• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Vandalların faturası eylemcilere: Fransa’da sosyal yardımlara haciz yolu

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Vandalların faturası eylemcilere: Fransa’da sosyal yardımlara haciz yolu

Fransa Senatosu, gösterilerde kamu ve özel mülke verilen zararların sorumlulardan tahsil edilmesini öngören yasa teklifini kabul etti. Sosyal yardımlara haciz yolunu da açan düzenleme muhalefet ve insan hakları örgütlerinin sert tepkisine yol açarken, tasarının yasalaşması için Ulusal Meclis'e gönderildiği bildirildi.

Fransa Senatosu, gösterilerde kamu ve özel mülke verilen zararların sorumlularından tahsil edilmesini öngören yasa teklifini kabul etti. Sağ partilerin çoğunlukta olduğu Senato’da yapılan oylamada teklif, 105’e karşı 229 oyla benimsendi. Düzenleme, oluşan zararların karşılanabilmesi amacıyla sosyal yardımlara haciz uygulanabilmesinin de önünü açıyor.


Kabul edilen teklife göre, kamu malına zarar veren kişiler 10 bin euroya kadar tazminat ödemekle yükümlü tutulabilecek. Ayrıca, mala zarar vermeyi hedefleyen grupların içinde yer alanlar veya kolluk kuvvetlerinin dağılma çağrılarına defaten uymayan eylemciler de mali sorumluluk altına girebilecek. Tasarının yasalaşması için Ulusal Meclis tarafından onaylanması gerekiyor.


Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nuñez düzenlemeyi "sağduyulu" olarak nitelendirerek, son iki hafta sonunda ülke genelinde 2 bin 500'den fazla iş yerinin yağma ve vandalizmden etkilendiğini ifade etti. Düzenlemeye destek veren aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi ise Marine Le Pen'in aile yardımlarına haciz konulması önerisinin metne dahil edilmesinden memnuniyet duyduğunu açıkladı.


Buna karşın muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları düzenlemeye sert tepki gösterdi. Yeşiller Partisi Senatörü Mélanie Vogel, teklifin vandalları değil gösterilere katılmak isteyen vatandaşları caydıracağını savundu. Komünist Senatör Fabien Gay ise tasarının göstericiler ile vandalları birbirinden ayırmadığını belirterek düzenlemeyi "hukuki skandal" olarak tanımladı. Uluslararası Af Örgütü de sosyal yardımlara haciz getirilmesinin halihazırda ekonomik zorluk çeken aileleri daha da yoksullaştıracağı uyarısında bulundu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

PROTESTO HAKTIR, YAKIP YIKMAK DEĞİL! Demokrasi, insanlara itiraz etme hakkı verir; başkalarının hayatını karartma hakkı değil! Fransa'dan gelen bir haber, üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gereken bir meseleyi yeniden gündeme taşıdı. Fransa Senatosu, gösteriler sırasında kamuya ve özel kişilere ait mallara verilen zararların sorumlularından tahsil edilmesini öngören bir yasa teklifini kabul etti. Düzenlemenin sosyal yardımlara haciz uygulanmasının da önünü açması, ülkede yeni bir tartışma başlattı. Ben meseleye Fransa açısından değil, insanlık ve adalet açısından bakıyorum. Çünkü benim için yanlışın ülkesi, doğrunun da milliyeti olmaz. Fransa'da yanlış olan bir davranış, Türkiye'de doğru olamaz. Türkiye'de suç saydığımız bir eylemi, başka bir ülkede gerçekleşti diye alkışlayamayız. İnsanlar elbette protesto yapabilir. Hükümetlerini eleştirebilir, hayat pahalılığından şikâyet edebilir, adaletsizliğe karşı meydanlara çıkabilirler. Hatta yöneticilerine en ağır eleştirileri yöneltebilirler. Bunlar demokratik hayatın vazgeçilmez haklarıdır. Ancak bir insanın hakkını ararken başka bir insanın hakkını çiğnemesi, hangi vicdana ve hangi adalet anlayışına sığar? Düşünün ki küçük bir esnaf, yıllarca çalışmış, biriktirdiği üç beş kuruşla kendisine bir dükkân açmış. Sabah erkenden kepengini kaldırıyor, akşam geç saatlere kadar çalışıyor. Evine ekmek götürmeye, çocuklarını okutmaya uğraşıyor. Bir gün şehirde gösteriler başlıyor. Kalabalığın içinden çıkan birkaç kişi, öfkelerini bahane ederek bu insanın dükkânının camlarını indiriyor, mallarını yağmalıyor, hatta iş yerini ateşe veriyor. Şimdi soruyorum: Bu esnafın suçu nedir? Hükümetin aldığı kararlardan o mu sorumludur? Hayat pahalılığını o mu meydana getirmiştir? Siyasi kararları o mu vermiştir? Elbette hayır! Öyleyse hangi hak arama mücadelesi, masum bir insanın ekmek teknesini yok etmeyi meşru gösterebilir? Bir de kamu mallarına verilen zararlar var. Otobüs durakları parçalanıyor, belediye araçları yakılıyor, yollar tahrip ediliyor, kamu binalarına saldırılıyor. Bazıları bütün bunları devlete zarar vermek olarak görüyor. Oysa unutulan çok önemli bir gerçek var: Devletin malı dediğimiz şey, milletin ortak malıdır. Yakılan otobüsün, kırılan durağın, tahrip edilen binanın bedeli sonuçta vatandaşın cebinden çıkmaktadır. Yani birkaç kişinin öfkesi yüzünden milyonlarca insanın hakkına girilmektedir. Üstelik bu zararı verenlerin arasında, geçim sıkıntısından yakınan insanlar da bulunabiliyor. Hayat pahalılığını protesto ederken milyonlarca liralık kamu malını tahrip etmek nasıl bir çelişkidir? Kendi cebinden çıkan vergilerle yapılan hizmetleri yakıp yıkan bir insan, aslında kendi geleceğine de zarar verdiğinin farkında değil midir? Benim anlayışıma göre protesto ile vandalizm arasında kalın bir çizgi vardır. Bir insan eline pankart alıp meydanda bağırıyorsa hakkını kullanıyordur. Ama eline taş alıp başkasının camını kırıyorsa artık hak aramıyor, başkasının hakkına saldırıyordur. Bu noktada Fransa'daki düzenlemenin temelinde yer alan, zararın sorumlusuna ödettirilmesi düşüncesini doğru buluyorum. Çünkü bir zararı kim vermişse onun hesabını da o vermelidir. Ancak bunun da adalet ölçüleri içerisinde yapılması gerekir. Bir gösteriye katılmış olmak, o gösteride meydana gelen bütün zararlardan sorumlu tutulmak anlamına gelmemelidir. Suç şahsidir. Camı kıranla kırılmasına karşı çıkan, aracı yakanla yangını söndürmeye çalışan aynı kefeye konulamaz. Özellikle sosyal yardımlara haciz uygulanması meselesinde dikkatli olunmalıdır. Çünkü suç işleyen bir insanın cezası, evindeki masum çocukların aç kalmasına dönüşmemelidir. Zararın tazmin edilmesi başka şeydir, bir ailenin yaşama imkânlarının ortadan kaldırılması başka şeydir. Devlet hem mağdurun hakkını korumalı hem de cezalandırmada ölçüyü kaybetmemelidir. Burada asıl önemli olan, adaletin intikam duygusuyla değil, hukukla sağlanmasıdır. Bir başka hususu da unutmamak gerekir. Gösteriler sırasında yaşanan her olayın sorumlusu, meydanlara çıkan insanların tamamı değildir. Binlerce kişi barışçıl şekilde protesto yaparken aralarına karışan küçük bir grup ortalığı savaş alanına çevirebilir. Böyle durumlarda bütün göstericileri suçlamak da en az vandallığı mazur görmek kadar yanlış olur. Ben aynı ölçüyü Türkiye için de savunuyorum. Geçmişte ülkemizde yaşanan toplumsal olaylarda da kamu mallarının tahrip edilmesine, iş yerlerinin yağmalanmasına ve sokakların yakılıp yıkılmasına karşı çıktım. Çünkü bir siyasi görüşe yakın olmak, o görüş adına işlenen yanlışları savunmayı gerektirmez. İnsanın ilkeleri olmalıdır. Bugün kendi ülkesinde kınadığı bir davranışı, yarın başka bir ülkede gerçekleşti diye alkışlayan kişinin adalet anlayışını sorgulamak gerekir. Dahası, sokakları ateşe vermekle hiçbir ülkenin sorunları çözülmez. Yakılan araçlar işsizliği ortadan kaldırmaz. Kırılan vitrinler enflasyonu düşürmez. Yağmalanan dükkânlar yoksulluğu bitirmez. Tam tersine, zaten ekonomik sıkıntı yaşayan toplumun sırtına yeni yükler bindirir. Unutmayalım ki hak aramanın da bir ahlâkı vardır. Haksızlığa karşı çıkarken haksızlık yapmak, insanı haklı çıkarmaz. Zulme itiraz ederken masum insanlara zarar vermek, savunulan davanın ahlâkî değerini zedeler. Bu sebeple Fransa'da yaşanan tartışmadan bütün ülkelerin çıkaracağı dersler olduğunu düşünüyorum. Devletler vatandaşlarının barışçıl gösteri hakkını korumalı, güvenlik güçleri hukukun dışına çıkmamalı, göstericiler de başkalarının canına ve malına zarar vermemelidir. Zarar verenler ise kimliklerine, siyasi görüşlerine veya savundukları davaya bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermelidir. Son sözüm şudur: Hakkını arayan insanın elinde pankart olur, taş değil. Dilinde itiraz olur, tehdit değil. Yüreğinde adalet olur, intikam değil. Çünkü gerçek hak mücadelesi, başkalarının haklarını yok ederek değil, herkesin hakkına saygı göstererek kazanılır. Ve unutmayalım: BİR HAKSIZLIĞI PROTESTO EDERKEN BAŞKA BİR HAKSIZLIĞA İMZA ATANLAR, ADALETİN DEĞİL, ADALETSİZLİĞİN TARAFINA GEÇMİŞ OLURLAR.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23