• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yeryüzünde ilk okunan ezan

Yeniakit Publisher
2016-11-14 21:06:00 -
Yeryüzünde ilk okunan ezan

İlk ezan nasıl ve nerede okunmuştu? İşte ezanın ilk okunma öncesi meydana gelen olaylar...

Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) insanları namaz için nasıl toplayacağını tesbit etmek istediler. Kendisine “Namaz vakti girince bir bayrak dikerseniz, onu görenler birbirlerine haber verirler” denildi. Fakat O, bu teklifi be­ğenmedi. Kendilerine borudan bahsedildi. Nebî (s.a.v) bunu da beğenmediler ve «Bu yahudilerin işidir»buyurdular. Bu sefer kendilerine çan’dan bahsedildi. «O da hristiyanların işlerindendir» buyurdular.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“(İnsanları) Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden kimin sözü daha güzeldir?” (Fussilet, 33)

Rasûlullah (s.a.s.) buyurdular:

“Namaz için ezân okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezânı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezân bitince geri gelir. Kâmet başlayınca yine uzaklaşır, bittiğinde ise geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve: «Şunu hatırla, bunu düşün!» diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekât kıldığını bilemeyecek hâle gelir.”(Buhârî, Ezân, 4; Müslim, Salât, 19)
ÖNE ÇIKAN VİDEO

NAMAZ VAKTİNİ CEMAATE DUYURMAK

Namaz vaktini cemaate duyurmak için önceleri yalnızca “Namaza, namaza!” ifâdeleri söylenirdi. Daha sonra ise ezân-ı Muhammedî lutfedildi.

Allâh Rasûlü (s.a.s.), halkı namaza dâvet şeklinin nasıl olması gerektiği husûsunu ashâbıyla istişâre ediyordu.

Bâzısı; “Namaz vakti geldiği zaman bir sancak dikelim, müslümanlar onu gördüklerinde birbirlerine haber versinler.” dedi. Fakat Peygamber Efendimiz bu teklifi beğenmedi.

Yahûdî borusu çalınması teklif edildi, onu da beğenmedi: “Bu, yahûdîlerin âletidir.” buyurdu.

Çan çalınmasından bahsedildi. Peygamber Efendimiz: “O da hristiyanların işidir.” buyurdu.

ABDULLÂH BİN ZEYD’İN RÜYÂSI

Rasûlullâh’ın (s.a.s.) derdiyle dertlenen, O’nun kaygısı ile kaygılanan Abdullâh bin Zeyd (r.a.) oradan ayrılıp gitti. Uyku ile uyanıklık arasında iken kendisine ezân-ı Muhammedî lutfedildi. Hemen Rasûlullâh (s.a.s.)’in yanına giderek:

“–Ben uyku ile uyanıklık arasında iken biri gelip bana ezânı öğretti.” dedi.

Hz. Ömer (r.a.) da aynı rüyâyı görmüştü… Bunun üzerine Allâh Rasûlü (s.a.s.):

“–Ey Bilâl kalk ve Abdullâh bin Zeyd’in söylediklerini tatbîk et!” buyurdu.

Bilâl (r.a.) da Abdullâh’ın söylediklerini aynen tatbîk etti ve ezân okudu. (Ebû Dâvûd, Salât, 27/498)

Böylece ezân, vâcib derecesinde kuvvetli bir sünnet oldu. Çünkü o hem sâdık rüyâ, hem sünnet-i Nebî, hem de vahy-i ilâhî ile sâbittir. Âyet-i kerîmede:

“Onları namaza çağırdığınız zaman…” (el-Mâide, 58) buyrulmaktadır.

YÜCE DÂVET

Ezânın teşrîinde her ne kadar vâsıta Abdullâh bin Zeyd (r.a.) ise de vahye ve gaybî feyze mazhar olan, her zaman için Varlık Nûru Rasûlullâh (s.a.s.) Efendimiz idi. Ezân, O’nun tasdîki ile meşrû kılındı ve insanlar câmiye, cemaate çağrılmaya başlandı. Bilâl-i Habeşî, ilk ezânı okuduğu zaman Medîne’nin bir ucundan diğer bir ucuna bu yüce dâvet ulaştı. Ezân sadâsıyla semâlar yankılandı. Mü’minler, büyük bir neş’e içinde mescide koştular.

İBÂDET VE HAYAT ANLAYIŞI

Varlık Nûru’na namaza dâvet için muhtelif yollar teklif edildiği hâlde O bunların hiçbirinden hoşlanmamış, ezânı ise büyük bir memnûniyetle kabûl etmiştir. Çünkü ezân, İslâm’ın Allâh, peygamber, ibâdet ve hayat anlayışını veciz bir sûrette hulâsa eder ve aralarında sağlam bir bağ kurar. Dolayısıyla Allâh Rasûlü, namaza dâvet konusunda en ideal yolu tercih buyurmuştur.

(Osman Nuri Topbaş)

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23