• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

‘Sansür yasası’ diyenler yasakçının tâ kendisi

İfade ve basın özgürlüğü adı altında Türkiye’nin üniter devlet yapısını hedef alan, bürokratları tehdit eden, kamu kurumlarına baskın düzenleyen zillet paydaşları, kendilerine yönelik en ufak eleştiriye dahi tahammül edemiyor. Yalanı, dezenformasyonu ve itibar suikastını önlemeye yönelik yeni yasayı, ‘sansür’ diye niteleyen zillet bileşenlerinin, eleştirel haber ve paylaşımları avukatları aracılığıyla yargıya taşıyarak, hem ifade özgürlüğünü kısıtladığı hem tazminat yoluyla milyonlarca liralık gelir elde ettiği ortaya çıktı.

Yeniakit Publisher
2022-06-26 11:16:00 -
‘Sansür yasası’ diyenler yasakçının tâ kendisi

Dezenformasyonla mücadele kanununu, sosyal medya kullanıcıları ve basın mensuplarını susturmaya yönelik bir sansür aracı olarak lanse eden zillet bileşenleri, kendilerini eleştiren sosyal medya kullanıcılarını ve gazetecileri susturmak için var gücüyle mücadele ediyor. Cumhurbaşkanına hakaretin dahi suç olmaktan çıkarılmasını isteyen hastalıklı kafa, kendilerine yönelik eleştirel haber ve paylaşımları avukatları aracılığıyla yargıya taşıyarak, hem ifade özgürlüğünü kısıtlıyor hem de uzlaşma adı altında milyonlarca liralık gelir elde ediyor.

Zillet, eleştiriyi nakite çeviriyor

Yalan habere karşı hazırlanan basın yasasını çarpıtanların dava sicili kabarık çıktı. Her fırsatta “Kahrolsun istibdat” dediği halde en ufak eleştiride mahkemeye başvurarak tam 15 bin kişiye dava açan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yüz binlerce liralık tazminat talep ediyor. Sosyal medya düzenlemesiyle insanların konuşamaz hale geleceğini söyleyen CHP’li Gürsel Tekin, sosyal medya paylaşımları nedeniyle 1300 kişiye dava açtığı ve 450’sini ise mahkum ettirdiğini itiraf etti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, aleyhinde paylaşım yaptıkları için birçok kişiden şikayetçi olduğu ve avukatı aracılığıyla uzlaştırmaya oturduğu bizzat Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından dile getirildi. Karanlık barolara yazdığı mektupta, “Toplumun adalet ihtiyacı, acil bir hâl almıştır” diyen Ahmet Davutoğlu, ‘Sevgi Akarçeşme’ adlı sosyal medya kullanıcısı dahil pek çok kişiye paylaşımları nedeniyle dava açtı. CHP’nin Halk TV’sine çıkarak AK Parti seçmenine çirkin sözlerle sataşan Doç. Şeyda Taluk, kendisine sosyal medyadan tepki gösteren kişileri tek tek kayıt altına alarak dava açtı. Sadece Çağlayan Adliyesi’ndeki dosyaların sayısı 4 bine ulaştı. Sözcü’nün ağzı bozuk yazarı Emin Çölaşan da, gelen eleştirilere avukatı aracılığıyla tazminat davaları açtığını kendi köşesinden ilan etti.

Asıl sansürcü zilletin kendisi

Konuyla ilgili Akit’e konuşan Gazeteci Şükrü Sak, şunları dile getirdi: “Kendilerine yönelik en ufak bir eleştiride yargıya koşan, yüzlerce, binlerce insanı, sadece görüşlerini açıkladığı için şikâyet eden bu kafa ile işimiz gerçekten zor. ‘Basın özgürlüğü’ diye raporlar yazan, paylaşımlar yapan, ‘gazeteciler susturuluyor’ diyenler asıl sansürcünün tâ kendileri. Örneğin eski CHP’li vekil Eren Erdem, benim bir okuyucu yorumuna verdiğim; ‘Bir daha basın özgürlüğünden şikayet ederse ağzının üstüne kürekle vuracağım’ şeklindeki, espri amaçlı paylaşımımı şikayet etti. ‘Beni tehdit ediyor’ diyerek dava açtı. Ve bu davadan 6 ay ceza aldım. Yahu, sosyal medyada bir kişiyle şakalaşmam, CHP’lilere karşı nasıl tehdit oluşturuyor? Basın özgürlüğü denildiğinde mangalda kül bırakmayan, kamuoyu önünde ‘ifade özgürlüğü’ diye yırtınan bu zihniyet, arka koridorlarda ağzını açanı mahkûm ettirerek büyük bir ikiyüzlülüğe imza atıyor. Bunun bitmesi için bir an önce basın kanununun Meclis’ten geçmesi gerekiyor. Basın yasası, bunların her türlü yalanı servis etme imkanını ellerinden alırsa, bu ülkemiz adına çok güzel bir gelişme olacak, toplumun yalanlarla ve algılarla zehirlenmesinin önüne geçilecek.”

İktidar olsalar millet yandı!

Yazar Mehmet Fırat da, şunları söyledi: “Otelde evli bir adamla basılan Sedef Kabaş, ‘Önce ortaya büyük bir yalan atacaksınız, arkasından da bunu yayacaksınız’ demişti. Dezenformasyonu bitirecek yasaya en çok itiraz edenler, ‘büyük bir yalanı’ ortaya atıp yayanlar oldu. Basın ve ifade özgürlüğünden bahsedenlerin, halkı ezmek ve sindirmek adına en ufak bir eleştiriyi dahi yargıya taşımaları, yüklü tazminat davalarıyla kendilerini finanse etmeleri kendileriyle de çelişen bir durum. Hani bir diktatör vardı başımızda ya, görüyoruz ki daha muhalefette olmalarına rağmen diktatörlüğün ve yasakçı zihniyetin kendileri olduğunu gösterdiler. Ellerinde bir yetki ve kuvvet olmadan bunu yapan zillet bileşenleri, gücü ellerine aldıklarında neler yapabileceğini tahmin edin.. En başta 5816 sayılı ‘hakikatleri saklama kanunu’ diyebileceğimiz yasadan dolayı, zillet bileşenlerinin Müslüman halka yaptıkları şikayet ve zulümden binlerce insan mağdur.Kendilerine en ufak bir eleştiride hemen şikayet ve tazminat.. Asıl yasa bunları engellemek için çıkarılmalıdır. Sapıklığı meşrulaştırma serbest. Dine sövülmesi serbest. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanına hakaret serbest. Ama kendilerine eleştiri yasak. Kurmuşlar bir düzen, öyle gidiyor.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Gelir kapısı haline getirdiler.2019 yılında yapmış olduğum bir yorumdan dava açtılar bana...

Zeynel

O kadar çok hakaret küfür ve yalan söylüyorlar ki artık uzak kalınca yasak diyorlar utanmadan oy istiyorlar.durmak yok yola reisle devam
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23