Restorasyonda, çimento sıvalarının altından çıkanlar şok etti! Boğaz'ın incisi 357 yıllık cami, 2 sene önce yanmıştı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
"Boğaz'ın incisi" olarak nitelendirilen yalı camilerinden 357 yıllık Vaniköy Camisi'nde, 2 yıl önce çıkan yangının ardından başlatılan restorasyon çalışmalarının yaklaşık yüzde 70'i tamamlandı. Çalışmalar sırasında çimento sıvaların altından teğet kemerli pencereler ile mermer çeşme aynaları çıktı.
Osmanlı padişahlarından 4. Mehmed devrinde, Vani Mehmed Efendi tarafından 1665 yılında yaptırılan, büyük bir kısmı ahşaptan oluşan ve halk arasında "Vaniköy Camisi" olarak bilinen Vani Mehmed Efendi Camisi, 15 Kasım 2020'de meydana gelen yangında büyük hasar gördü. Yangının ardından kullanılmaz hale gelen caminin restorasyonu için Kalyon Vakfı, Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü ve Mehmet Vani Vakfı arasında "Vaniköy Cami Proje-Uygulama ve Çevre Düzenlemesi Restorasyon Protokolü" imzalandı. Camideki çalışmalar, 8 Temmuz 2021'de Koruma Kurulunca onaylanan restorasyon projesi doğrultusunda başladı.
Daha önce yapılması planlanan restorasyon kapsamında yangından 1 yıl önce 3 boyutlu lazer tarama görüntüleri kaydedilen cami, bunlardan da faydalanıp aslına uygun şekilde ihya ediliyor. Cami ve bitişiğindeki hünkar kasrı ile avluda bulunan müştemilat, şadırvan ve parsel duvarlarındaki restorasyon ve onarım çalışmaları süren camide yangının bıraktığı izler siliniyor.
Özenle yürütülen restorasyon çalışmalarının yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan 3,5 asırlık tarihi cami küllerinden doğmaya hazırlanıyor.
"Ahşap kısımlarının neredeyse tümü yanmıştı"
Vaniköy Camisi Restorasyonu Proje Müdürü Yüksek Mimar Nuran Nar, Osmanlı padişahlarından 4. Mehmed'in şu anki ismiyle Vaniköy bölgesini hem sultan hocalığı hem ordu vaizliği yapan Vani Mehmed Efendi'ye temlik ettiğini, onun da 1665'te buraya cami, küçük bir medrese ve çeşme yaptırdığını anlattı.
Nar, Birinci Mahmud'un 18. yüzyılda sadrazamı Divitdar Mehmet Emin Paşa'ya camiye hünkar mahfili ve kasrı eklettirdiğini, 19 yüzyılda da 2. Mahmud'un Boğaz gezileri sırasında bu camiyi çok kullandığını belirterek, bu yüzden o dönemde de camide bir tamirat yaptırdığını aktardı. Caminin 1965 yıllarında geniş kapsamlı bir restorasyon ve onarım geçirdiğini ifade eden Nar, o günden sonra da çok fazla detaylı bir çalışma yapılmadığını dile getirdi.
Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu'nun restorasyona talip olmasıyla Kalyon Vakıf ile İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü ve caminin mülkiyetinin bulunduğu Mehmet Vani Vakfı arasında imzalanan protokolle yenileme çalışmalarının başladığını anımsatan Nar, Kalyon Vakfının "şehre vefa" duygusuyla camiyi yeniden İstanbul'a kazandırmak için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Yapının kagir kısmının çok az olduğunu, caminin hünkar kasrının üst katı, deniz cephesindeki duvarının üst kısmı ve çatısının ahşaptan oluştuğunu anlatan Nar, yangında ahşap kısımlarının tümünün yanarak caminin kullanılamaz hale geldiğini söyledi.
Raspa çalışmalarında ulaşılan özgün detaylarla proje şekillendi
Nar, restorasyon öncesinde yapının zemininde yapılan geoteknik ve statik araştırmalar neticesinde temelinde güçlendirme çalışması yapıldığını, projelendirme sürecinin 7-8 ay sürdüğünü ve sonrasında uygulamaya geçildiğini dile getirdi. Camideki "muhdes" diye adlandırılan, özgün olmayan eklentilerin temizlenmesi ve yanan ahşap malzemelerin yapıdan kaldırılmasının ardından projelendirme çalışmasına başlandığını belirten Nar, şöyle devam etti:
"Çalışmaların ilk etabında bizi mutlu eden bir durum söz konusu oldu. Yangından 1 yıl kadar önce yapının rölöveleri alınmış ve kurula sunulmuş. Tüm 3 boyutlu haritalandırma sistemi gerçekleştirilmiş. Bu elimizde büyük bir veri olarak bulunuyordu. Projelendirme çalışmaları öncesinde yapının geri kalan kısımlarında, özellikle duvarlarında bir raspa çalışması yapıldı. Çünkü 1960'larda ve sonraki dönemlerde yapılmış çalışmalarda yapıyı sağlamlaştırmak adına çimento sıvalar bulunuyordu. Günümüzdeki restorasyon çalışmalarında yapıya zarar verdiği için bunları tümüyle kaldırıyoruz. Çalışmalar sırasında yapının özgün detaylarına ulaşıldı ve projelendirme çalışmaları da bu özgün detaylarla birlikte oluşturuldu."
Çimento sıvaların altından teğet kemerli pencereler ile mermer çeşme aynaları çıktı
Yapının ahşap bölümleri dışında kagir kısımlarında harim mekanının iki duvarı, bir de minaresi olduğunu aktaran Nar, "Bu iki duvarının üzerinde bulunan çimento harçlı sıvalar kaldırıldığında pencerelerin gördüğümüz durumdaki haliyle yarım daire kemerli olduğunu düşünüyorduk fakat çalışmaları yaptıktan sonra fark ettik ki altında özgün teğet kemerli pencereleri var. Şu anda biz de ona göre zaten projesi hazırlanarak uygulamaları devam ettiriyoruz." dedi.
Yüksek mimar Nuran Nar, hünkar kasrının zemin katında sonradan yapılmış bir çalışmayla kapatılmış ahşap başlıkları olan ahşap sütunlara ulaştıklarını, bunların da projelendirme aşamasında arşiv çalışmalarıyla beraber bir veri oluşturduğunu söyledi.
Caminin parseli içinde müştemilat yapısı, bir de şadırvan bulunduğuna dikkati çeken Nar, "Bizi heyecanlandıran konulardan biri de şadırvanın üzerinde bir çimento sıva vardı. Onu kaldırdığımızda altında özgün, şadırvanın yapıldığı döneme uygun olarak yapılmış mermer çeşme aynalarını bulduk. Tabii bunların hepsi tahrip olmuşlar. Belki de bu kadar tahrip olduğu için tümünün üzerini sıvamışlardı. Onları çıkardık, temizliğini yaptık. Birleştirmelerini tamamladık ve şimdi üzerini sıvamadan aynen o şekilde yine şadırvanın üzerine adapte ederek restorasyonunu tamamlayacağız." ifadelerini kullandı.