Zerafet insanın içinde olmalı, dışına da mutlaka aksedecektir.
Kuşkusuz ciddi bir eğitimle de önemli mesafeler alınabilir ama, zerafet insanın içinde varsa, dışına vurur. Bakışı, duruşu, yürümesi, oturup kalkması, sesinin tonu kadar giyimine de akseder. Hayran kalır, siz de ister istemez aynı zerafete ayak uydurma çabasına girersiniz.
Zerafet; incelik, kibarlık, estetik güzellik, nâzik, hoş sözlü, tatlı dilli olmak anlamlarına gelir. Arapça bir kelime..
Zerafette tabiilik esastır. Yapaylığa, göz boyamaya hiç yer yoktur. Bir şeyin dışını ne kadar süslerseniz süsleyiniz eğer özü berbatsa zerafet yoktur.
Zarafet, davranışlarda, muamelelerde fıtrî bir güzellik sunduğu gibi, yenilen, içilen, giyilen şeylere, hatta kullanılan eşyalara da ayrı bir renk katar.
Zarif insanı herkes sever, bağrına basar.
Taşa nakşedilen bir zarafet elbisesiyle, ondan en güzel saraylar, camiler, kasırlar ve daha nice harikulade mimari eserler ortaya çıkar. Kütüğe işlenen zerafet göz kamaştıran nadide mobilyaya dönüşür. Sese giydirilen zarafetle, tatlı bir nağme, hoş bir sadâ, mest eden bir beste olur.
Kumaşa, örgüye ve onların üzerindeki nakışa yansıtılan zarafet ise bakın ne hoş kazaklara dönüşüyor..