• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Prof. Dr. Nazım Elmas: İHA-SİHA devrimi dijitalde de olmalı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Prof. Dr. Nazım Elmas: İHA-SİHA devrimi dijitalde de olmalı

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas, 1 Kasım’da yürürlüğe girecek olan çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Prof. Elmas, tıpkı İHA-SİHA’larda olduğu gibi dijital mecralarda da yerli ve milli adımlar atılmasının önemini vurguladı.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nazım Elmas, Akit’in pazar röportajında 1 Kasım’da yürürlüğe girecek çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi, dijital platformların Türkiye’de temsilcilik açması ve vergi yükümlülükleri hakkında değerlendirmelerde bulunarak, 16 yaş öncesi çocukların sosyal medya kullanımına yönelik kısıtlamaların yanı sıra yerli dijital teknolojilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ YÜZDE 98’İNİN TÜRKİYE’DE TEMSİLCİLİĞİ VAR

Sosyal medya platformlarının hepsi Türkiye’de temsilcilik açıp vergiyi ödemeye başladı mı?

Şimdi bu mecraların yüzde 98’inin Türkiye’de temsilciliği var. Firma kurdular. Türkiye’de ikamet eden birisinin burada temsilci olmasını sağladılar. Böyle bir yaptırım yasa içerisinde söz konusu. Bu gerçekleşti. Temsilcilik olan burada ticari bir faaliyet yapan Türkiye Cumhuriyeti ticaret kanunlarına göre çalışmalarının karşılığı üzerine düşen miktar neyse onun vergisini veriyorlar. Vergi oranlarının belirlenmesinde ve bu tür işlerdeki yasal düzenlemelerde “Avrupa Birliği normlarını tamamen değilse bile Avrupa’da bu iş nasıl yapılıyor? Avrupa Birliği normları nasıldır?” diye gözden geçirip oralardan ve dünyada bu işler nasıl planlanmış onlara bakarak bir Türkiye modelini geliştirmeye ve makul mantıklı bir düzenlemeyle bu kurumların hem Türkiye’de faaliyet yapmasını sağlamaya hem de bu faaliyeti yaparken bizim yasalarımız çerçevesinde hizmetlerini sunmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz.


 

1 KASIM’DAN İTİBAREN 16 YAŞ ÖNCESİ ÇOCUKLARIN SOSYAL MEDYAYA GİRMESİ MÜMKÜN DEĞİL

Buna yönelik komisyon çalışmalarını sürdürüyor mu?

Komisyon bu işlerin uygulamada karşılaştığı toplumsal problemleri çözme noktasında politikalar üretiyor. Diyelim ki 16 yaş öncesi çocukların sosyal medya ile alakalı kullanımlarında ortaya çıkan problemler var. Bu problemler çocuğun ruhsal gelişimini, fiziksel gelişimini, zihinsel gelişimini, toplumsal gelişimini etkiliyor. Ve kendisi için neyin iyi olduğunu, neyin kötü olduğunu bilmediği bir dönemde. Bunun düzenlenmesi lazım. Bu düzenleme ile ilgili de şu anda biz 1 Kasım’da çalışma mevzuatı gerçekleşmiş, yürürlüğe girmiş olacak. 1 Kasım’dan itibaren 16 yaş öncesi çocukların sosyal medyaya girmesi mümkün değil. 16-18 yaş arası da sosyal medyada kullanılacak şeyler derecelendirilmiş oyunlarla, derecelendirilmiş yayınlarla ancak karşılaşabilecek.


 

İNTERNET YAYINLARINI DÜZENLEYEN YÖNETMELİKTE NELER VAR?

Kasım’da yürürlüğe girecek düzenleme hakkında bilgi verir misiniz?

4/5/2026 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un ek 4’üncü maddesinin yedinci, yirminci ve yirmi beşinci fıkralarına dayanılarak hazırlanan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik 10 Ekim 2026 tarihli ve 33396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Teknik altyapısının tüm sosyal ağı sağlayıcı tarafından hazırlanabilmesi için bir zaman sağlanmıştı. Yönetmeliği de çıktı. 1 Kasım itibariyle de kanun yürürlüğe girmiş olacak. Şimdi biz dijital mecralar komisyonu olarak bu tür toplumsal problemlere yasal düzenlemeleri getirmek üzere hazırlıklarımızı yapıyoruz. Ayrıca sosyal ağ sağlayıcılarının toplumla ilgili gerekli bilgilendirilme aşamaları varsa onların temsilcilerini Türkiye’ye, Meclis’e davet edip burada komisyon üyelerimizin tamamına Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına bilgi vermelerini, bilgilendirmelerini istiyoruz. Bu bilgilendirmeler esnasında ülkemizin bağımsızlığına, milli menfaatlerine, ülkemizin hedeflerine uygun olmayan herhangi bir yayın politikaları varsa onların düzeltilmesini, toplumsal sızlanmaların veya sitemlerin bundan sonraki süreçte olmamasını talep ediyoruz.


 

Sosyal medya firmalarına Türkiye’de temsilcilik açma mecburiyeti getirildi

Sayın Başkan, küresel dijital platformlar uzun yıllar ülkemizde temsilcilik açmadı. Vergi ödemeye yanaşmadı. Son durum nedir bu konuda?

Önce teknoloji kendi kültürünü de getiriyor. Hangi alanda bir teknolojik gelişme, ilerleme, buluşu varsa o kendi kültürüyle birlikte doğuyor, gelişiyor. Bizim son dönemde özellikle içinde bulunduğumuz şartlarda birçok haberleşme aracının bizden önce birileri tarafından bulunduğunu, kullanıldığını, geliştirildiğini görüyoruz. Tabi bunu kullanan, bulan, geliştiren biraz daha ileride oluyor ve buna ait esasları kendileri üretmiş oluyorlar. Bunlar biraz ilk olmanın verdiği avantajla gelişiyorlar, büyüyorlar. Büyüdükçe reklam alma imkânları artıyor, reklam aldıkça biraz daha büyüyorlar. Nihayet küresel güç dediğimiz bir güç haline geliyorlar. İsim vermemize gerek yok ama şu anda bu sosyal ağ sağlayıcıları içerisinde bazıları piyasanın %70’ine kadar olan kısmını kaplayan bir hacimde çalışıyor. Bir başka ağ sağlayıcı diyelim ki %20’lik, %25’lik bir dilimi sağlıyor, diğerleri küçük oranlarla bu alanda faaliyet gösteriyor. Başlangıçta ücretsiz, başlangıçta gayet masum indirin, ücretsiz kullanın diye teşvik edilen bu sosyal ağların veya bazı yazılımların, daha sonraları buradan bir ücret temin etmeye, bu kapitalizmin gerektirdiği kazanç alanlarını zorlamaya çalıştığını görüyoruz. Bunun için dikkat ederseniz birçok program ücretsiz ama sonra bunun arkasından başka türlü bir niyetin olduğu, bir arşiv çalışmasının olduğu, kişisel verilerle ilgili bir takım arşivlerin oluşturulduğu ve bunların farklı amaçlarla farklı yerlerde kullanıldığına dair bir şeyler oluyor. Birisi bir işi yapıyorsa ve buna hiçbir bedel almadan başlamışsa, bunun bir yerinde farklı bir niyetin olduğu düşünülmeli. Zaten sonradan ortaya çıkıyor bu da. Bu konuda Türkiye yasal düzenlemelere başladı. Şimdi bizdeki sosyal medya sağlayıcılar veya sosyal medya dediğimiz alandaki zaman zaman farklı isimlerle anılan ve herkesin günlük kullanım haline gelen o alanlarda algoritmalarla bir takım öncelemelerin yapıldığı yönlendirmelerin yapıldığı nihayet ortaya bambaşka bir dünya çıktığı görülmektedir. Şimdi Türkiye, bu alanlarda özellikle son yıllarda hangi şirketse veya hangi sosyal ağ sağlayıcısıysa toplumun günlük hayatının içerisine kim girmişse Türkiye’de temsilcilik açma mecburiyeti getirdi.


 

FİRMALARIN VERDİĞİ VERGİLERDE CİDDİ ARTIŞ VAR

Bu sosyal ağ sağlayıcılarının ülkemizde temsilcilik açması ne gibi yararlar sağlıyor?

Bu temsilcilik açma mecburiyetinin arkasında çok daha yakın diyalog kurma, karşılıklı ilişkileri toplumsal alandaki şikâyetleri çözme gibi bir anlayış var. Ve bu organizasyondan yurt içinde elde edilen gelirin bir de vergisinin ödenmesi talebi var haliyle. Mesela bir tanesini isim vermeden ben size söyleyeyim. Bir grubun temsilcisini biz meclise çağırdık. Dedik ki “siz ne kadar vergi veriyorsunuz?” Bizim bu alandaki faaliyetlerin yıllara göre ne kadar arttığını ve adeta toplumsal bir talebin bir patlamanın olduğunu görme açısından önemli bir rakam. “Biz şu yıl 90 milyon lira vergi verdik. Bir yıl sonra 450 milyon lira vergi verdik” dedi. Şimdi 90 milyondan 450 milyona. Beş katı bir potansiyel oluşmuş. Ama bu 450 milyon lira vergi verdikleri yerde toplumdan çektikleri parayı bir düşünün.


 

TÜRKİYE TAM BİR DİJİTAL PAZAR

Dijital mecralar için çok büyük bir pazar olmuş ülkemiz o zaman…

Evet, Türkiye dijital mecralar için çok müthiş bir pazar. Bu biraz bizim farklı bir kültürel kodlarla yönlendirdiğimizden midir? Yoksa farklı bir eğitim programı üzerinden bir yerlerden o tarafa doğru bir eğilim gösterdiğimizden midir onu araştırmak lazım. Ama Türkiye tam bir dijital pazar. Zaman zaman şöyle yaparsanız biz de böyle yaparız dediğimiz zaman bu diyaloğun karşısında “şu kadar bir pazarı kaybedeceğim” diyerek endişe duydukları görülüyor. Ona göre de gerekenin yapılması noktasında harekete geçiliyor. Şimdi bu pazarın içerisinde biz şu anda kullanıcı durumundayız. Tabi alan geniş. Yatırım yapma noktasında pahalı bir alan. Vaktiyle yapılmış, büyümüş, gelişmiş. Şimdi bizim bu noktada kendimize ait yazılımlar, kendimize ait alan sağlayıcıları devreye koymamız lazım.


 

EN FAZLA ŞİKÂYET GELEN KONULAR MÜSTEHCENLİK, FUHUŞ VE KUMAR

Bu alanda halkımızdan en çok şikâyet gelen konular nelerdir?

Meclis Dijital Mecralar Komisyonumuzun toplumda görülen problemleri okuyarak onlarla ilgili politika üretme noktasında bir yasal düzenleme merkezi yasa hazırlama, yasaları meclise sunma ve mecliste milletvekillerin uygun görmesi halinde yasalaşmasına zemin hazırlama gibi bir faaliyetin öncüsüyüz. Burada en son aldığımız verilerde toplumda şikâyetçi olunan alanlar; müstehcenlik, fuhuş ve kumar. Toplumun en fazla sosyal medyada rahatsızlık duyduğu ve şikâyette bulunduğu, ihbarda bulunduğu alanlar. Şikâyetlerin yüzde 55’ini kumar, yüzde 45’ini de müstehcenlik ve fuhuş oluşturuyor. Yani bu alanın büyük bir kısmını sanal kumar şikayeti, müstehcenlik ve fuhuşla alakalı ihbarlar oluşturuyor.


 

ÇOCUKLAR KENDİLERİNİ YALNIZ HİSSEDİYORLAR

Okul saldırıları ve gençler arasındaki suç oranlarının artmasında sanal oyunların ve sosyal mecraların etkisi üzerine çalışma yaptınız mı?

16 yaş öncesi çocukların sosyal medyadaki paylaşımları ve sosyal medyaya giriş çıkışlarıyla ilgili yasal düzenleme bunun için yapıldı. Yani daha doğrusu yasal düzenleme vardı. Planlanmıştı. Bir yere kadar gelmişti. Hatta mecliste Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız bize sunum da yapmıştı. Bu yasal düzenlemeyle alakalı. Sonra bu işler olunca yasa da çıkmış oldu zaten. Şimdi, çocuklar kendilerini yalnız hissediyorlar. Sosyal medyayla ilgili bir alanda olduğu zaman yalnız hissediyorlar. Kendi kabiliyetlerini ifade etme imkanlarını bulamadıkları bir dünya kuruyorlar. Halbuki sanatla, sporla, müzikle, birtakım hobilerle, farklı laboratuvarlardaki araştırmalarla geçecek zaman eğer sosyal medyada geçerse o takdirde hem aileyle iletişiminde hem arkadaşlarıyla iletişiminde problem oluşuyor. Yani insani alanın dışında farklı bir kimliğe bürünüp psikolojik durumu büyük ölçüde zedelenmiş oluyor. Sosyal medya yapıyor bunu. Öyleyse kendisi için iyiyi kötüyü fark edemeyeceği bir yaş olan 16 yaş öncesi çocuklarda bu sosyal medya kullanımı olmayacak. Yani bir 13 yaşındaki çocuk, 14 yaşındaki çocuk, 15 yaşındaki çocuk sosyal medya hesabı açıp orada paylaşımlar yapamıyor.


 

Canlı yayınlar yapamıyor. Burada devlet olarak biz bu kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde almışız. Ve uygulamaya 1 Kasım itibariyle koyacağız. Şimdi ailenin önünü açtık. Aileye bir fırsat verdik. Ailenin üzerindeki yükün büyük bir kısmını da aldık. Şimdi onun; anne, çocuk, baba, evlat, dede, torun arasındaki diyaloglar üzerinden başka türlü beslenmesi, başka türlü geliştirilmesi hatta sosyal çevre ve çocuk üzerinden desteklenmesi gerekiyor.

Ailenin devreye girmesi gerekiyor. O tabii bu arada “evladım sen benim telefonumdan gir sosyal medyaya, benim sosyal medyamı kullan” diyerek farklı bir uygulamaya giderlerse, o da ailenin eksikliğidir. Sözün kısası şu, biz aileye büyük bir kolaylık sağladık. Onun psikolojik olarak önünü açabilecek bir ortamı sunduk. “Evladım bu yasal olarak mümkün değil” diyebilecek anne babalar. Onu gördü ailelerimiz.


 

ÇOCUKLARIMIZI DONATIP TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ

Evin dışında çocukların sosyal, kültürel, sportif faaliyetlere yönlendirilmesi için devlet de üzerine düşeni yapacak değil mi?

Evet o çok önemli. Sanat alanları kültürel faaliyetler, kütüphaneler, laboratuvarlar, bilim merkezleri, bilim sanata yönelik hizmetler sunuluyor. Bilim sanat merkezlerinde, şu anda gençlik merkezlerinde dene yap atölyeleri var. Deney yap atölyeleri, teknofestler ülkemizin her yerinde bulunuyor. Biz bunları yaparken çocuklarımızı donatıp Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye çalışıyoruz. Yani dijital alan çocukları odadan çıkarıp dışarı. Dijital alanda aldığımız tedbirler aynı zamanda Türkiye’nin geleceğini inşa etme faaliyeti. Ailelerin de “Evladım sosyal medya kullan tamam. Ama on altı yaşından sonra kullan. Şimdi bir bilgi için kullanabilirsin. Farklı bir çalışma için kullanabilirsin. Ama sosyal medyanın hangi kapıdan nereye gideceğini bilmediğin o dehlizlerine biz seni teslim etmeyiz. Bu canavara seni teslim etmeyiz” diyerek çocuklarını doğru şekilde yönlendirmesi gerekiyor.


 

Ailelerin çocuklarıyla daha yakın diyalog içerisinde bulunmaları lazım. Her şeyi okula, her şeyi sosyal çevreye, her şeyi dijital alana bırakmak yok. İş birliği yapacağız. Bu imkânı kullanarak, çocuklarımızın gelişimine, ruh sağlığının gelişimine, becerilerinin artmasına, yarın hayata katıldığında yeni bir sanat veya zenaat alanından hayatını kazanmasına vesile olacak, yeni uzmanlık alanı kazanmalarına katkı sağlayacak yerlere doğru yönlendirmekte fayda var. Sosyal mecraların faydalı taraflarını çoğaltıp zararlı taraflarını azaltmaya ve insanımızı dünyanın beklediği insan modeli olarak sunmaya çalışıyoruz.

ARTIK DİJİTALİN YERLİ İHA’LARINA SİHA’LARINA İHTİYAÇ VAR

Sosyal medyada milliyetçi, mütedeyyin hesapların algoritmalarla baskılanıp görünürlüğünün azalması konusunda ne yapılabilir?

Bir kere mesela gençlerin sosyal medya üzerinden 16 yaş öncesi çocukların algoritmalarla bir yere doğru yönlendirildiğini görüyoruz. Diyelim ki kendisine zararlı bir oyunu seçti. Tekrar öbür oyun geliyor, tekrar öbür oyunlar geliyor. Yani gittikçe ilgi duyduğu şeylere ait örnekler doluyor havuza. Bunu algoritmayla sağlıyorlar. Yani siz diyelim ki bir su pompası aradınız, internet üzerinden. Sizin sayfalarınıza su pompaları, reklamları geliyor.


 

Herhangi bir mobilya örneği aradığınız bir sehpa, televizyon sehpası alacaksınız. Sehpaya ait bir sürü örnekler geliyor. Bu insan zihnini, hayalini, insan beklentilerini okumadır. Algoritmayla bunu sağlıyorlar. Bizim çocuklar için zararlı gördüğümüz, onların ruhsal gelişimini, fiziksel gelişimini, psikolojik gelişimini, sosyal gelişimini etkileyecek şeyler. Elini veren kolunu kurtaramıyor. Böyle bir dünya bu.

Algoritmalar üzerinden bir yönlendirme, bazı haberleri, bazı sayfaları öne çıkarma faaliyeti oluyor. Burada yerliyi baskılamak, kendi istediğini parlatmak gibi bir mekanizma her zaman mümkün. Ama buna karşılık bizim kendi tedbirlerimizi almamız, kendi teknolojimizi öğretmemiz, kendi yöntemlerimizi parlatmamız, teşvik etmemiz, geliştirmemiz, buna ait bir yoldan koşmamız gerekiyor. Belki bugün gençleri sosyal medya üzerinden zaman kayıplarını önleyerek yeni bir alana doğru yönlendirmeye çalışırken, bir süre sonra buradaki gençlerimizin bir kısmı bu beklediğimiz, özlediğimiz alanda çok daha güzel, farklı buluşları, teknolojileri, yazılımları gerçekleştirmiş olabilirler. İnşallah bu bizim için başka bir kazanç olacak. Yeni teknofest hedefi bu. Yani SİHA’ları, İHA’ları hallettik. İnşallah dijitalde de teknofestimiz geliyor. Çünkü artık dijitalin yerli İHA’larına SİHA’larına ihtiyaç var.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23