• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Safer ayının son Çarşamba gecesi okunacak dualar

Yeniakit Publisher
2020-10-13 18:55:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Safer ayının son Çarşamba gecesi okunacak dualar

Safer ayının son Çarşamba gecesi okunacak dualar merak ediliyor. Hicri aylardan biri olan Safer ayının bela ve musibetlere açık bir ay olduğu bilinmektedir. Bu ayda inananlar dua ve ibadetlerini artırmak, bela ve musibetten korunmak ister. Peki, Safer ayının son Çarşamba gecesi okunacak dualar

Safer, kamerî/hicrî takvimin Muharrem ayından sonra gelen ikinci ayıdır. 'Safer ayının son çarşambası ne zaman?' sorusu, bu geceden okunan duaların makbul olduğuna inanan vatandaşlarca araştırılıyor. İşte Safer Ayının son Çarşamba gecesi yağan belâlardan bir sene boyunca korunmak için okunacaklar

Safer ayının son Çarşamba gecesi ne zaman?

Safer ayının 17 Ekim tarihinde sona ermesi dolayısıyla 14 Ekim Çarşamba günü bu ayın son çarşambası oluyor.

Safer ayının son Çarşamba gecesi okunacak dualar

Safer Ayının Son Çarşamba Gecesi (13 Ekim Salı’yı 14 Ekim Çarşamba’ya bağlayan gece bir de Rûmî Takvim’e göre olan Mart ayının ilk Çarşamba gecesi yâni salıyı çarşambaya bağlayan gece) akşam namazından sonra bir senelik belâlardan korunmak için okunacak duâlar:

a) 12 kere el-Fâtiha Sûre-i Celîlesi, ilk başta Eûzü, her birinin başında besmele ile okunur.

b) 100 kere:

Yazılı olarak:

«بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ.»

“O Rahmân ve O Rahîm olan Allâh’ın ismiyle.”

c) 100 kere:

Yazılı Olarak:

«بِسْمِ اللّٰهِ الَّذ۪ي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ.»

“O Allâh’ın ismiyle (akşamladım) ki, O’nun ismiyle birlikte (olana) ne yerde, ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O hakkıyla işiten, çok iyi bilendir.”

d) 100 kere:

Yazılı olarak:

«لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ.»

“Günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak Yüce ve Ulu olan Allâh-u Te‘âlâ’nın yardımıyladır.”

e) 27 kere Kadr (İnnâ Enzelnâ) Sûresi:

Yazılı olarak:

﷽ ﴿ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ + وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ + لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ + تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ + سَلَامٌ۠ۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴾

“O Rahmân ve O Rahîm olan Allâh’ın ismiyle! Muhakkak Biz onu (o ebedî mucize olan Kur’ân-ı Kerîm’i) Kadir Gecesi’nde (Levh-i Mahfûz’dan, birinci kat semaya) topluca indirdik. Kadir Gecesi’nin ne (kadar büyük bir gece) olduğunu sana bildirmiş olan şey de nedir?

(Kimse bilemez ki bildirsin! İşte şimdi Ben sana bildiriyorum ki;) Kadir Gecesi (içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan) bin aydan daha hayırlıdır. Melekler de, Rûh (diye adlandırılan Cebrâîl (Aleyhisselâm)) da (o geceden bir dahaki seneye kadar takdîr edilmiş olan) her önemli işten dolayı Rablerinin izniyle onda iner de iner. (Başka zamanlarda Allâh-u Te‘âlâ hem belâ hem de selâmet takdîr ederken,) o (geceki takdirler), fecir doğuncaya kadar ancak bir selâmettir.” (el-Kadr Sûresi:1-5)

f) 100 kere:

Yazılı olarak:

«يَا خَالِقُ!»

g) 100 kere:

Yazılı olarak:

«سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ.»

h) Sonunda şu salevât-ı şerîfe okunur:

Yazılı olarak:

«اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْل۪يمًا.»

“Ey Allâh! Nebiy-yi Ümmî olan Efendimiz Muhammed’e, âline (Ehl-i Beyti’ne) ve sahâbesine çokça salât et ve çokça selâm et.” (Mâü’l-‘Ayneyn, Na‘tü’l-bidâyât, sh:168)

SAFER AYININ SON ÇARŞAMBA GECESİ BİR KABA YAZILIP SUYU İÇİLECEK SELÂM ÂYETLERİ

(13 Ekim Salı’yı 14 Ekim Çarşamba’ya bağlayan gece)

“Bir Senelik Belâ ve Uğursuzluklardan Kurtulmak İçin Safer Ayında Okunacak Duâlar ve Çarşamba Gününün Uğursuzluk Özelliği” kitabımızda zikredilen birçok mâlûmattan anlaşıldığı üzere; her ayın çarşambaları, özellikle de son çar­şambası birtakım sıkıntılara mahal olabilir.

Nitekim İsmâ‘îl Hakki el-Bursevî (Kuddise Sirruhû)nun beyânı vechile; Âd kavminin kısır rüzgârla azâba uğratılması safer ayının son çarşambasının sabahı başlamış ve diğer çarşamba güneş batana kadar devâm ederek sekiz gün sürmüştür. O sene bu günler “Kocakarı soğukları” diye anılan günlere denk gelmiştir.

O günlere “Kocakarı soğukları” denilmesi ise Âd Kavmi’nden bir kocakarı o yedi gün zarfında yer altındaki bir odada saklanıp, sekizinci gün rüzgâr onu saklandığı yerden çekip-çıkartarak helâk ettiği içindir.” (İsmâ‘îl Hakkî el-Bursevî, Rûhu’l-beyân, 10/101; Ebu’l-Yusr ‘Âbidîn, Tenbîhu’l-kulûbi’n-nâ‘ime ‘ale’l-evrâdi’d-dâime, sh:71-72)

Ancak İbrâhîm ibni Muhammed el-Ensârî el-Mâlikî (Rahimehullâh) günlerin ve gecelerin fazîletleri ile ilgili olan pek kıymetli eserinde; yine böylece Şam diyârının müftüsü ve İbni Âbidîn (Rahimehullâh)ın torunu Şeyh Muhammed Ebu’l-Yüsr Âbidîn Hazretleri bir takım evrâd ve ezkârı cemettiği ese­rinde; Abdülhâdî Harse “el-Edviyetü’l-ilâhiyye” isimli eserinde, ayrıca Alîٰ Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû)nun en çok sev­diği şeyh olan Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (Kuddise Sirruhû) zikirlerle ilgili yazdığı bir eserinde şu beyanda bulunmuşlardır:

“Allâh-u Te‘âlâ’nın saferin son çarşambasında yaratacağı şerlerden korunmak için yapılacak ameller hakkında Allâme Şeyh Muhammed ibni Abdi’l-Hayy ed-Dâvûdî (Kuddise Sirruhû), kendi şeyhi Şeyh İlyas (Rahimehullâh)tan, o da Şâfi‘î mezhebinde ictihâd derecesine ulaşmış olan şeyhi İbrâhîm el-Kûrânî Hazretleri’nden, o da Şeyh Ferîdüddîn Genc-i Şeker en-Nakşibendî (Kuddise Sirruhû)dan naklen şöyle demiştir:

‘Her sene Levh-i Mahfuz’dan semâ-i dünyâya (dünyâ semâsına) üç yüz yirmi bin belâ iner ki bunlar, Safer’in son çar­şamba gecesinde ve gününde nâzil olurlar, bu yüzden o gün sene günleri içerisinde en zor gün olur. İşte o gece (veyâ ertesi gün) yedi selâm âyetini (üzerinde yazı bulunmayan beyaz bir sayfa ya da porselen) bir kaba yazıp su­yunu içen kimseye Allâh-u Te‘âlâ’nın izniyle o se­neki belâlardan hiçbir şey isâbet etmez.’

Geçmiş büyükler o gece akşamla yatsı arası câ­mide toplanıp yedi peygambere selâm ih­tivâ eden âyet-i kerîmeleri bir kâtibe yazdırarak kaplar içine koyar ve suyundan içerlerdi. Daha sonra da evlere hediye ola­rak gönderirlerdi.”

(Burada şunu ifâde edelim ki; bu yazının safran ve gül suyundan elde edilen yâhut herhangi bir temiz mürekkeple yazılması gerekir, zîrâ günümüzün mürekkepleri sağlığa zararlı olabilir.)

(İb­râhîm el-Ensârî, Rave’z-zam’ân fî fedâili’l-eşhuri ve’l-eyyâm, sh:4; Muhammed Ebu’l-Yüsr ‘Âbidîn, Tenbîhü’l-kulûbi’n-nâ‘ime ‘ale’l-evrâdi’d-dâime, sh:71-72; Muhammed ibnü Hatîriddîn, el-Cevâhiru’l-hams, sh:52; ‘Abdülhâdi Harse, el-Edviyetü’l-ilâhiyye, sh:48; Mahmûd Sâmî, el-Ed‘iye ve’l-ezkâr, sh:123-127)

O âyet-i kerîmeler de şunlardır:

Yazılı olarak:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ، ﴿ سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ ﴾، ﴿ وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا۟ ﴾، ﴿ وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا ﴾، ﴿ سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ + اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ﴾، ﴿ سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ + كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ﴾، ﴿ سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ + اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ﴾، ﴿ سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ + اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ﴾، ﴿ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ ﴾، ﴿ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِد۪ينَ ﴾، ﴿ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِۜ ﴾، ﴿ سَلَامٌ۠ۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴾

(Yâsîn Sûresi:58; Meryem Sûresi:15, 33; es-Sâffât Sûresi:79-80, 109-110, 120-121, 130-131, 181; ez-Zümer Sûresi:73’den; el-Kadr Sûresi:5)

Bu suyu içtikten sonra şu duânın okunması da fazîletlidir:

Yazılı olarak:

«اَللّٰهُمَّ اعْصِمْنَا مِنْ جَهْدِ الْبَلَاءِ وَدَرَكِ الشَّقَاءِ وَسُوءِ الْقَضَاءِ وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ وَهُجُومِ الْوَبَاءِ، وَمَوْتِ الْفُجْأَةِ وَمِنْ زَوَالِ الْبَرَكَةِ وَالنِّعْمَةِ، وَمِنَ الْبَرَصِ وَالْجُذَامِ وَالْبِرْسَامِ وَالْحُمّٰى والشَّق۪يقَةِ، وَمِنْ جَم۪يعِ الْأَمْرَاضِ وَالْأَسْقَامِ بِفَضْلِكَ وَجُودِكَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ! بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ! وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَسَلَّمَ تَسْل۪يمًا.» اٰم۪ينَ!

“Ey Allâh! Zora düşüren belâdan, bedbahtlığın bana ulaşmasından, kötü kazâ (yazı)dan ve düşmanlarımın sevinmesinden, (tevbe ve istiğfâr etmeye fırsat vermeyen) âni ölümden, bereket ve nîmetin yok olmasından, baras (alaca), cüzam, zâtüre, hummâ (ateşli sıtma) ve çiçek hastalığından, bütün hastalıklardan ve marazlardan fazlın ve ihsânınla Sen bizi koru. Ey celâl ve ikrâm sâhibi!

Ey acıyanların en merhametlisi! Rahmetinle (duâmı kabûl eyle)! Allâh-u Te‘âlâ, Efendimiz Muhammed’e ve Ehl-i Beyti’ne salât ve tam bir selâm ile selâm eylesin.” Âmîn! (Ebu’l-Yusr ‘Âbidîn, Tenbîhu’l-kulûbi’n-nâ‘ime ‘ale’l-evrâdi’d-dâime, sh:71-72)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23