Arda Güler’in ‘tevhid’ hareketinden niçin rahatsızlar (2)
Arda Güler’in gol sonrası yaptığı ‘tevhid’ işareti, tüm Müslümanların ortak değeridir. Allah’tan başka ilah olmadığına, zihin ve kalp yoluyla kabul ediliş. Hal böyle olunca yıldız oyuncunun ‘tevhid’ hareketi, İslam ile şereflenmeyen, (bir önceki yazımızdaki değindiğimiz gibi) ‘abdestsizlerin’ rahatsızlığına neden olacaktır. Bu bağlamda bize düşen, hakikat yolculuğuna çıkarak, ‘Hakka atılan oku…’ takip etmek. Hak ve hakikatten nasiplenmeyenler, Müslümanca yaşayanlara kin ve nefretlerini saçanlara inat, İslam ile şereflenenler, davasının gerekliliğini yaşaması ve çevresine yansıtması gerekmektedir…
ARDA GÜLER ÖRNEKLERİ
ÇOĞALMALI
Bir önceki yazımızda, spor/futbolda biz ‘adam’ yetiştireceksek, ‘Arda Güler’ler yetiştirmeliyiz’ demenin ne manaya geldiğine örnekleriyle görmek zor değil. En önemlisi ise, yarının geç olabileceği gerçeğiyle, bugün harekete geçmek. Arda Güler’in Real Madrid’e transfer sürecinde Temmuz 2024 tarihinde ‘Türk futbolunun ders konusu; Arda Güler’ başlıklı yazımız (yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-gulumseyen/turk-futbolunun-ders-konusu-arda-guler 42571.html) aslında ‘Geliyor gelmekte olan’ sözüne tam da uyumlu bir hal alıyor. O yazımızın içeriğine şöyle not düşmüşüz; “Geleceğin teminatı olarak görülen gençlerin yeteneklerinin ortaya çıkması kadar, karakter yapısının toplumun milli ve manevi değerlerini taşıyan, kendisine olduğu gibi ülkesine de yarar sağlayacak yeni Arda Güler’lerin yetişmesi, örneklerinin çoğaltılması gerekmektedir…” Bu söylediklerimizin ne manaya geldiğine açıklık kazandıracak, geçmişte o kadar çok örnek yaşandı ki. Tribünleri dolduran ve sahada olup bitenleri ekran başında olanlar, aynı takımda (Beşiktaş) forma iki ayrı oyuncu için ‘Pascal bizi diskoya götür’ ve ‘Demba Ba bizi Cumaya götür’ bestelerini icra ettiklerini şahit olduk. Çocuk, genç ve her yaştaki vatandaşımızın bu tablodan etkilenmemesi mümkün mü! İsmi Süper Lig’in dört büyükleri olarak anılan takıma (Fenerbahçe) transfer edilen (yıl 2002) Haim Revivo isimli İsrailli oyuncunun, yaptığı katliamlarla adı Filistin/çocuk kasabına çıkan İsrail Başbakanı Ariel Şaron için ‘Ben onun sahadaki elçisiyim!’ demesini unutmak mümkün mü? Siyonist Yahudi, misyonerlik üstlenen ‘oyuncunun’ ismini taşıyan takım formasını çocuk ve gençlerimizin sırtında görürken, sürecin ne kadar da ‘kaygı’ taşıdığını, detaylandırmaya gerek yok sanırım!.
“ÇOCUKLAR ARDA GİBİ
OLMAK İSTEYECEK”
Real Madrid ve Milli Takımın genç yıldızı Arda Güler’in Türk gençleri için bir simge haline geldiğini ve yeni bir süreci temsil ettiğini dile getiren futbol gözlemcilerden (şef scout) Serhat Pekmezci, Anadolu Ajansında yer alan sözleri, yabana atılamayacak kadar değerli; “Arda Güler’in bundan sonraki Türk çocuklarının gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de bakış açısını değiştirecek bir model oluşturduğuna dikkat çekerek, şu açıklamalarda bulundu; “Şimdi, ‹Arda gibi olmak› diye bir kavram oluştu. Nedir bu? 16-17 yaşında da çok yarışmacı, sürekli şampiyonluğu hedefleyen bir takımda süre alabilmek, gol atmak, asist yapmak, sonuca etki etmek. Saha dışında karakteriyle, tavrıyla, tarzıyla, yediden yetmiş yediye herkesin sevdiği bir profil olmak. Bundan sonra ‘Arda gibi olmak’ denen bir şey ortaya çıkacak. Yani bu bir marka haline gelecek ve dünyanın her yerinde çocuklar Arda gibi olmak isteyecek.”
HER DEFASINDA GÜNDEM OLACAK
Arda Güler, attığı gol sonrası sevincini ‘tevhid’ işaretiyle kamuoyuyla paylaşması, İslam ile şereflenmeyenleri hazımsızlığına neden oldu. Yaptığı davranışlarla Arda’yı, milli ve dini inanışının sahadaki temsilcisi olarak gören ülke insanımız, Portekiz maçında fazla şans verilmeyen Arda’ya sosyal medya hesaplarından sahip çıkınca, son oynanan Çekya maçında ilk 11’de yer aldığını gördük. Milli takımı rahatlatan golü atan Cenk’in maçtan önce basına yansıyan ‘Forma şansı bekliyorum’ açıklaması ve bir gün sonra kadroda yer alması, bu yer alışın golle neticelenmesi, normal karşılanmaması gereken, derslik bir durum. Bu demek oluyor ki, kendi içimizdeki ‘değerleri’ yetiştirilmesi önem taşıdığı gibi, o değerlere sahip çıkmak gibi bir görev ve sorumluluğumuz var…