• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Toplumsal Cinnet ve Gerçek Sonrası Çağ: Hepimiz Hangi Fırtınanın Yolcusuyuz?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Toplumsal Cinnet ve Gerçek Sonrası Çağ: Hepimiz Hangi Fırtınanın Yolcusuyuz?

Nedim Evciman 'Toplumsal Cinnet ve Gerçek Sonrası Çağ: Hepimiz Hangi Fırtınanın Yolcusuyuz?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte kaleme alınan o yazı;

Etrafınıza dikkatle bakın. Sokakta, emlakçıda, kahvehanede ya da lüks bir restoranda; herkesin tek bir ortak amacı var gibi: Para kazanmak ama daha da önemlisi, bunu en kestirme yoldan yapmak. Erkekler "kelepir" avında, emlakçıların kapısında nöbette; kadınlar ise modern dünyanın sırtlarına yüklediği o görünmez yüklerin altında ezilmiş, mutsuzluğu bir yaşam biçimi haline getirmiş durumda. Kulak kabarttığınız her masadan aynı serzeniş yükseliyor: "Benim ne çektiğimi biliyor musun?"

Garip bir çağın ortasındayız. Bir zamanlar mucize olarak görülen çocuk doğumu, şimdilerde aileleri daha derin bir karanlığa ve psikolojik buhranlara sürüklüyor. İnsanlar doymuyor. Sokaklar, normal kilosunun fersah fersah ötesinde olan ama içindeki o devasa manevi boşluğu dolduramayan "aç" bireylerle dolu. Bu açlık gıda açlığı değil; toplumsal bir tatminsizlik, bir sevgi ve anlam kıtlığı. Modern dünya, "özgürlük" propagandası adı altında hepimizi kapitalist çarkların arasına fırlattı. Şimdi ise fırtınanın bizi nereye götüreceğini bilmeden, önümüzü görmeden hayali yollarda yürüyoruz.


 

Ekranlardaki Cehalet ve Dijital Giyotin

Bu büyük mutsuzluğun baş aktörlerinden biri de kuşkusuz kontrolsüz medya. Gazetecilik adı altında yalan haberler kol geziyor, dezenformasyon ruhumuzu zehirliyor ve işin acı tarafı, buna karşı en ufak bir yaptırım uygulanmıyor. Televizyon ekranlarını kaplayan, isimlerinin önünde koca koca "Profesör" unvanları yazan şahsiyetleri dinlediğinizde hayretler içinde kalıyorsunuz. Yanlış, eksik ya da manipülatif bilgi verdiklerinde onları uyaracak, "Dur, bu söylediğin doğru değil" diyecek tek bir kurum ya da mekanizma kalmadı. Sosyal medya ise bambaşka bir dijital giyotine dönüşmüş durumda. Yorumlar tamamen ideolojik kamplara bölünmüş vaziyette. Sözde "özgürlük" ve "hak arayışı" maskesi takan kalemşörler, memlekete en ufak bir faydası dokunmayan cümlelerle kahramanlık taslıyorlar. Sorsan yaptıkları işin bedeli Çanakkale Savaşı ile eş değer! Ama bu sözler ne yeniliyor, ne içiliyor ne de bir yaraya merhem oluyor. Daha da vahim olanı, toplumun içine düştüğü bu gerçek dışılık sarmalı. Gözümüzün önünde, deprem bölgesinde yüz binlerce konut yapılıyor, devasa altyapı çalışmaları yürütülüyor. Ancak birileri çıkıp yine de "Deprem vergileri nerede?" diye sorma cüretini gösterebiliyor. "Gel bunu rasyonelce konuşalım" dediğinizde ise anında kaçış rampası olarak sosyal medya yalanlarına sarılıyorlar. Konu saniyeler içinde değişiyor: "Mazot kaç para oldu haberin var mı?" Rasyonel bir zeminde kalmaya çalıştığınız, onların yalanlarına inanmadığınız an ya "iktidar yandaşı" ilan ediliyorsunuz ya da ideolojik mahallelerin mahkemelerinde idama mahkûm ediliyorsunuz. Muhalif olmak da iktidarı eleştirmek de artık rasyonel bir analize değil, körü körüne bir biata dayanıyor. Kendilerine göre belirledikleri o dogmatik standartları savunursan varsın, savunmazsan yandın!


 

Sonuç olarak; kendi yarattığımız bu sahte kavgaların içinde, toplum olarak kolektif bir cinnete doğru sürükleniyoruz. Birbirimizin gözünün içine bakarak gerçeği konuşmaktan kaçtığımız, sırf kendi mahallemizi haklı çıkarmak için apaçık doğruları bile inkâr ettiğimiz sürece bu mutsuzluk yakamızı bırakmayacak. Çarkları yalanla dönen bu sistemin bizi götüreceği yer daha fazla hürriyet değil, daha derin bir karanlıktır. Maskeleri indirip gerçekle yüzleşmediğimiz sürece, hepimiz rotası meçhul bir geminin mutsuz ve öfkeli yolcuları olarak kalmaya mahkûmuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23