Kendisine ait kişisel sergisinde 35 yıllık spermlerini sildiği peçeteyi sergileyen Cumhuriyet gazetesinin ahlaksız yazarı Bedri Baykam, idam cezasına karşı çıktı.
Kendisine ait kişisel sergisinde 35 yıllık spermlerini sildiği peçeteyi sergileyen Cumhuriyet gazetesinin ahlaksız yazarı Bedri Baykam, idam cezasına karşı çıktı. Baykam, "sahte idam cezası tuzaklarına düşmemek gerektiğini" belirterek bakın ne herzeler yumurtladı:
"Konumuz, AKP iktidarının sistematik olarak arada bir ortaya attığı, aba altından sopa gösteren ağır bir tehdit tarzı. Hep aynı taktikle ilerleyen, ortaçağ niyetlerini açığa vuran bayağı bir stil: Toplumun her kesiminden çok büyük tepki alan bir konu çıkıyor; mesela orman yangınları, kadın veya çocuk cinayetleri, terör şehitleri gibi... Oluşan dev tepki dalgasının ortasında AKP hemen “idam” lafını ortaya atıveriyor. Şimdi de orman yangınlarından sonra, önce Erdoğan ardından baş destekçisi Bahçeli ekolu koro halinde hemen idamı gündemin ana maddesine oturtuverdiler. Erdoğan “Caydırıcı bir ceza... Ucu nereye dayanıyor, idama mı? İdama...” buyuruyor. Süleyman Soylu, “İdamın da kendine ait bir caydırıcılık süreci söz konusu. Evet ağza hoş gelmiyor. Ama başka bir şey var. Bu kadar sorumsuzluğun da kendi adına güçlü bir cezası olması gerekir” diyor.
Özellikle Bahçeli’nin ağzından çıkan “seve seve” kelimeleri dikkat çekici: “Orman yakanlarla mücadele etmek amacıyla idam cezası tartışmalarını çok yararlı gördüğümü, şayet bu cezanın tekraren hukuk mevzuatımıza girmesiyle ilgili bir kanun teklifi gelirse de seve seve destek olacağımızı açık seçik beyan ve ifade ediyorum.”
Sonsuz iyi niyetlerinden şüphe duymadan söylüyorum ki konu orman yangınları olduğu zaman ekolojistler, kadın ve çocuk cinayetleri olduğu zaman kadın dernekleri dahil halkımızın her kesimi, konu terör şehitleri olduğunda yine hem sağdan hem soldan en duyarlı insanlarımız hemen bu tuzağa düşerek iktidara çifte alkışla katılıyorlar. Hem bireysel hem de örgütlü şekilde...
LÜTFEN SAF OLMAYIN
Ne var ki maalesef özellikle sol, sosyal demokrat ve Atatürkçü kesimler içinden de yükselebilen bu sesler inanılmaz bir saflık yansıtıyorlar. (...)"