• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Umran dergisi Mart 2026 tarihli 379. sayısı çıktı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Umran dergisi Mart 2026 tarihli 379. sayısı çıktı

Umran dergisi Mart 2026 tarihli 379. sayısında dünya düzeni tartışmalarını Epstein şebekesi, zakkum çiçekleri ve geleceğin çağrısı üzerinden sürdürüyor.

Umran dergisi Mart 2026 tarihli 379. sayısında dünya düzeni tartışmalarını Epstein şebekesi, zakkum çiçekleri ve geleceğin çağrısı üzerinden sürdürüyor.

  Dergide işgalci ve soykırımcı Siyonist rejim ve en büyük destekçisi ABD’nin ulaşılması pek mümkün olmayan çok yüksek stratejik bir çıta belirleyerek İran’a saldırısından Münih Güvenlik Konferansına, Libya’dan Bangladeş’e, Epstein şebekesi ile Siyonizm ve müesses nizam başta olmak üzere pek çok mesele üzerinde duruluyor.

  Burhanettin Can, İslâm dünyasını kasıp kavuran fitne hastalığını “İman Edenler İçin Fitne Denklemi” başlıklı yazısıyla sürdürüyor.

 


Abdullah Yıldız, ramazan ayında Celal Karatüre ve arkadaşlarının bilinen bir ilahiyi yeniden söylemeleri ve “Maarifin Kalbinde Ramazan” etkinlikleri karşısındaki İslâm düşmanı yaklaşımları eleştirerek ramazan medeniyetinin çeşitli boyutlarını “İnsanın Neşvesi Ramazanın Sevinci” başlıklı yazısında gözler önüne seriyor.

  Hamid Dabashi Şer İttifakı’nın İran’a saldırısını “Trump-Netanyahu Saldırısı İranlıları Şartsız Boyunduruk Altına Almayı Amaçlıyor” yazısında yorumluyor.

  Alexandr Dugin “Marco Rubio’nun Yeni Atlantikçiliği” yazısında dünya düzenindeki çok kutupluluk tartışmalarını ve ABD’de bir yılda yaşanan değişimleri masaya yatırıyor.

  Hamûd Rahman “Bangladeş Cemaat-i İslâmî’si ve İslâmcı Seçim Siyasetinin Sınırları” yazısında Bangladeş seçimlerini İslamcılığın siyasi söyleminin ne olması gerektiği noktasını merkeze alarak değerlendiriyor.

  Mişari Zeydi, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürülmesinin Lübnan siyaseti açısından ne anlama geldiğini “Libya: Kabilenin Seyf’i ve Dalı” yazısında ele alıyor.

  İmil Emin, Siyonist oluşuma söylemsel desteğini daima arttıran Almanya’nın silahlanmasını “Alman İmparatorluğu’nun Yeniden Diriliş Devri” başlıklı yazısında çeşitli boyutlarıyla yorumluyor.

  Ortadoğu’daki gelişmelerle de bağlantılı olan Jeffrey Epstein sapkınlığı Siyonist rejimi güçlendirecek türlü dümenler çevirmişti. İsrail’le sınırlı olmayan diplomatlardan politikacılara uzanan şaibeli ilişkileri aynı zamanda sermaye yapılarıyla da bağlantılıydı. Yayımlanan üç buçuk milyon sayfadan anlaşılıyor ki sahip olduğu geniş etki alanını farklı unsurlarla birleştiren Epstein sayesinde dokunulmaz addolunan elitler sisteme göbekten bağlanmışlar. Batı’daki müesses nizam, “kurallara dayalı bir düzen”den bahsetmek istiyorsa, önce Epstein’in dünyasını yöneten kurallardan bahsetmelidir. Batılı seçkinler, istismar, şantaj ve cezasızlık bataklığının tepesinde otururken, bir yandan da utanmadan dünyaya “değerler” hakkında ders veriyorlar. Nüfuzlu kişiler üzerinde koz toplayarak güç devşiren bir şantaj ağının aktörü olan Epstein’e dair dosyalar, bu sebeple, sadece ceza hukukuyla değil, küresel imparatorluk sistemindeki çürümeyle ilgili bir meseledir.

  Çocuklara yönelik cinsel sömürü, failin sosyal, ekonomik veya siyasal gücü arttıkça daha zorlukla ortaya çıkarılmakta, daha geç soruşturulmakta ve bu sayede daha karmaşık hâle gelmektedir. Aynı zamanda ortaya konan belgeler, Batı’nın nasıl bir ahlaki çöküş yaşadığının da göstergesidir. Ancak meselenin bununla sınırlı olmadığı göz ardı edilmemelidir. Mesele, emanet paradigmasından uzaklaşılması neticesinde bedenin, mahremiyetin, insan haysiyetinin bir güç ve sermaye nesnesine indirgenmesidir.

  Derginin bu çerçevede hazırlanan dosyasına Mustafa Aydın “Küresel Siyasetin Karanlık Yüzü”, Mehmet Furkan Ören “Epstein Belgeleri, Küresel Kötülük ve Ulus Devletler”, Uriel Araujo “Epstein Şebekesi ve Batı’daki Müesses Nizam”, Richard Falk “Tehlikeli Bir Dünyada Olmak Cesareti”, Temel Hazıroğlu ise “Yedi Nomos Yeni ve Başka Bir Dünyaya Doğru” başlıklı yazılarıyla katkı sunuyor.

 


Mustafa Akman “Kriz ve Bunalım Dönemi Müellifi Olarak Kâtip Çelebi” yazısında Osmanlı tefekkür dünyasında önemli bir yeri bulunan Kâtip Çelebi’yi irdeliyor.

  Kâmil Yeşil, İslâm tarihçisi Mustafa Fayda için hazırlanan üç ciltlik armağan kitabı farklı açılardan kritiğe tabi tutuyor.

  Aytaç Ören Cuma kayıtlarını “Zaman Girdabı” yazısıyla sürdürürken, Alaaddin Yurderi “Yenilenip Tazelenmenin Yolu” çağdaş düşünürlerden hareketle Kur’ân’ın ahlak vurgusunu belirginleştiriyor.

  Yahya Bilginer, Mücadele Birliği başta olmak üzere çok farklı kurumlardaki çalışmalarının yanında kültür hayatımıza katkılarıyla öne çıkan Konyalı Hacı Ali Bozdam’ın kapsamlı bir portresini çiziyor. Bilginer’in “Çünkü O Bir Millî Mücadeleci: Hacı Ali Bozdam” başlıklı yazısı aynı zamanda bir vefa metni olarak da okunabilir.

  Günay Bulut, Zahide Tuba Kor’un Gazze üzerine kaleme aldığı değerli kitabı “Direniş Toprağı Olarak Gazze” başlıklı yazısında analiz ediyor.

  Tunuslu yönetmen Kouther Ben Hania “Hind Receb’in Sesini Duyduğumda Her Şeyi Bıraktım” başlıklı metninde filmi nasıl çektiğini ve Batı’daki Siyonist tahakkümü anlatıyor.

  Gülşen Özer, Gazali üzerine yazılan bir kitaptan ve TRT tabii ekranlarında gösterilen bir diziden hareketle Gazali’nin İslâm düşünce tarihindeki yerini ele alarak onun yürüdüğü zorlu yolun hikâyesinden kesitler sunuyor.

  Kaan Küçük “Şam Uluslararası Kitap Fuarı’nın Ardından” başlıklı yazısında çeşitli boyutlarıyla yıllar sonra tekrar düzenlenen fuarı değerlendiriyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23