Serbest bırakılan her suç, bir sonraki mağdurunu arar
Serbest bırakılan her suç, bir sonraki mağdurunu arar
AHMET CAN KARAHASANOĞLU
Ulucanlar Caddesi’nde 93 yaşında bir adam yere düşüyor. Bu defa bir bedenin asfaltla buluşması fiziksel bir rahatsızlıktan kaynaklanmıyor. Kasti bir gasp olayı söz konusu. Sadece yaşlı bir adam değil, toplumun vicdanından kayıp düşmüş bir beden var orta yerde. Haber önüme düştüğünde hüzünle düşündüm. O adamın yerine koydum kendimi. Defalarca yüzüne yumruklar yiyor, tekmeleniyor. İşte o güvenlik kaydında sadece bir gasp olayı değildi gördüğüm; aynı zamanda yasalardaki boşluğun nasıl çürüdüğünü izledim.
93 yaşındaki adamın adı Zafer S. Failin adı Serkan A. Serkan 36 yaşında ve 15 ayrı suç kaydı bulunuyor. Bu suç kayıtları, çoğu zaman hâkimlerin karar verirken zanlıya dair kanaatlerini etkiler. Yani daha önce bir kere suç işlemişse farklı, 10 kere işlemişse farklı karar verir hâkimler. Düşünün; 15 suç kaydı olan bir insan aramızda dolaşıyor ve buna hâkimler, savcılar ciddi bir ceza uygulayamıyor. Ya ellerinde yeterli yetki yok ya da bu adamı dışarı salanlar kötü niyetli. Yetki yoksa devletin İçişleri Bakanlığı neden bu konuda halkın öfkesini dindirecek bir açıklama yapmadı, yapmıyor? Yetki varsa bu hâkimler, savcılar neden suçluyu korumaktan yargılanmıyor?
Kusura bakmayın, partilerimize “adalet” ismini vermekle adaleti tesis edemeyiz. Adalet, gerektiğinde giyotine de gönderebilecek kadar kararlı olmalı; gasp, cinayet, terör vb. işlere bulaşmış bir vatandaşını. Ülkemizde içinde “halk” ismi olan muhalefet partisi de halkın içinden masum kızları işe alıp metresi hâline getirmiş; ne yapacaksınız? Kim kimi uyaracak?
15 suç kaydı ne demektir? Portföyünde 15 sicil bulunan potansiyel bir katil nasıl taş ocaklarında çok ağır koşullar altında çalıştırılmaz? Sırtını döndüğünde, oyalanmaya kalktığında görevli jandarmalar tarafından hortumla ıslatılıp hemen tekrar eline balyoz verilmeli bu tiplerin. Kim ne suç işlerse işlesin asla bir insana işkence edilemez. Sadece çalışmak istemeyip zorla işten kaytarırsa, pasif direniş yaparsa 3 günlük tek kişilik karanlık hücre cezası almalıdır. Aynı suçu ikinci kere işlediğinde 9 gün.
Yıllarca devasa taşları kıracak ki içindeki öfke kırılsın; aksi takdirde ıslah olmaz, aksine içeride daha yeni teknikler öğrenir. Adi suçlarda “ekmek elden su gölden” mantığı, suç işlemeyi caydırıcı kılmaz. Aksine suça teşvik eder. “Kışın soğukta kalmaktansa ufak bir yaralama yapıp 6 ay sonra çıkarım” diyenlerin pansiyonuna dönüşür cezaevleri.
Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bir adam kaç kez topluma zarar verme ihtimali taşıdığını göstermelidir ki yargı sonunda onu ciddiye alsın?
“Her suç, topluma sorulmuş bir sorudur.”
Evet, meselenin özü burada yatıyor. Çünkü hiçbir suç yalnızca failin ellerinde başlamaz. Suç, çoğu zaman görmezden gelinmiş işaretlerin, ertelenmiş kararların, imzalanıp rafa kaldırılmış dosyaların içinde büyür.
93 yaşındaki, yerde dövülen o zavallı adamın bedeni bize şunu anlatıyor: Bu saldırı bir anda olmadı. Uzun süredir yaklaşan, büyüyen, serpilen, kollanan bir suç makinesinin kaçınılmaz kurbanı… Belki ilk suçta değil ama 5. suçta, 8. suçtan sonra sistem artık o cellada şunu söyledi: “Devam edebilirsin.” İşte bu tip psikopatlar, kendilerine tanınan bu “gizli hakkı” sonuna kadar kullanır.
Bakın, sadece bireyi suçlu ilan etmek en kolay iştir. 20 yıldır yazıyorum; suça zemin oluşturacak yargı kararlarını bombalamadığınız müddetçe suç makineleri çoğalmaya devam edecek. Suça giden ana caddeler devlet eliyle oynatılan sanal kumar oyunlarıdır. Diyanet henüz bu konuda bir fetva yayınlamadı. Yoğunlukları (!) bittiğinde sanırım bu konuya da değinirler.
Mafya dizileri suçu teşvik eden ara sokaklardır. Sabah kuşaklarındaki o bunu, şu şunu taciz etti tarzındaki barzo programlar derhal yasaklanmalıdır. RTÜK, enseye tokat dizilerdeki şebekliğe acilen müdahale etmelidir.
Gevşek yasalar işlemeyen denetimi oluşturur. İşlevsiz denetim, korkusuz zanlılar ordusu üretir. Bu talihsiz durum, ülkeyi kayıtsız suç kaşarları üretim çiftliğine döndürür.
Bugün yaşlı bir adamın yoğun bakımdaki gözü yaşlı hâli şunu anlatıyor: “Bana atılan yumruğu, 15 sicili olan Serkan’dan önce, onun yıllarca sokakta kalmasına izin verenler attı.” Örtülü bir ittifakla Serkan’ı serbest bırakanların hiçbiri gidip 93 yaşındaki adamı ziyaret etmedi. Çünkü gitseler suçlarını kabul etmiş olacaklardı.
Konuyla ilgili Bakanlık, Serkan’ın davasına giren tüm hâkimleri, savcıları bulup hepsine bu adamdan özür diletmeli. “Hepsi birlikte bu yumruğu, o celladı dışarıda bırakarak biz attık sana.” diyerek 93 yaşındaki Zafer amcanın elini öpmeli.
Dışardan bir gözlemciyseniz. Yani halen gençseniz, yaşlılık, geçmişin kırılganlığını bazı yüzlerde izlediğimiz bir hatırlama biçimidir. Bu hatırlama biçimi ne kadar iç kanatıcı da olsa insani yanımıza dokunur. Dokunmuyorsa işte bu korkutucudur. Çünkü bazı suçlar bir kişinin değil, bütün bir sistemin imzasını taşır.