• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Saint-Joseph Fransız Lisesi mezunu bir hafız-doktor... "Mutluluğu Kur’an’da buldum"

Hayatı filmlere konu olacak Dr. Salih Selman, Saint-Joseph okulundan Türkiye’nin tek endoskopi uzmanlığına ve oradan hafızlığa giden öyküsünü anlattı. Aradığı mutluluğu Kur’an-ı Kerim’de bulan Selman, “Karşılıksız iyilik yapın, bir yardım kuruluşunda gönüllü çalışın” diyor.

2019-12-16 10:05:00 - 2019-12-16 10:06:26
Saint-Joseph Fransız Lisesi mezunu bir hafız-doktor... "Mutluluğu Kur’an’da buldum"

Dr. Salih Selman özellikle gençlerin severek sohbetlerini dinlediği bir hekim. Gençlere Selman’ın sohbetlerinde kendilerini en çok etkileyen yanın ne olduğunu sorduğumda hepsi de ‘samimiyeti’ diye cevap veriyor. Telif almadan teklif beklemeden Hakk’ın rızası için tebliğde bulunan Salih Selman mesleğinde çok başarılı bir tıp doktoru. Fakat onu diğer meslektaşlarından ayıran ilginç bir hikâyesi var... Sarık ve cübbeyle doktorluk yapan Selman’ın inancından dolayı üniversitede kariyeri engellenmiş. Kendisi yılmadan yorulmadan mücadeleye devam etmiş. Dini hayatla tam manasıyla sonradan tanışan Selman 40 yaşında hafızlığa başlamış. Renkli bir hikâyesi, azim ve mücadele dolu hayatı olan Dr. Salih Selman ile etkileyici hikâyesinin detaylarını sizler için konuştuk...

Asker baba, batı tarzı anne

-Nasıl bir ailede büyüdünüz?

İstanbul Fenerbahçe’de doğmuşum. Babam Cemal Selman, Kurmay Albay’dı. Hiçbir zaman askeriyeye sokmazdı bizi. ‘Devletin hakkı’ geçer diye. Lojmanda bile oturmadı. Harp akademileri komutanıydı. ‘Benim generallik zamanım geldi ama olamam’ dedi anneme. ‘Neden’ diye sordu. ‘Generallikte içkili toplantıya ve dansa götürmek şart, seni nasıl götüreyim!

-Ailenizin dini hassasiyeti nasıldı?

Babam dindar bir insan olmasına rağmen, annem İtalya’dan bize telefon açar, yılbaşı kutlamasına davet ederdi.

-Dindar bir şahsiyetle ilk tanışma...

Hayrettin Karaman lisede ahlak dersimize gelmişti. İlk defa dinî kimlikli bir insanla tanışmıştım. Hocanın hali hoşuma gitti. Sonradan öğrendim ki oğlu da bizim tıpta aynı sınıfta. Onun hayatını takip ettim, ‘Sen bana bir yol göster’ dedim. Sonra da elhamdülillah kendimizi bulmaya başladık.

Öğretmenlerin hepsi papazdı

-Eğitim hayatınız nasıl geçti?

Ortaokul ve liseyi annemin ısrarıyla 1972-80 arasında Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde bitirdim. Hocalarımızın hepsi papazdı. Daha sonra Çapa Tıp’ı kazandım. TUS imtihanına girerek Çapa’da asistanlık ve uzmanlık yaptım.

-Sonra neler yaşadınız?

Sakallı olarak göreve başladığım için merdiven altında bir yer verdiler. Türkiye’de benden başka endoskopi yapan yoktu. Haseki’de sakallı ve şalvarlı 7 sene çalıştım. Yeryüzü Doktorları ve Deniz Feneri’nde çalıştım. Birçok ülkeye gittim.

Ya başörtüsü ya doçentlik!

-Çapa’dan ayrılma nasıl odu?

Bir gün evimize bir profesör geldi. ‘Seni 6 ay sonra doçent yapacağız, bu kız kardeşin örtüyü çıkarsın’ dedi. Ben de, ‘Örtüsüyle doçentliğimin ne alakası var. Daha çok çalışırım’ dedim. O da, ‘Zaten çok çalışıyorsun’ dedi. Duvarda duaları gördü, “Seni adam zannediyordum” deyip gitti. 1990’da Haseki’de başladım.

-Kur’an’la tanışmanız nasıl oldu?

Bir gün hanımımın yeğeninin sünnetine gittik. Adetmiş, herkes Yasin’den bir sayfayı sırayla okurmuş. Sıra bana geldiğinde inanılmaz mahcup oldum. Hiçbir ameliyatta o günkü kadar terlememiştim. 40 yaşında Kur’an bilmiyordum. Bu beni çok üzdü, düşündürdü.  

Pansumanla değişen hayat

-Peki hafızlık hikâyeniz nasıl?

Bir gün yaşlı bir amca, beni illa tedavisine çağırmıştı. Bu, kaderdeki dönüş halkalarından biri. 6 ay pansumanına gittim. “Gel sana kursumuzu gezdirelim” dediler. Evin 2 kat aşağısına indik (kurslar yasaklıydı). Nur yüzlü çocuklar, pırıl pırıl...

-Fransız Kolejinden birisi olarak bodrum kursta sizi etkileyen ne oldu?

O çocuklar bizim okula göre daha hevesli ve mutluydu. Oğlumu da hadis ezberlesin diye götürdüm. Öğretilenleri ezberlemişim. Hocanın dikkatini çekti, “Hafızan çok güçlü gel hafız ol, ben seni bırakmam” dedi. 7 senede bitti hamdolsun.

-Hocam son olarak okuyucularımıza mesajınız nedir?

İnsanlara karşılıksız iyilik yapsınlar, bir yardım kuruluşunda gönüllü çalışsınlar.

Beni imam zannettiler!

-Toplum; sakallı, şalvarlı, takkeli bir doktora alışkın değil. Yaşadığınız ilginç anılarınız var mı?

Bir gün ameliyata girdim. Fakat dışarıda kıyamet kopuyor. Hastanın yakınları kapıyı yumrukluyorlar. Ağlamalar arttı. Yanlarına gittim, “Yahu siz niye ağlıyorsunuz? Hastanız gayet iyi” dedim. Yakınları, “Siz doktor musunuz? Biz de içeriye hoca aldılar, son görevini yerine getirmek için çağırdılar diye düşündük” dediler!

-Personelin tepkisi nasıldı?

Vatan Hastanesi’nden bir arkadaşım, ameliyat için beni çağırdı. Hastane personeli ve hasta yakınları içeri almadılar. Hemşireler gözleri yerinden fırlamış gibi bakıyorlardı. Ben de “Dedeleriniz de benim gibiydi. Bakın ellerim, ağzım, burnum var, insanım ve doktorum” dedim.

-Yorulmuyor musunuz?

Bir zamanlar kariyer yapmayı mutluluk zannettim. Mutluluğu Kur’an’da buldum. Meğer asıl büyük mutluluk oymuş. İşimin yanında gençlere ders vermek çok büyük mutluluk.

Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

gürkan

MAŞAALLAH ,ALLAH(CC)sizin gibileri sayılarını arttısın hayırlı uzun ömürler versin İNŞAALLAH
  • Yanıtla

M. Alioğlu

Her müslümanın alim olmasını Allah (c.c) emretmemistir. Ama her müslüman mükellefin farz-ı ayın olan konuları öğrenmesini şart koşmuştur. Bu doktor kardeşimiz gibi. Allah sayılarını artırsın, ihlas ve samimiyetten ayırmasın.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23