Cumhuriyetin, kadın mahremiyetini yok eden sportif projeleri/akımları (2)
Cumhuriyetin, kadın mahremiyetini yok eden sportif projeleri/akımları (2)
AHMET GÜLÜMSEYEN
Kesici alet olan bıçak örneği ile bugün yazımıza başlamak istiyoruz. Bıçakla bir elmayı ikiye bölüp, böldüğünüz o parçayı bir başkasıyla paylaşabilir, şeytan aklınızı çeldiği vakit, aynı bıçakla bir başka kişiye zarar da verebilirsiniz! Sporu da, yarar ve zarar açısından ‘bıçağa’ benzetebiliriz.
Cumhuriyetin kurulduğu tarihsel sürecin ilk yıllarından bugüne, Türk spor yönetiminin siyasi, sosyal ve ekonomik olarak değişim ve etkileşim altında olduğunu görmekteyiz. Bu etkileşimin en önemli kaynağını modernleşme/batılılaşma olduğunu, kaynaklar bize delilleriyle ortaya koymaktadır. Bu kaynaklardan en önemlilerinden biri de Akademisyen Mutlu Türkmen’in Spor Yayınevi ve Kitabevi yayınlarından çıkan ‘Beden Terbiyesi’ isimli kitabı.
Birtakım ‘sapkın’ anlayışın ‘ne olacak ki?’ diyebildiği, İslami değer, Müslüman kimliğimize ters düşen sadece bir kıyafet örneği bile, sürecin çarpıklıklarını ortaya koymamaya yetiyor aslında; “1930 yılında ilk kez yapılan güzellik yarışmasında birinci olan Mübeccel Namık Hanım, bu birinciliği spora borçlu olduğunu belirtmiştir. Küçük yaştan itibaren sporla meşgul bulunuyorum.” (Sayfa-161)
Kitabın sonuç bölümündeki Almanya ve Sovyetler örneği bile, konuyu o kadar net özetliyor ki; “Cumhuriyet yöneticilerinin aynı ülkü ekseninde kenetlenmiş bir ulus yaratmak için beden kültürü politikalarına özel bir anlam yüklediği belirtilmelidir. Bu anlamın içeriği belirlenirken dönemin totaliter ve otoriter rejimlerinin (özellikle Almanya ve Sovyetler Birliği’nin) tecrübelerinden fazlaca yararlanılmıştır.” (Sayfa-189)
SÖZ VATANDAŞLARIMIZIN/
OKUYUCULARIMIZIN
Hakk’ın yanında olmaya niyetlendiğimizde, bir anda kendimizi halkın içinde buluyoruz. Bu bağlamda, bir önceki yazımıza okuyucularımızın yaptığı yorumlardan birkaçını sizlerle paylaşmak istiyoruz. Allah (cc) bizleri ‘ders’ alanlardan eylesin.
Reis Sevdalısı; “O yıllarda bıyığı yeni terleyen bir delikanlıydım ve dediklerinizi bir bir gördüm hocam. 19 Mayıs şenliklerinde bir karış şort veya mini etek ile askılı dar kıyafet giyme zorunluluğu vardı. Zorla el ele tutuştururlardı. Sınıf arkadaşımız kızlarla zorla oynatırlardı. Ortaokul ve lise hayatım boyunca sırf 19 Mayıs şenliklerinde yaptıklarım yüzünden yanacağım diye kaç gece nafile namaz kılıp hüngür hüngür ağladığımı bir ben bilirim, bir de kadir Mevlâm” Ahmed; “1978 yılında öğretmenlik yaparken, sınıf öğretmeni olduğum orta 3. Sınıfa, program gereği’ ‘Sizi etkileyen, unutamadığınız, bir hatıranızı bir kağıda yazıp verin’ diye öğrencilere söyledik. Bir kız öğrenci şunları yazmış. ‘Geçen yıl Beden Eğitimi dersinde, hocamız bize, beden eğitiminde şort giymemiz gerektiğini söyledi. Yönetmelik gereği mecburduk. ‘Giydiğimde yüzüm kızardı, çok utandım.’. O yıllar, kız öğrencilerden bazıları Beden Eğitimi dersine girmemek için hasta raporu alıyordu.” Okur; “Muhterem yazar cumhuriyeti, geçmiş yılları bırak önümüze bakalım. Şu an okullarımızda ihl’ler de dahil kız öğrencilerimiz çeşitli spor dallarında ve özellikle voleybol müsabakalarında yarışıyor. Giyimlerini bir gör sonra geçmişi değil günümüzü eleştirelim.” Reis Sevdalısı; “Kadınlar evimizin gülü, yuvamızın süsüdür. en büyük sporları ev temizliği, yemek, çocuklara ve kocaya hizmet olmalıdır. Tabii tüm bunlar İslam dairesinde yapılmalıdır. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet ve Hadis hükümleri açıktır. bunları okuyup da, bilip de eşini sokağa yalnız salanın vay haline! eşini çalıştıranın vay haline! eşini erkeklerin olduğu ortama sokanın vay haline!” Bahçekapılı; “Spor etkinlikleri kültürel değişim en hızlı olduğunu sosyalleşme etkinliği olduğu için emperyalistler tarafından iyi kullanabiliyor. Bizlere düşen bunun farkında olup tedbir almak.”