Sorun şeriat olamaz
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Sorun şeriat olamaz' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Şeriat sorun olamaz. Son on yıllardır, belki yüz yıl, iki yüz yıldır maalesef her şey tersine döndü ve meşruluklar sorgulanır oldu, suçlanır oldu. Bunların en başında da şeriat geliyor.
Şeriat, kelime olarak meşru olan, Türkçe'ye en uygun geçmiş haliyle meşru olan. Şeriat eşittir, meşru olan. Peki, meşru olan sorun olabilir mi? Sorun meşruiyet olabilir mi? Daha işin başında, yani alt alta iki kelimeyi koyduğunuz zaman, yani iki dakika düşündüğünüz zaman burada bir terslik var, burada bir gariplik var dersiniz.
Yani doğruyu karalamak, hakkı yalanlamak, yani ayakların baş olması vs. bir durumla karşı karşıyayız. Durum belki tezat, tenaküs, zıttıklar, cehalet, ihanet ile ifade edilebilir. Şeriatı suçlamak, hem de böyle kelli felli, sözde toplumun önde gelenleri, aydınlar, sözde akademisyenler, sözde siyasiler tarafından.
Olacak iş değil, hakikaten olacak iş değil. Adeta yarasa gibi, ışıktan rahatsız olanlar gibi ışığı suçlamak, hava gibi su gibi olan şeriatı suçlamak. Yani suç dururken masumiyeti suçlamak böyle bir şey, hem de sözde itibarlı insanların, sözde diyorum hep, böyle kahrolsun şeriat haşa, işte şeriat istemezlik gibi tutumlar.
Bu zır cahillik, bu delilerin bile yapamayacağı bir şey, deliler bile bu yanlışı bir araya getirmez. Bu delilerin bile yapmayacağı bir şey, bu cehaletin zır kısmı, zır, derin cehalet, kapkaralık, derin karanlık ama aydın geçinen sözde çevreler. Şeriat ki şu bedendeki biyolojik yasa neyse, şu bedende biyolojik yasa neyse şeriat da odur, yani o biyolojik yasa da şeriattır. Nasıl şeriattır? Şeriat yaratılış yasalarıdır, Allah'ın yaşatma yasalarıdır.
Bir taraftan Allah'ın kevni ayetleri vardır, varoluş ayetleri, tabi ayetler, kazılı ayetler, bir taraftan da kitabi ayetler, yazılı olan ayetler. Bunlar hepsi Allah'ın ayetleridir ve hepsi şeriattır. Allah'ın yaratma yasalarıdır, fıtrat yasalarıdır, hiçbir farkı yoktur.
İşte biyoloji, değil mi, vücudumuzdaki biyoloji, yani bu yasalara siz kahrolsun diyebilir misiniz? Görmemizden, düşünmemizden, akletmemizden, koku almamızdan, tatmamızdan, dokunmamızdan, beynimizden, kalbimizden, ciğerlerimizden, affedersin defekasyon denen gaitalamaya kadar. Bir ayet yani orada bir arıza olsa çatlar insanlar, çatlar, idrar yapamaz, gayta yapamaz, çatlar.
Orada bile bir nizam yürüyor. Bir kanser doktoru olarak biliyorum nihayetinde, makat kanserlerinde ameliyat geçirenler, o bölgedeki biyoloji, fizyoloji bozulan şahıslar ne büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Veya işte idrarını torbaya yapmak zorunda kalanlar, torbaya pislemek zorunda kalanlar veya değilse bile oradaki mekanizma bozulunca zırt pırt kaçırmak, sokağa çıkamıyor, topluma çıkamıyor. Kokusu ayrı bir şey, pisliği ayrı bir zahmet. Yani o bile, yani çıktı noktası bile, oradaki biyoloji bile fevkalade önemli. Kimse kalkıp da buna laf edemez, o da bir şeriattır, o biyoloji şeriatıdır.
Diğer taraftan kimyasallar, kimya bilgileri, kimya yasaları Allah'ın yine hakeza ayetleridir, şeriattır, Allah'ın tabii şeriatıdır, tabii yasalarıdır. Orada bir bozukluk, ciddi sıkıntılar oluşturur.
Hakeza fizik alemde. E şimdi su kaldırma kuvveti var. Bu insanlar buldu diye mi var? E bulduran da Allah. O bulduran kim? Haşa o tabii ki başkası Allah'tan başkası değil. Yani bulunması bile ne kadar zahmetli ya yaratmadı, yaşatması. Şu anda bile bulunmadık daha nice Allah'ın yasaları, fizik şeriatı, fiziki şeriatlar. Bunlar da bir şey olsa, bir bozulma olsa gemiler batar, havada uçaklar düşer. Onun daha nice, nice, fiziki şeriatları. Dünya bilmem kaç kilometre hızla şu anda dönüyor. Tereyağından kıl çeker gibi hiçbir gürültü patırtı var mı? Hiçbir sallantı var mı? Dünya ne büyük hızla dönüyor. Hem kendi etrafında, hem güneşin etrafında, hem güneş sistemi başka bir şeyin etrafında, hem dünyanın etrafında ay. Ya Allahu Ekber yani anlamak bile yani anlamak bile akıl ister, vakit ister. Daha şu anda bizim anladıklarımız, anlamadıklarımız yanında hiç. Nokta bile değil denizde, deryada. Allah'ın ilmi ki bütün denizler mürekkep olsa Allah'ın ilmi yazmakla bitmez.
Allah'ın yasaları, yaratmaları ve onların şeriatları meşru yasalar bitmez, tükenmez. Peki psikolojik yasalar? Ruhi yasalar? Ruh dünyamızdaki yasalar? Yani ruh nedir? O Allah'ın bir işidir. Allah'ın bir işidir.
Sizin kapasiteniz onu anlayacak efsafta değildir. Biz de mükemmel ahsen-i takdim üzereyiz ama Allah da bize bir yere kadar, belli bir istidad, belli bir idrak, belli bir kapasite verdi. Ötesine varınca donup kalırız. Donup kalırız. Donup kalırız. Yapacak bir şeyimiz yok.
Bunun gibi ruh bilimi, hakeza, psikoloji, sosyoloji, cemiyet hayatı. Allah biyolojik, fizik, kimya ayetlerini tıkır tıkır işletiyor. Yani onlar işlemezse olmaz. Şeriat hayat yasası demektir. Şeriat, hayat, hayat, hayat.
Ben şeriata karşıyım demek ben gayrimeşruyum demek ya. Meşruiyete karşıyım diyor adam bar bar bağırıyor bir de. Deli bunlar ya. Delilik şeriata karşı olmak demek. Ya meşruiyete karşıyım, ben yasadışıyım, gayri meşruyum, yasadışıyım ben demek. İllegalim, teröristim, eşkiyayım demek.
Yani tabiat yasaları, işte psikolojik yasaları, sosyolojik yasaları. İyi ki bu insanlara kalmamış. Bu fizik, kimya, biyoloji ayetleri şeriat bu insanların insafına bırakılsaydı dünya darmadağın olurdu.
Dünya darmadağın olurdu. Bakın şu anda sosyolojik veya psikolojik yasalar da aynen onlar gibi Allah'ın şeriat, şerii yasalarıdır. Ve onlar da çoğu yine Allah'ın emriyle devam eder. Ancak bize imtihan hasebiyle bize bir alan açılmış. Bir imtihan prova, bir deneme alanı açılmış. Orada bize bir inisiyatif verilmiş. Ya dakika bir gol bir. Yani şu insanlara bakar mısınız? Yani dakika bir gol bir. Yani oyun sahasına hakeme küfretme ile başlıyor. İşi o. Hakeme küfrediyor. Ya oyun oynayacaksın, maç yapacaksın veya bir imtihan. Sen imtihanın belletmenine, hocasına küfrederek başlıyorsun.
İmtihana küfrederek başlıyorsun. Yani işte Allah'ın yasalarına, fıtrat yasalarına küfrederek başlıyorsun. Ona karşı tavırla anarşiyle, terörle yani sen imtihandaki huzuru bozuyorsun. Bir oyundaki diyelim ki disiplini bozuyorsun. Sen orada nasıl kazanacaksın? Baştan kırmızı kart görürsün. Oyuna dahil edilmesin. Oyunun kurallarını tanımıyorsun. Bu kadar yani. Bu kadar yobazlık, bağnazlık, hokkabazlık, ükelalık, küstahlık ne derseniz o.
Adam böyle.
Şeriat hayat demektir. Yani ben hayata karşıyım diyor ya. Kahrolsun hayat diyor ya. Dolayısıyla sen öyle diyorsan o hayatı da elinden alıp seni cıs cibır böyle das davlak bırakırlar. Bu dünyada bile böyle köle olursun. Şeytanın uşağı olursun. Kendi kafana sıkmış olursun. En azından ayağına sıkmış olursun.
Geleceğin hepten kararır zaten. Eşkıya, terörist. Dolayısıyla mührün vurulur. Defterin dürülür. İlahi planda hesabın görülür. Bu dünyada bile o hayat senden alınır. Hayat zindan olur. Hayata karşıyım diyen birisine hayat ne lazım? Hayatı hak etmiyor ki. Cenneti hak etmiyor ki. Cennet ona ne lazım? Dünya bile cehennem olur. Oluyor işte. Bu aklı ermezler yüzünden, bu belalılar, bu bağnazlar, yobazlar, bu dogmatik soytarılar yüzünden maalesef birçok insan, masum insanlar da bu dünyada zarar görüyor. Bu dünya öyle fitne. Fitne sadece işte o fitneyi çıkartanlara isabet etmez maalesef. İmtihan dünyası orada gürültü patırtı. Herkese sıkıntı verir. Herkes yoğunlaşamaz imtihanına. Herkes zarar görür. Orada bir yangın çıkarıldığı zaman, bir kavga çıkartıldığı zaman herkes bundan etkilenir. Dünyanın işte orada bir sosyal yasasıdır. Sosyal şer'i yasasıdır şeriat. O kadar. Bu insanlar maalesef böyle.
Dolayısıyla şeriat sorun olamaz, sorun şeriat olamaz. Biyolojik, fizik, kimya ayetleri, sosyolojik, psikolojik Allah'ın kitabi ayetleri. Yazılı ayetleri, kazılı işte kevni ayetleri, tabi ayetleri sorun olamazsa, sorun onların olmamasıysa, onları, insanların o yasaları bozmasıysa, aynen sosyolojik, biyolojik hayatta da, psikolojik hayatta da sorun şeriat olamaz. Belki şeriatsızlık. Şeriatsızlık ancak sorun olur. Şeriat sorun olamaz. Olmaz.
Hayat demektir şeriat. Hayat veren ayetler, özellikle fizik, kimya, biyolojide bazı şeyleri keşfedebilirsiniz. Ancak özellikle psikolojik, sosyolojik hayat öyle sofistike ki, madde alemi gibi çok sade değildir. Çok daha sofistike, çok daha karışık meselelerdir.
O fiziki alemde bile tökezleyenler tabi ki sosyoloji, psikoloji, ruh ve cemiyet hayatındaki yasaları anlamakta zorlanabilirler. Bunu itiraf da edemezler. Yarasa gibi karanlığa alışmış zır cahiller veya suni gıdaya alışmış insanlar nasıl doğal gıdadan bile belli bir süre en azından alışana kadar rahatsızlık duyabilirse, işte yarasanın ışıktan rahatsızlık duyduğu gibi böyle kirli havaya alışmış insanları temiz hava bile çarparsa, o da öyle. Evet yani şeriat da böyle çünkü şeriat çok üstün, aşkın bir şey.
Onu efendim hepsini birden değerlendirmeye kalkanlar maalesef tökezleyebilir. Yani çarpabilir veya işte idraki düşük olanlar, seviyesi düşük olanlar onu anlayamayabilirler bile veya yaşarken zorlanabilir, hani çocuk büyük erişkin gibi davranılabilir mi?
Şeriatı algılayamayan veya hayatından şeriat yıllarca çekip alınmış olanlar hemen oraya uyum sağlama noktasında, hava çarpması gibi, oksijen çarpması gibi veya işte suni gıdaya alışmışlıktan doğal gıdaya uyum sorunu gibi durumlar olabilir. Bunun ötesinde şeriat asla sorun olamaz, olmaz. Şeriat sorun değildir. Sorun şeriat değildir.