Cumhuriyet’in, kadın mahremiyetini ‘yok’ eden sportif projeleri/akımları (1)
Cumhuriyet’in, kadın mahremiyetini ‘yok’ eden sportif projeleri/akımları (1)
AHMET GÜLÜMSEYEN
Modern Olimpiyat ateşinin Yunanistan’da yer alan Hera tapınağında, 1896 yılında yakılması, çağdaş spor akımının başlangıcı olarak tarihe geçti. Tapınakta yanan ateş, ‘modern’ sporunun dalga dalga yayılmasına neden oldu. Bu anlayışın zirve yaptığı yer 2024 Paris Olimpiyatları. Oyunların açılış seremonisinde ki cinsiyetsizlik ve dinsizlik propagandasının üst seviyeye ulaştığına şahit olduk. Sporun çatı kuruluşlarının hangi anlayış tarafından yönetildiğinin en bariz olarak örnekleriyle bize göstermiş oldu.
Ülkemizin sporda modernleşme adı altındaki rezaletin cumhuriyetin kuruluş yıl dönümüne denk geldiğini görmekteyiz. Yunanistan’da bir tapınakta yakılan ve iki asırda tüm dünyaya dalga dalga, aşama aşama yayılan ateş, şimdi bizi biz yapan değerlerimizi, çocuk ve gençlerimizin ‘maneviyatını’ yakıp, yok ettiğine şahid olmaktayız…
SPORDA ‘ÇAĞDIŞI’ UYGULAMALAR
Çağdaşlaşma adı altında batı özentisiyle birlikte, toplumun tarihi geçmişi, milli ve manevi değerlerinin nasıl yok edildiğini bizle birlikte, bilimsel araştırmalar da söylüyor. Spor Bilimleri Fakültesinde Akademisyen olan Ünsal Tazegül hocamızın ‘Cumhuriyetin ilk yıllarında çağdaş beden eğitimi ve öğretimi’ makalesi sonuç bölümünde şu ifadeleri dikkatimizi çekiyor;
“Cumhuriyetin ilk yılarında, bilim esas alınarak, çağdaş eğitim ve öğretim, başta eğitim kurumları olmak üzere, bütün kurumlarda uygulanmaya başlamıştır. Bu çağdaş eğitim düşüncesinden beden eğitimi ve öğretimi de etkilenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında çağdaş beden eğitimi ve öğretiminin gelişmesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük katkısı olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, yaptığı konuşmalarla, imzaladığı yasa ve kararnamelerle, yurt dışından beden eğitimi alanında uzmanlar getirterek ve Türk gençlerinin çağdaş beden eğitim ve öğretimi almaları için yurt dışına gitmelerini destekleyerek çağdaş beden eğitiminin gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, çağdaş beden eğitimi ve öğretimini toplumda bütün kitlelere yaymak için birçok yöntem uygulanmıştır. Uygulanan yöntemlerden bazıları şunlardır: Kadın ve erkeklerin ortak olarak spor yapabilecekleri modern spor tesisleri yapılmıştır. Kadın ve erkeklerin birlikte spor yapmaları çağdaş ve laik eğitim acısından önemli bir gelişme olmuştur. Kadın ve erkeklerin birlikte egzersiz ve spor yaptıkları spor alanlarından biri de, Ankara’daki 19 Mayıs Stadyumuydu. Kadınları, 19 Mayıs Stadyumunu hem izleyici hem de sporcu olarak kullanmaktaydılar. Burada erkeklerin ve kadınların birlikte katıldıkları bisiklet ve atletizm yarışmaları düzenlenirdi...”
CAMİDE BAŞLATILAN GELENEKSEL SPOR
Ünsal Tazegül hocamızın bilimsel makalesinin ayrıntısında, Cumhuriyet’in ilk günlerindeki sporun sadece ‘spor’ olarak yapılmadığını öğreniyoruz. Makale içeriğinde, düzenlenen yarışmalarda rekabet ortamı oluşturularak ‘modern’ spor anlayışına ulaşma gayretinin göstergelerinden birisi. Yunanistan’daki bir tapınakta (Hera) bu ateş yanıyorsa, bu ateşin spor bahanesiyle çevreye saçacağı zarardan başka ne beklenebilir ki? Bir de bu soruyu “Geleneksel sporu camide başlatıyoruz?” şeklinde sorsak kimlerin, hangi anlayışın nasıl tepki göstereceğini söylemeye gerek yok sanırım. İşte günümüzde sporda gelinen nokta bu! Batıl anlayışın koyduğu kurallarla, kendi çapında ‘çağdaş’ bir boyut safsatasına büründürülen spora kapılan çocuk ve gençlerimiz, emperyalist güçlerin egemen olduğu haçlı ve siyonist anlayışının kurallarını/şifrelerini belirdiği ‘değirmeninde’ öğütülmeye devam ediliyor. İlgili ve yetkililer, spor aracılığıyla gerçekleştirilen İslami anlayış ve Müslümanca yaşamaya engel böylesine bir sürece ‘seyirci’ kalmakla yetinmeye devam ediyorlar, maalesef…
(Devam Edecek)