Siyonist katilleri yargılamak suç oldu: ABD'den UCM'ye alçakça yaptırım tehdidi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Terör devleti İsrail Başbakanı Katil Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkardığı tutuklama kararı sonrası Washington’ın açık hedefi haline gelen Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) alarm veriyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun "Ya UCM tehditlerine son verecek ya da UCM'yi ortadan kaldıracağız" diyerek açıkça tehdit ettiği mahkeme, Avrupa Birliği’ne çağrıda bulunarak Amerikan baskısına karşı acilen koruma ve Engelleme Tüzüğü’nün devreye sokulmasını istedi.
Siyonist çetenin soykırım suçlarına karşı tutuklama kararı çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), emperyalist ABD’nin ağır yaptırım baskılarıyla boğuşuyor. UCM Yazı İşleri Müdürü Osvaldo Zavala Giler, AB Komisyonu’na seslenerek mahkeyle çalışan şirketlerin ve kurumların hukuki durumunun "bir an önce" netleştirilmesini talep etti. Washington’ın tehditleri karşısında AB’nin pasif tutumunu eleştiren Giler, küresel sistemdeki Amerikan zorbalığını gözler önüne serdi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) idari işleyişinden sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osvaldo Zavala Giler, Avrupa Birliği (AB) Komisyonuna, ABD yaptırımları karşısında Mahkemeyle çalışan şirket ve kuruluşların hukuki durumunu "bir an önce" netleştirmesi çağrısında bulundu.
UCM yetkilisi Zavala Giler, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın UCM'yi ziyareti öncesinde Politico'ya verdiği röportajda, ABD yaptırımlarının, Mahkemenin günlük işleyişine etkilerini ve AB'den beklentilerini değerlendirdi.
AB Komisyonunun net bir tutum ortaya koymamasının şirketleri ve STK'leri belirsizlik içinde bıraktığını belirten Zavala Giler, bu kuruluşların ABD yaptırımlarına uyup uymamaları gerektiğini ve uymamaları halinde ne gibi risklerle karşılaşacaklarını bilmediklerini söyledi.
UCM'nin korunması için somut adımlar atılmasını isteyen Zavala Giler, AB'nin ABD ile diyaloğa öncelik vermesine ilişkin, "Umarım diyalog için açılan alan, Mahkemeyi korumak için bekleme süresi olarak yorumlanmaz." dedi.
ABD’Lİ TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNDEN UZAKLAŞMA HAZIRLIĞI
Zavala Giler, kapsamlı yaptırımlara hazırlanan Mahkemenin, ABD'li teknoloji sağlayıcıları yerine açık kaynaklı yazılımlara geçmek için 6 ay, dolara bağımlılığı azaltmak için ise 20 ay hazırlık yaptığını anlattı.
Mevcut yaptırımlarda telekomünikasyon hizmetlerinin istisna tutulduğunu ancak bu istisnanın süreceğinin garantisi olmadığını belirten Zavala Giler, "Artık ABD'li teknoloji şirketlerine güvenemem." ifadesini kullandı.
Zavala Giler, ödemelerde ABD'li kişi, banka veya para birimi bağlantısı bulunmaması için tedarikçilerin işlemlerini tek tek incelediklerini, tüm çalışanların Avrupa'da banka hesabı açmasını ve sözleşmelerin avro üzerinden düzenlenmesini sağladıklarını aktardı.
Bu süreçte UCM'nin çalıştığı banka sayısının onlarcadan birkaç bankaya düştüğünü bildiren Zavala Giler, ABD bağlantısı olmayan ödemeleri yapmayı kabul eden kuruluşların sınırlı olduğunu kaydetti.
AVRUPA’NIN MALİ EGEMENLİĞİ VURGUSU
Zavala Giler, Mahkemenin Avrupa'da, avro cinsinden ve ABD bağlantısı olmadan işlem yapabilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun sağlanamamasının Avrupa'nın mali egemenliğini de sorgulamaya açacağını söyledi.
AB şirketlerinin ABD yaptırımlarına uymasını engelleyecek tüzüğün (blocking statute) devreye alınması çağrısını yineleyen Zavala Giler, bu mekanizma kullanılmasa bile Mahkemenin en azından Avro Bölgesi'nde faaliyetlerini sürdürebileceğine dair güvence istedi.
Zavala Giler, ara adım olarak şirketlere "güvence mektupları" verilmesini önerdi.
Belirsizliğin bankalar ve teknoloji şirketlerinin yanı sıra Mahkemeyle çalışan STK'ları da etkilediğini aktaran Zavala Giler, "Bu durum son derece büyük bir caydırıcı etki yarattı. Mahkeme'nin çalışmalarını desteklemeye devam etmek için hukuki korumaya sahip olup olmadıklarını bilmiyorlar." diye konuştu.
ABD’NİN UCM’YE YAPTIRIMLARI
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, UCM'nin eski yargıçlarından Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay'ın "2026 Nobel Barış Ödülü"nü kazanmasının ardından Mahkemeye yaptırım uygulama kararı aldıklarını açıklamıştı.
Rubio, ABD'nin UCM tarafından Amerikalıların yargılanmasına izin vermeyeceğini belirterek, "Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM'yi ortadan kaldıracağız." ifadesini kullanmıştı.
UCM, Kasım 2024'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmış, ABD ise karara karşı çıkmıştı.
Washington yönetimi, ağustosta UCM Başkanı Tomoko Akane'nin de aralarında bulunduğu yargıç ve savcılara yaptırım kararı almıştı.
AB’NİN ENGELLEME TÜZÜĞÜ
"Engelleme Tüzüğü" ilk kez 1996 yılında ABD'nin Küba, İran ve Libya'ya ambargo uygulama kararının ardından gündeme gelmişti. Bu mevzuatla, söz konusu ülkelerle iş yapan Avrupalı şirketlere yönelik yabancı mahkemelerin verebileceği kararların engellenmesi ve böylece bu şirketlerin korunması amaçlanmıştı.
Ancak tüzüğün uygulanması, daha sonra AB ve ABD'nin konuyu müzakere ederek çözüm bulmasıyla rafa kaldırılmıştı.
Söz konusu tüzük, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile 2015'te imzalanan nükleer anlaşmadan çekilme kararı üzerine ise 7 Ağustos 2018'de yürürlüğe girmişti.
AB Yüksek Temsilcisi Kallas, 20 Ekim'de yaptığı açıklamada UCM'yi ABD'nin yaptırımlarına karşı korumak için "Engelleme Tüzüğü" dahil bütün seçeneklerin masada tutulması gerektiğini bildirmiş, AB'nin yaptırımların yürürlüğe girmesi öncesindeki 6 aylık sürenin tüm hukuki sonuçları analiz etmek, diyalog başlatmak ve çözüm yolları aramak için kullanacağını ifade etmişti.