Telefonun Ucundaki Ses Tanıdık Olabilir, Peki Gerçek mi? Yapay Zekâ Dolandırıcılığına Dikkat!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye'de yapay zekâ kullanımı son bir yılda neredeyse iki katına çıktı. Ses ve görüntü taklidiyle yapılan dolandırıcılıklara dikkat çeken dijital medya uzmanı Sefa Gedik, tanıdık birinden gelen para taleplerinin bile doğrulanması gerektiğini söyledi.
Telefonunuz çalıyor. Arayan kişi bir yakınınız. Sesini tanıyorsunuz, konuşması her zamanki gibi. Başının dertte olduğunu söylüyor ve acilen para göndermenizi istiyor. Peki, telefondaki kişinin gerçekten tanıdığınız insan olduğundan emin misiniz?
Birkaç yıl öncesine kadar böyle bir ihtimal pek çok kişinin aklına gelmezdi. Bugün ise yapay zekâyla üretilen sahte ses kayıtları, görüntüler ve mesajlar dolandırıcılık amacıyla kullanılabiliyor. Üstelik bazılarını gerçeklerinden ayırmak oldukça güç.
Türkiye'de yapay zekâ kullanımındaki artış da konunun ne kadar geniş bir kitleyi ilgilendirdiğini gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2 Ekim 2026'da yayımladığı verilere göre, 16-74 yaş grubunda üretken yapay zekâ kullananların oranı bir yılda yüzde 19,2'den yüzde 37,6'ya yükseldi. Gençlerde kullanım çok daha yaygın. 16-24 yaş grubundaki her 100 kişiden yaklaşık 65'i üretken yapay zekâ araçlarını kullanıyor.
Ders çalışmaktan iş hayatına, günlük yazışmalardan içerik üretimine kadar pek çok alanda kullanılan bu teknoloji, dolandırıcılara da yeni yöntemler sunuyor.
Dolandırıcılar Artık Tanıdık Sesleri Taklit Edebiliyor
Sosyal medyada paylaşılan kısa bir video, bazen kişinin ses özelliklerini taklit etmek için yeterli malzeme sağlayabiliyor. Yapay zekâ araçlarıyla üretilen konuşmalar da dolandırıcılık girişimlerinde kullanılabiliyor.
Örneğin bir anne, telefonda çocuğunun sesini duyduğunu düşünerek kendisine verilen hesaba para gönderebilir. Bir şirket çalışanı, yöneticisinden geldiğini sandığı sesli mesaj üzerine ödeme yapabilir. Bunlar, teknolojinin kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkabilecek senaryolardan yalnızca ikisi.
Burada dolandırıcıların yararlandığı başka bir durum daha var: Panik.
Arayan kişi çoğu zaman acil bir sorun yaşadığını anlatıyor. Hastaneye kaldırıldığını, kaza geçirdiğini veya hemen ödenmesi gereken bir borcu bulunduğunu söyleyebiliyor. Karşısındaki kişinin durumu araştırmasına fırsat vermeden para göndermesini istiyor.
İnsanlar da özellikle ailelerinden biri söz konusu olduğunda, normal şartlarda dikkat edecekleri ayrıntıları gözden kaçırabiliyor.
Benzer yöntemler sosyal medyada da karşımıza çıkıyor. Tanınmış kişilerin görüntülerinin kullanıldığı sahte yatırım reklamları, kurumların adını taşıyan mesajlar veya gerçeğe çok benzeyen internet sayfaları üzerinden kullanıcıların paraları ve kişisel bilgileri hedef alınabiliyor.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da 18 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada bu tehlikeye dikkat çekmişti. Açıklamada, tanıdıklardan veya kamu kurumlarından geliyormuş izlenimi verilen yapay zekâ destekli mesajlarla kullanıcıların sahte bağlantılara yönlendirildiği ve kişisel bilgilerinin ele geçirilmeye çalışıldığı belirtilmişti.
Sefa Gedik: "Artık Bir Sesi Tanımak, O Kişiyle Konuştuğumuz Anlamına Gelmiyor"
Gedik'e göre, bir dönem şüpheli içerikleri anlamak için yeterli olabilen görsel ayrıntılar artık tek başına güvenilir değil.
"Eskiden internette karşılaştığımız şüpheli bir görüntüyü veya mesajı anlamak nispeten daha kolaydı. Bugün ise yapay zekâyla bir insanın sesine benzeyen kayıtlar oluşturulabiliyor, oldukça gerçekçi görüntüler hazırlanabiliyor. Artık bir sesi tanımak, mutlaka o kişiyle konuştuğumuz anlamına gelmiyor."
Gedik, özellikle para istenen telefon görüşmelerinde insanların telaşla hareket etmemesi gerektiğini vurguladı.
"Bir yakınınız arayıp zor durumda olduğunu ve hemen para göndermeniz gerektiğini söylüyorsa elbette ilk düşünceniz ona yardımcı olmak olacaktır. Fakat tam da bu noktada dikkatli davranmak gerekiyor. Telefonu kapatıp yakınınızı daha önce kullandığınız, bildiğiniz numarasından arayın. Gerekirse başka bir aile üyesiyle görüşün."
Gedik, aynı dikkatli yaklaşımın banka, kargo şirketi ve kamu kurumlarından geldiği düşünülen mesajlarda da gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Sahte Görüntüleri Anlamak Her Zaman Kolay Değil
Yapay zekâyla oluşturulan bazı videolarda görüntüdeki bozukluklar ilk bakışta fark edilebiliyor. Ses ile dudak hareketlerinin uyuşmaması, yüzdeki doğal olmayan hareketler veya görüntünün belirli bölümlerindeki tutarsızlıklar şüphe uyandırabiliyor.
Ancak her sahte videoda böyle bir hata bulunmuyor.
Gelişen teknolojiyle birlikte gerçekte yaşanmamış olayları oldukça inandırıcı biçimde gösteren görüntüler üretilebiliyor. Bu nedenle bir videonun gerçekçi görünmesi, içeriğin doğru olduğu anlamına gelmiyor.
Gedik, herkesin sahte içerikleri teknik yöntemlerle tespit etmesinin beklenemeyeceğini belirterek günlük hayatta uygulanabilecek basit önlemlere dikkat çekti.
"İnternette gördüğümüz her videonun gerçekliğini teknik yöntemlerle inceleyemeyiz. Zaten herkesin böyle bir bilgiye sahip olmasını beklemek de doğru değil. Fakat hepimizin yapabileceği basit bir şey var: Hemen harekete geçmemek. Bir mesaj sizi korkutuyor, heyecanlandırıyor veya acele karar vermeye zorluyorsa önce durup kaynağını kontrol edin."
Özellikle sosyal medyada yayılan sansasyonel videoların kaynağına bakılması, içerikte adı geçen kişi veya kurumun resmî hesaplarının incelenmesi ve haberin başka güvenilir kaynaklarda yer alıp almadığının araştırılması önem taşıyor.
Yapay Zekâ Dolandırıcılığına Karşı Ne Yapılmalı?
Uzmanların dikkat çektiği temel konu, şüpheli taleplere hemen karşılık verilmemesi.
Tanıdığınız birinden para isteyen bir telefon veya sesli mesaj aldığınızda, görüşmeyi sonlandırıp o kişiye daha önce kullandığınız numarasından ulaşmak ilk adım olabilir. Arayan kişinin verdiği farklı bir numarayı kullanmak ise aynı güvenceyi sağlamaz.
Bankalardan, kargo şirketlerinden veya kamu kurumlarından geldiği söylenen mesajlarda da bağlantılara tıklamadan önce dikkatli olmak gerekiyor. İlgili kuruluşun resmî uygulaması veya doğrudan yazılan internet adresi üzerinden işlem yapmak daha güvenli bir yöntem.
Telefonla arayan ya da mesaj gönderen hiç kimseyle hesap şifrelerinin, banka bilgilerinin ve tek kullanımlık doğrulama kodlarının paylaşılmaması da temel güvenlik önlemleri arasında yer alıyor.
Sosyal medyada karşılaşılan şüpheli içerikler için de benzer bir yaklaşım geçerli. Özellikle korku ve panik yaratan videoların doğruluğunu araştırmadan paylaşmak, yanlış bilgilerin daha fazla kişiye ulaşmasına neden olabiliyor.
"Yapay Zekâdan Uzak Durmak Çözüm Değil"
Yapay zekâ bugün yalnızca teknolojiyle yakından ilgilenen kişilerin kullandığı bir araç değil. Öğrenciler, öğretmenler, esnaf, şirket çalışanları ve içerik üreticileri günlük işlerinde bu teknolojiden yararlanıyor.
Bu yaygınlaşma, dijital güvenlik konusunda yeni alışkanlıklar edinmeyi de gerekli kılıyor. Çünkü artık bir mesajın tanıdık birinden gelmiş gibi görünmesi veya bir videoda bilinen bir kişinin konuşması, içeriğin güvenilir olduğunu göstermeye yetmiyor.
Sefa Gedik, teknolojiden uzak durmak yerine insanların kendilerini nasıl koruyacaklarını öğrenmelerinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti.
"Yapay zekâdan korkmak yerine onu anlamaya çalışmalıyız. Çünkü bu teknoloji hayatımızdan çıkmayacak, aksine daha fazla alanda karşımıza çıkacak. Asıl önemli olan, onu kullanmayı öğrenirken kendimizi nasıl koruyacağımızı da bilmek."
İnternette bilgiye ulaşmanın giderek kolaylaştığı bir dönemde, karşılaşılan bilginin doğruluğunu sorgulamak da en az bilgiye ulaşmak kadar önemli hâle geldi.
Gedik, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bundan birkaç yıl önce internette bilgiye ulaşabilmek önemli bir beceriydi. Bugün ise ulaştığımız bilginin doğru olup olmadığını anlayabilmek en az onun kadar önemli."