Her doğan ölür her gelen geri gider. Kimi doğan, verilen süre tamam oluncaya kadar tekrar tekrar doğar batar. Kimi gelen giden aynen böyledir. Güneş, kıyamet saati öncesine dek Rabbinin ve Rabbimizin izniyle doğup batmaya devam edecektir. Mübarek Ramazan ayı da sura üfürülünceye kadar her yıl hane ve gönüllerimize misafir olacak.
Ha! Biz oluruz olmayız bir dahaki güneş doğumuna veya ramazan gelişine o ayrı konu ama güneş ve ramazan gel-gitlere devam edecek.
Önemli olan insanın her doğan güne, imkâna, fırsata bir kazanım çıkartmakla bakıyor olması. Zira her bir gelenle biz ömürden gün sayıyoruz. Her yeni bir ramazanla biz bir yıl yaşlanmış olarak ve bir önceki imkanlar elimizde belki de olmadan karşılıyoruz.
Bugün yerinde olan sıhhatimiz, güç takatimiz yarın olmayabiliyor. Misal bugün orta doğuda Türkiye hariç her yer ateş hattı, kan gölü. Bizim elimizdeki imkânlar, rahat ve huzur içinde ramazanı karşılıyor olmamız ve veda ederek bayrama, Allah nasip ederse aynı huzurla erişmemiz gibi onlar giremiyor.
Gün geçtikçe hayat şartları, zamanın getirdiği koşullar değişiyor.
Evet, bu bakımdan başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş olan ramazanı, dün heyecan ve özlemle beklerken bugün vedalaşıyoruz.
Bayrama kavuşma sevinci yaşarken ramazandaki müstesna anlardan da ayrılıyor olma hüznünü yaşıyoruz. Zira Peygamberimiz, “Eğer kullar, Ramazan’ın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…” buyuruyor. (Heysemî)
KULLUKTA KESİNTİ OLMAZ
Buna rağmen Rabbimiz bizi bizden daha iyi bildiğinden böyle murad etmiş. Belki de her gün ramazan olsaydı, altından kalkamayacaktık. Burada bize düşen asıl görev, şimdi ramazanda aldığımız terbiye, adap ve diğer bütün kazanımları tüm hayata yansıtmaktır.
Evet, ramazan orucu da kulluğumuzun bir parçası ancak tümü değil. Biz de sadece “ramazan müslümanı” olma gibi bir tercih sahibi değiliz. Kulluk, bir ömür boyu olması gereken hayatın öznesidir. Ramazanda aldığımız yıllık eğitimle daha şevk ve duyarlılıkla hayatımızın geri kalan kısmını Allah’a itaat üzere sürdürmeye yeniden bismillah diyeceğiz inşaallah.
Allah Teâlâ son nefesimize kadar kendisine kullukta bulunmamızı istiyor. “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr 15/99) buyuruyor. Müslüman, sadece ramazanda namaz kılan, sadaka veren, iyilik duyguları kabaran değildir. Müslüman, cumadan cumaya, bayramdan bayrama da camiye giden, namaz kılan değildir.
Müslüman, bir ömür boyu her gün kendini yenileyerek yarına hazırlayan, her ibadetini zaman ve zemininde gereken hassasiyeti vererek eda eden kişidir.
Sonuç olarak Kur’an’da “Onlar, namazlarına devam ederler.” (Mu’minun 23/9) buyurduğu üzere müslüman, can tende durdukça kulluğunu icra etmekle mükelleftir.
Bu duygularla; ramazandan hakkıyla istifade etmiş ve yeni ramazanları özlemle karşılamak umuduyla hayırlı bayramlar diliyorum.