Soylu'dan idamların 65. yıl dönümü öncesinde 1960 darbesi mesajı: "Batı'nın katliamıdır"
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idamlarının 65. yıl dönümü öncesinde 1960 darbesini Srebrenitsa'ya benzetti.
TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idamlarının 65'inci yıl dönümü öncesinde yaptığı değerlendirmede, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin Batı'nın Türkiye'ye yönelik bir projesi olduğunu söyledi. Soylu, "1960 darbesi Batı'nın katliamıdır, aynen Srebrenitsa'da olduğu gibi bir katliamdır" dedi.
Darbenin ardından Milli Birlik Komitesi'nin idam kararlarını onaylamasıyla Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun cezaları 16 Eylül 1961'de sabaha karşı infaz edilmiş, Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de İmralı Cezaevi'nde asılarak idam edilmişti. İdamların üzerinden 65 yıl geçerken, Demokrat Partililerin yargılandığı ve toplumsal hafızayı canlı tutan, bugünkü adıyla Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na vatandaşların ziyaretleri sürüyor. Demokrat Parti Genel Başkanlığı görevinde de bulunan Soylu, yaşananları değerlendirdi.
"1960 darbesini değerlendirirken iki kez geriye çekilmek lazım" diyen Soylu, birinci olarak 1960'tan günümüze, ikinci olarak da Abdülaziz'e yapılan darbeden 1960 darbesine bakılması gerektiğini söyledi. 1971 muhtırasını, 1980 darbesini, 28 Şubat'ı ve 15 Temmuz'u da aynı çizgiye yerleştiren Soylu, "Bütün bunların anası, Abdülaziz'e yapılan darbedir" ifadesini kullandı.
Soylu, 1960 darbesinin nedenlerini beş temel başlıkta değerlendirdi. Demokrat Parti döneminin tam bağımsızlık, milli kalkınma, milletin değerleriyle bütünleşme, devlet-millet kaynaşması ve çok yönlü dış politika anlayışının başlangıcı olduğunu söyledi. "1950-60 dönemi, tam bağımsızlık politikasının ana nüvesini oluşturmuştur" diyen Soylu, Batı'nın sömürgeci anlayışı Türkiye'de elitler üzerinden hayata geçirmeye çalıştığını savundu; Türk sağını bağımsızlıkçı, sağduyu sahibi ve büyümeci olarak tanımladı.
Tek parti döneminin elitlerinin ve bürokratik oligarklarının Batı ile bir anlaşma içine girdiğini, bunu yırtanın Demokrat Parti dönemi olduğunu öne süren Soylu, ezanın aslıyla buluşmasından milletin kendi değerleriyle buluşmasına kadar bütün adımların o dönemde cesurca atıldığını kaydetti. Batı'nın, İstiklal Madalyası sahibi bir başbakana "Ya benim olacaksın ya da kara toprağın" dediğini savundu.
Kars-Ardahan iftirasından Yassıada işkencelerine
Menderes'e dedesinden 30 milyon metrekare arazi kaldığını belirten Soylu, bu arazinin en büyük bölümünün Toprak Reformu çerçevesinde köylülere ve hemşerilerine verildiğini anlattı. Buna karşın "Kars'ı, Ardahan'ı Rusya'ya satacaklardı", "Uçak dolusu altınlarla yurt dışına kaçıyorlar" gibi iftiraların ortaya atıldığını, Türk Hava Kuvvetleri'nin tayyareleriyle yukarıdan bildiriler atıldığını söyledi. Soylu'ya göre Demokrat Partililer ve aileleri hakkında ajanslarda atılan iftiralar günlerce, aylarca, hatta yıllarca sürdü.
Yassıada'daki uygulamaları "adi ve insanlık dışı işkenceler" olarak niteleyen Soylu, "'Hukuksuz yargılama' demek bile bunu belli bir seviyeye oturtmaktır. Bunlar infazdır" dedi.
Aktardığı seçim rakamlarına göre, darbeden önceki son seçim olan 1957'de yüzde 41'ler civarında oy alan CHP, sonrasında yapılan 1961 seçiminde yüzde 36 oy aldı; Demokrat Parti'den tevarüs eden partiler ise yüzde 60 oy aldı. "1960 darbesini yaptılar ama bizi mağlup edemediler" diyen Soylu, Türkiye'nin savunma sanayisinin yüzde 83'ünü kendisi üreten bir ülke haline geldiğini söyledi.
Darbeyi yaptıranın Batı olduğunu ve bunu Batı kaynaklarının da söylediğini öne süren Soylu, yargılayanların "Sizi içeri tıktıran güç böyle istiyor" dediğini, İnönü'nün ise "Sizi ben bile kurtaramam" sözünü sarf ettiğini aktardı. "Aslında idamları engellemek istediler" söylemini idam edilenlere büyük haksızlık olarak değerlendiren Soylu'ya göre idam edilenler kahramandı; Yassıada ve idam dönemi ise bilgileri darbeciler, darbe basını ve Batı tarafından servis edilen karanlık bir dönemdi.
Gazze'de medya mücadelesi ve Menderes'in idam fotoğrafı
Gazze'de ABD ve İsrail basınının dünyaya neler servis ettiğinin hep beraber yaşandığını belirten Soylu, Menderes'in idam fotoğrafının ülke matbuatında her 3-6 ayda bir yöneticilere gösterilerek "Sizi bu hale getiririz" mesajıyla insanların korkutulmaya çalışıldığını söyledi. Rahmetli Aydın Menderes'in idam dönemiyle ilgili kendisine söylediğini aktardığı sözü de paylaştı: "Hayatım boyunca ona yapılan bir muamelenin iğrençliği vücudumun her tarafını titretmiştir." Sarsıldığını ancak korkmadığını belirten Soylu, darbeyi yapanları "alçak" ve "ahlaksız" olarak niteledi; alınması gereken derslerin Türkiye'yi yönetenler tarafından tecrübeyle yarına aktarıldığını sözlerine ekledi.
"1950-1960 tarihi silinmişti"
İçişleri Bakanlığı dönemine ilişkin bir anısını paylaşan Soylu, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi'nin kuruluş sürecini şöyle anlattı: "İçişleri Bakanlığım döneminde, Sayın Cumhurbaşkanımızın da önerileriyle birlikte, onun çok sevdiği Çine Çayı'nın kenarında bir Adnan Menderes Demokrasi Müzesi yaptırdık. O müzeye materyal bulmakta zorlandık. Çünkü 1950-1960 tarihi silinmişti."
Soylu, "15 Temmuz olsaydı, aynısını Tayyip Erdoğan'a yapacaklardı" diyerek 1960 darbesini "Batı'nın bu ülkenin gelişmesine yönelik uydu devlet projesini hayata geçirememesinin intikamı" olarak tanımladı.