bize fiziksel işkenceden çok psikolojik işkence yaptılar. Bizi kuş kafesine benzeyen demir kafeslere koydular, sürekli başımızı öne eğmemizi söylüyorlardı. Felaketti, umarım kimse bunu yaşamak zorunda kalmaz.”
TFF YILLAR SONRA UEFA’DA NEDEN YOK?
Dünyada sporu yönetenlerin, İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği sonu gelmez soykırım, açlık, saldırı, ölüm ve yerlerinden edilmeye karşı ne kadar duyarsızlıktan da öte, siyonist anlayıştan yana bir tavır ortaya koyduğundan anlıyoruz. Bu da demek oluyor ki Haçlı ve Siyonist anlayış, dünya spor kuruluş ve organizasyonlarının en üst ‘perdeden’ hakîm olduklarını anlıyoruz. Öyle olmasaydı, 49. UEFA Olağan Kongresinde İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminden birer temsilci İcra Kurullarında yer alırken Türkiye, uzun yıllar sonra ilk kez icra kurulunda üyesiz kalır mıydı!
Türkiye’nin olmadığı yerde ne mi oldu? Adına ‘güzelleme’ mi dersiniz, ‘sus payı’ mı! Düzenlenen gala ile İstanbul’da UEFA ofisi açılmasına karar verildi! Tüm bu gerçekleri göz önünde bulundurup, vicdanımızın sesini dinlediğimiz de, Amerika’nın desteğini alan Siyonist lobinin İsrail adı altında Filistin’de soykırım düzenlemesini protesto/boykot etmek için o kadar geçerli neden var ki…