Yalçın: Yeni sistem için ortak akıl işletilmelidir
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Ali Yalçın, “Öncelikli önerimiz; eski sistemin aksayan yönlerinin kapsamlı şekilde fotoğrafının çekilmesi ve yeni sistem için ortak aklın işletilmesidir" dedi.
ÖMER FARUK ŞAHİN / ANKARA - Gazetemizin sorularını cevaplandıran Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Öncelikli önerimiz; eski sistemin aksayan yönlerinin sağlıklı ve kapsamlı bir şekilde fotoğrafının çekilmesi ve yeni sistem için ortak aklın işletilmesidir “ dedi.
“TEOG’DA AKSAKLIKLAR VARDI”
- Sınav sisteminin değiştirilmesi, öngördüğünüz bir müdahale miydi? Sizce sorun var mıydı?
- Maalesef geç kalınmış bir müdahaleydi. TEOG’da ciddi bir sorun vardı ve bu sorun TEOG’un sınav ayağında değil öğrencilerin liselere yerleştirilmesindeydi. Biz bu sorunu 2016 yılında çıkardığımız Eğitime Bakış: İzleme ve Değerlendirme Raporu’muzda da ifade ettik. TEOG’un önceki sınav sistemlerine göre yılda 2 defa ve 6 dersten merkezi ortak sınavlarla yapılması ve çeşitli olumsuz nedenlerle sınava giremeyenlere telafi imkânının sağlanması öğrencilerde sınav stresini azaltmıştır. Bu sistem sınav yönüyle hem veliler hem öğrenciler hem de öğretmenler tarafından olumlu karşılanmıştır. 1 milyon 250 bin öğrencinin akademik olarak en başarılıdan en başarısıza doğru sıralayıp ve bu öğrencileri de liselere homojen olarak yerleştirmek sorunun kaynağını teşkil ediyor. Başarısız öğrencilerin toplu olarak bir yere yerleştirilmesi, bu çocuklarımızı kendi elimizle maalesef daha da başarısız kılmaktadır.
“MUCİZE BEKLEMİYORUZ”
- Düzenlemeler aceleye mi geliyor?
- Doğru, düzenlemeler çoğu zaman aceleye geliyor diyebiliriz. Öngörülemeyen sonuçlar ortaya çıkıyor ve işin içinden çıkamaz hale gelince tekrardan sistem değişikliğine gidiliyor. MEB, her bir sistem yürürlükteyken sorunları gizlemeyi tercih ediyor, sonra eski sistemi kötüleyip, yeni sistemi göklere çıkarmayı tercih ediyor. Biz ise diyoruz ki, ne yeni gelen sistemler mükemmeldi, ne de eski sistemler çok çok kötü. Burada makul bir eleştirel mesafemizi korumak zorundayız. Sistemde bir takım değişikliklerle mucize beklemek doğru değil. Tavsiyemiz, eski sistemin aksayan yönlerinin sağlıklı ve kapsamlı bir şekilde fotoğrafının çekilmesi ve yeni sistem için ortak aklın işletilmesidir. Ortak akıl işletilirken, hem Türkiye’nin bugüne kadarki tecrübeleri hem de dünyadaki yaygın uygulamalar incelenmelidir.
“DAHA AZ SAYIDA ÖĞRENCİ, MERKEZİ BİR SINAVLA YERLEŞTİRİLMELİ”
- Yeni sistem nasıl olacak? Sınavsız bir sistem mümkün mü?
- Nasıl ki bütün çocukları sınavla liselere yerleştirmek makul değildi ise, tamamen sınavsız bir yerleştirme de makul olmaz. Yeni sistem daha az sayıda öğrencinin merkezi bir ortak sınava girerek daha az sayıda liselere yerleştirilmesiyle olmalıdır. Bu seçilecek öğrenciler ise toplam öğrencilerin % 3-5’i kadar olması makuldür. Geriye kalan % 95’lik öğrenci kesimi ise mahallesinde veya semtinde kendi adresiyle ilişkilendirilmiş Anadolu, meslek veya imam hatip liselerinden istediğine kayıt yaptırmasıyla liselere yerleşmesi mümkündür. Burada merkezi sınava kimlerin gireceği noktasında ise şöyle bir önerimiz var. Resmi ve özel okullarda akademik başarısı ilk % 15-25 arasında olan öğrencilerin merkezi ortak sınava girebileceği bir yaklaşım söz konusu olması halinde, doğu veya batıdaki tüm ortaokullardan öğrencilerin bu sınava girebileceği ortaya çıkmaktadır. Toplumda ifade edilen özel okulların not şişirmesi gibi yaklaşımların da ortadan kalkacağı anlamına gelmektedir.
“ÖĞRETMENE YATIRIM YAPMALIYIZ”
- Sizce eğitimde temel sorun ne?
- Son 15 yılda eğitime ayrılan bütçe, derslik sayıları, öğretmen sayıları ve okullaşma oranlarının artırılması ile derslik başına düşen öğrenci sayılarının azaltılması gibi eğitimde niceliksel olarak iyileşmeler meydana geldi. Bunun yanında katsayı adaletsizliğinin giderilmesi, başörtüsü yasağı sorunun aşılması gibi temel sorun alanlarında da çözümler gerçekleşmiştir. Ancak eğitimde nitelik noktasında sıkıntılar bulunmaktadır. TEOG’la birlikte daha da derinleşen okul türleri arasındaki başarı farkı, PISA sonuçları ve ÖSYS sonuçları gibi eğitim sistemimizi çıktı olarak ölçmeye yönelik sonuçlarda da eğitimdeki nitelik sorunumuz kendini göstermektedir.
Bunun da en temel çözümü öğretmenlerimizden geçmektedir. Öğretmene yapacağımız her türlü yatırım eğitimin niteliğini doğrudan etkileyecektir. Öğretmenlerimizin en başta mesleki gelişimlerini, moral motivasyonlarını, sosyal statülerini artırmamız gerekmektedir. Bu doğrudan eğitim sistemimize yansıyacaktır.
