--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Söylenti kargaşanın ikiz kardeşidir

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
32

Bir ülkede, adalet, barış, hürriyet varsa; insanların malları, canları, namusları, akıl ve inançları, nesilleri güvende ise, emeği karşılığı temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, paraları paraysa, yani emeğinin ya da malının karşılığını zamanında alıyor ve parası durduk yere değer kaybetmiyorsa, o insanları o ülkeden kovsanız da gitmezler. Kaldı ki, o zaman kimse kimseyi de kovmayacaktır. Bunlar yoksa, babanızın oğlu da olsa, bağlasanız da durmazlar.

İddialar araştırılıp gerçek ortaya çıkarılmazsa, o iddialar söylentiye dönüşür. Söylenti ise kargaşanın ikiz kardeşidir. Gerçek herkes için en iyi olandır.

Daha önce de yazdım, yine hatırlatayım: Bacon (1561-1626) “Ayaklanmalar ve toplumsal kargaşalar üzerine” isimli bir denemesinde der ki “Devlete kara çalan sorumsuz konuşmaların sık sık ve uluorta yapılması, bir yandan devlete zararı dokunacak yalan-yanlış söylentilerin ağızdan ağıza dolaşarak büyük bir ilgi görmesi kopacak bir fırtınanın ilk işaretleridir.” (…) Devletin dört ana direği olan Din, Adalet, Yönetim, Hazine’den biri sarsılacak ya da güçsüz düşecek olursa insanların işi artık çok zordur. Ayaklanmaların sebebi iki’dir: Büyük yoksulluk ve büyük hoşnutsuzluk. Yıkılan ocakların sayısı ne kadar çoksa, karışıklığı destekleyenlerin sayısı da o kadar artar. Ayaklanmanın sebepleri ve körükleyici etkilerine gelince, dinde reform girişimleri, yeni vergiler, yasada ve törede değişiklik, tanınan imtiyazların geri alınması, toplumda genel bir baskı, değersiz insanların ve yabancıların yükselmesi, açlık, ordudan çıkarılan askerler, umut  kırıklığına uğramış partililer, küskün bir toplumu ortak bir gaye etrafında toplayıp birleştiren bütün buna benzer şeyler..” 

“Def-i mazarrat celb-i menafiden evladır”. “Şunları şunları yaptık” demeden, toplumdaki şikayetleri dinleyip, çözüm üretmek gerek. Bakın birçok şey söyleyebilirsiniz ve bunlar çok değerli olabilir. Ama halkın kafasında oluş(turul)an sorulara, yani suali mukadderlere cevap vermezseniz, söylediğiniz sözlerin siyasette hiçbir karşılığı olmaz. Bu bir dersi baştan sona ezberleyip, ama sınavda sorulan 5 soruya da cevap veremeyen adamın haline benzer o zaman haliniz.

Toplumdaki yakınmalar konusunda sebeb olanlardan başlayarak başta adalet, barış hürriyet ve ekmek olmak üzere, rüşvet, torpil ve yolsuzlukların önlenmesi gerekir.

Bu sadece devlet için değil, dernekler, vakıflar, sendikalar, odalar için de gerekli. Şirketler için de gerekli.

Bazan toplum devlet eliyle saptırılır, bazan da devlet toplum eliyle rayından çıkar. Bu ikisi arasındaki ilişki ve çelişki tencere-kapak ilişkisi gibidir. Kesinlikle israf ve aylaklığın önlenmesi gerekir. Vergilerin, teşvik, muafiyet ve imtiyazların açık bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. Üretim yoksa ve bir tüketim çılgınlığı sözkonusu ise, hazıra dağ dayanmaz. Üretimde kalite ve maliyet konusunda rekabet edebilir bir durumda mıyız. Bürokrasi engel mi, kolaylaştırıcı bir rol mü oynuyor. Ülkenin milli kaynakları etkin ve verimli bir şekilde kullanılabiliyor mu? “En önemlisi bir ülkede zenginlik ve imkanların birkaç elde toplanmasını önleyecek bir yol tutulmalıdır. Yoksa devlet, varlık içinde yokluktan ölür. Bu da tefecilik ve istifçiliğin, gayrimeşru kazanç yollarının piyasaya hakimiyeti ile son bulur” der Bacon. 

Bacon, Burjuva ve Aristokrat kesim kışkırtmadıkça halkın kendiliğinden kolay kolay harekete geçmeyeceği görüşündedir. Bugün artık uluslararası sistem STK, media, sermaye grubları, hatta muhalefet  üzerinden kontrollü bunalım stratejisini örgütleyebilmektedir. Biden’ın seçildikten sonra Türkiye hakkında söyledikleri hâlâ akıllarda. “Halka hoşnutsuzlukları ile kızgınlıklarını ölçüyü kaçırıp işi azgınlığa dökmeden açığa vurma özgürlüğü tanımak güvenilir yollardan biridir. Öfkesini içine atan, yarası için için kanayan kimse onarılmaz çıbanlar, irinli yaralarla toplumsal öfkeyi daha da büyütürler.” “Yöneticiler kışkırttıkları öfkenin kurbanı olurlar. Yapacakları en akıllıca iş umudu ve güveni canlı tutmaktır” der Bacon aynı denemesinde.

 “ ‘Toplumun babası’ olmaları gereken hükümdarların bir partiye bağlanıp yan tutmaları durumunda, devletin, bir yanına çok ağırlık yüklendiği için dengesizlikten batan bir gemiye dönüşecektir. Tıpkı Fransa Kralı 3. Henri’nin önce Protestanları yok etmek için kurulan birliğe girmesi, hemen sonra da aynı birliğin krala karşı dönmesi gibi.” Evet, insan partili olabilir. Ama “Partici” olmamalı, “Partizanca” davranmamalı. Müslüman “Müslümancı” olmamalı, Akıllı “Akılcı” olmamalı. Yüzümüzü Hakka dönmeliyiz. Yoksa “taşlanmış Şeytan” “ıslah edici” maskesi ile gelip, nefsimizin hoşuna giden şeyler söyleyerek, bizi kandırır ve o zaman da kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşarız. İyi bilelim ki, Şeytan ve onun dostları, yol arkadaşları bozguncuların ta kendileridirler. Şeytanın bize oynadığı oyunu görüp gerçeğin farkına vardığımızda ise çok geç olabilir.

İnsanoğlu ne kadar kibirli. Her insan hata yapma potansiyeline sahip. Hatasız kul olmaz. Peygamberler bu anlamda uyarılmış, korunmuş oldukları için “Masum”durlar. Ama yine de onlar çokça istiğfar ederler. Hz. Yunus “inni küntü minezzalimiyn” der. Ne tevbe istiğfar edilip, necasetten ve hades’ten temizlemeye çalışıyoruz, ne de şükredenlerdeniz. Her şikayet ve hep daha fazlasına sahip olma konusunda ihtirasımızı engelleyemiyoruz. Böyle olunca da ortam kifayetsiz muhterislere kalıyor. Herkes birbirini kıskanınca birbirinin malına, makamına tamah ediyor. O zaman da Allah onları biribirine musallat ederek onları cezalandırıyor.

Ne az ibret alıyoruz. Bu anlamda tarih ibretlerle doludur ve ibret alınmayınca da hep tekerrür ediyor.

Bu gibi durumlarda herkes birbirini suçlar, başkalarını eleştirip, öğütleyip durdukları şeyler konusunda kendi nefislerine karşı bir tedbir düşünmezler. Kıskançlık ve kibir onların beynini kemirir durur.

Bana kalırsa herkes, ferden ferde bir tevbeye ihtiyacımız var. Özellikle de kul hakkı konusunda çok dikkatli olmak gerek. Aklen ve ahlaken yücelmedikçe düzelme olmayacak.  Çünkü Allah, cahillere ve zalimlere yardım etmeyecek ve onların işlerini sarp dağlara sardıracak.  “Ebu Cehil” denilen kişinin zamanının en bilgili, en zengin, en saygın kişisi olduğu unutulmamalı. Ümmi “Cahil” demek değildir. Cahil olan Şeytan ve onun peşinden gidenlerdir. “Kitap yüklü eşekler” Cahil kategorisinde değerlendirilir. Gerçek Cahil, hakikatin bilgisinden yoksun olmaktır. Ve bugün yaşadıklarımız ahlaki zaaflarımızdan ve cahilliğimizden kaynaklanmaktadır. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(32)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

F.Ayşe Gün

20 Haziran 2021 11:32

Ferde ferde tövbeye ihtiyacı olanlar biz halk değiliz çok şükür ne devletle ne belediye ile işimiz gücümüz alışverişimiz ihalelerimiz yok günahımız varsa en çok kendi hakkımıza girmektendir.Tövbe edip adalet hak hukuk tanıması gerekenler sen ve senin gibiler.

Vekil

19 Haziran 2021 16:33

Ülkeyi cahiller yönetmeye çalışıyor 18 yaşında vekil yapmaya kalktılar insanları yahu ilkokul mezunu lise mezunu vekil mi olur ülkede adam kıtlığımı var. Bunun için ehliyet liyakat diyoruz en basit memurluk için yüksek lisans şartı arıyoruz kendimizi teslim edeceğimiz doktorda en az prof olsun diyoruz ama ülke teslim ediyoruz sözde Müslümanız bilenle bilmeyen bir olurmu ayetini sallamıyorum ehliyeti görmüyoruz liyakat otomatik yok oluyor zaten yuh be hergün yazdığınız yazınızda memurluk için ehliyet liyakat yazarken seçilmek içinde en az doktora mezunu şartı getirilmesi lazım 40 yaşından küçükler vekil olmaz denilmesi laızm

okuyucu

19 Haziran 2021 13:38

çok güzel bir uyarı yazısı,inşaallah her kademeye hitab eden uyarıları payına düşen herkes alıp,vakit geçmeden kendimize çeki düzen veririz...

Vhb.

19 Haziran 2021 13:10

Kesinkes cahilce yazmanız, yorumları saklamanız bilgisizliğinizden olmadığına yaradanımız adına yemin ederim.Cehli ve inadi bir tavır var, bunun sebebinin ne olduğunu ancak siz bilirsiniz, bizimki ağız kalabalığı ve laf'ı güzaf olur. Ne olur bütüncül olarak nakli naslara göre yazsanız.

Kocasolak

19 Haziran 2021 13:09

Biz! Biz varya biz; Elimizin yettiği, gücümüzün erdiği yerde, hastanede postahanede, mahkemede vs. Tanıdık, akraba, arkadaş için İŞLERİ HIZLANDIRMA adı altında KUL HAKKINA girmeyenimiz var mı? Hııı var diyenleri duyuyum. O var diyenler; Başhekim kardeşim var ama ben yine de muayene sıramı alıp bekledim. Hakim abim var ama ben KAYIRMA için kimseye tlf. ettirmedim, vs. Yani işim vardı, yapabilirdim ama yapmadım, hakkıma razı oldum diyen kaç kişi var? Kardeşlerim BİZ kendimizi düzeltmemiz lazım, haksızlık yapmamalıyız, yapıldığını gördüğümüz yerde de MÜDAHALE etmeliyiz. Buralarda dedikodusunu yapmak HARAMDIR. Biz dedikodusunu yaptıkça ARTARAK devam eder bu pislikler. Biz artmasını değil AZALMASINI istiyoruz değil mi? Allah aşkına bizim başka vatanımız mı var? Bizim TEK derdimiz Allah rızası değil mi? Hayra motor şerre fren olmak YERİNDE müdahale ile olur, dedikodusunu yapmak pisliğin YAYILMASINA yarar. Aklımızı kullanmalıyız, hakkı ve sabrı tavsiye etmeliyiz. Haçlı orduları İslam ülkelerini bu YAYGARALARLA kan gölüne çeviriyor, bizde mi kan gölüne dönelim? Bunu mu istiyorsunuz???

Ferhat

19 Haziran 2021 12:52

Ademoğlu ne zaman basiret sahibi olur? Basiret sahibi olabilmek için evvela Allah ve resulünün bize çizdiği yol haritası haricindeki bütün yol haritalarini yirtip atmakla olur. Zira Şeytan ve işbirlikçileri hiç bir taşin altini boş birakmamişlar. Iktisadi, ahlaki, siyasi, askeri, ideolojik olarak Tevhid haricindeki bütün yollar ve ideolojiler iblis ve onun işbirlikçilerine uzanmaktadir. Allah azze ve celle fasık topluluklara yardım etmez, onların işlerini sarp dağlara sarar. Onlar ancak yeryüzünde hesap gününe kadar şeytana bir nevi tabi olarak kendi elleri ile kendilerini zelil ederler. Halbuki şeytan rabbimizin ona verdiği mühlet dahilinde ademoğlunu din gününe kadar saptiracağina dahil and içmiştir. Nitekim ademoğullarinin çoğunluğu şeytanin yeryüzünde geçici olarak kurmuş olduğu iluzyonuna kapilarak yaradiliş gayesinden sapmiş vaziyette rezil bir hayat yaşamakta. Kisacasi topluluklar şeytanin ve işbirlikçilerinin yeryüzündeki geçici olarak kurmuş olduklari hakimiyetinin maskarasi olmuşlar. olurlar. Eğer tekrar izzet ve onurumuzu geri kazanmak istiyorsak önce ayaklarimizi basiret üzerinde tutmamiz ve Allah ve resulünün bize sunduğu tevhid haricinde bütün felsefe ve ideolojileri red etmemiz gerekiyor.

Yalnız Kurt

19 Haziran 2021 12:36

Herkes ama herkes hesabını yapsın .....en aşağıdan , en tepedekine kadar ..... hesabını Allâh'a göre yapsın , USA'ya göre değil.... sene 2003 IRAK'A SALDIRACAKTI ,USA .... öyle böyle müslüman bir ülkeye saldıracaktı ...ne diyordu 1 Mart tezkeresi oylamasında meclis çatısının altında ONUR ÖYMEN ; AMERİKADAN KORKMAYIN , ALLÂH'TAN KORKUN demişti .... mûminlerin !? yüzüne ..... hesap ta , korku da ancak Allâh'a dır....

Malkoç

19 Haziran 2021 12:27

NATO HEPİMİZ İÇİN , HEPİMİZ ABD İÇİN ..... USA ; AFGANİSTAN'DAN ÇEKİLİYOR.....ayrıca NATO üyesi Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya, Belçika, Macaristan gibi ülkeler ABD'nin KARARINI TAKİP EDECEKLERİNİ ve AFGANİSTAN'DAN çekileceklerini DUYURDU..... "bütün hayvanlar aynı yöne koşuyorsa , ORMANDA YANGIN VAR demektir "...... herkes aklını başına alsın ..... vatan savunmasına hepimiz ölelim ,can feda dün Kuvayı milliye bugün biz , ama karanlık dipsiz kuyular bir Mehmetçiğin tırnağı etmez .... adı ne bunun...

Kocasolak

19 Haziran 2021 11:56

Sayın hocam, ABD +AB Türkiye’de R. T. Erdoğan’ı devirmek için bütçesinden para ayırdı, Biden dahil batı siyasetçiler bunu AÇIK AÇIK ifade ettiler. Hocam bu paraları nasıl kullanacaklar sence? Pkk, hdp, chp, erken seçim, provokasyonlar, rüşvet, şaibe ve dedikodular bu paralarla SAĞLANIYOR. Yüzde yüz adalet hiç bir ülkede yok, bizde orta ölçekli bir adalete sahibiz. Emek iş ve aş konusunda da ortalarda bir ülkeyiz. YAVAŞLATAN BATI FRENLERİNE rağmen ilerliyoruz. Bütün Haçlı üzerimize çullanırken, ülkemize sahip çıkması, Batı’ya direnmesi BEKLENEN parti, dernek, medya ve yazarlarımız da ülkemize saldırıyor. Başta da siz. Haksız yere suçlanıp mahkemelik oldunuz, her vicdan sahibi size DESTEK oldu. Hocam “DÜŞMAN OKLARINI takip et” ne demek? Neden düşmanların, Haçlıların ok attığı adama ok atıyorsun? Derdin ne? Sakın hak hukuk adalet için deme, Allah şahit inandırıcı olamazsınız. Yahu kimi kime tercih ediyorsun? Ülkemizin insanı bu, bu toplum hz. Ömer yönetimini HAK ediyor mu? Nasılsak öyle yönetiliyoruz. Herkes EN AZ ZARARLI olanı seçiyor, sen ne istiyorsun? İthal siyasetçi mi getirelim? Kaldı ki gökten melaike inse değişmeyen değişemez, Lut kavmi değişmiş miydi? Allah peygamber aşkına TEFEKKÜR et, yangına körükle giden yazıların ALEVLERE sebep oluyor. Biz kendimizi düzeltmeden YÖNETENLERİMİZ asla düzelemez. Yanlış mıyım? Demirel “ su vardı da biz mi içtik” demişti. İyi, dürüst parti siyasetçi vardı da biz mi seçmedik? En iyi olanı millet seçti. Irak, Suriye ve Libya gibi mi olalım, onu mu istiyorsun?

sürgün dünya

19 Haziran 2021 11:16

şu an aniden bir ilham gelse hemen her kesimden özellikle muhafazakar dindar insanların vay be diyeceği beğeni düzeyi yüksek bir yazı yazsam dönüp dolaşıp sonunda eee tamamda kime oy vereceksin konusuna gelirmiyiz acaba bir an gözlerinizi yumun öyle bir yazı yazdığımı düşünün peki kime oy verirsin kimi destekliyorsun diye sormak normal ama cevaplar arasında şöyle bir cevap bence bizlere çok yabancı içim ağlaya ağlaya mecburen yine cumhur ittifakına veririm ve ben öyle diyorum peki böyle bir durum insanların hafızasında nasıl yer alır nasıl izi kalır acaba adam ne güzel yazmış denilirse işler kolay ama her an hainlik edebilir gibi bir yer edinirse işimiz zor

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle