İran’ın Kürt gruplarla Oslo’da bu ay içinde müzakere masasına oturmasını değerlendiren uzmanlar; ABD, Kürtlerle konjonktürel ilişkiler kurup onları zaman zaman kullanmakta. Tahran, ABD’nin Kürtleri kullanmasına karşın içeride güçlü bir birliktelik sağlamak amacıyla Oslo’da müzakere masasına oturuyor fakat bir sonuca varılması mümkün görünmüyor.” yorumundu bulunuyor.
Murathan Seyitoğlu Ankara
Uzmanlar, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’ne (ANKASAM) İran’ın rejim karşıtı faaliyetler yürüten Kürt grupların Oslo’da müzakere masasına oturmasına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“Rejimle ilgili beklentileri farklı”
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin İran Kürdistan eyaletinin üniversitesinde “Kürt Dili ve Edebiyatı” programı açacağını duyurması sonrasında konuya ilişkin gelişmeleri değerlendiren Gazeteci Çetiner Çetin “İran, farklı kültürler, insanlar ve toplumlara ilişkin günden güne daha da açığa çıkan tartışmaları bir şekilde ötelemeye çalışmaktadır. İran rejimi, sadece Kürt hareketleriyle değil; aynı zamanda diğer oluşumlarla da görüşme arayışı içerisindedir. İran’daki siyasi grupların ve toplumdaki diğer bireylerin rejimle ciddi sorunları vardır. İran’daki gruplara bakıldığında, bu ülkede Türkmenlerin, Beluçların ve Azerbaycan Türklerinin yaşadığı görülmektedir. Her birinin hem rejimle ilgili beklentileri hem de İran’ın geleceğine ilişkin talepleri farklıdır.” şeklinde konuştu.
“Tahran, daha fazla zarar görmemek adına, sorunları çözmeye çalışıyor”
İran’ın siyasi sorunların çözümü konusunda kendi içinde adımlar attığına dikkat çeken Çetiner Çetin, şöyle konuştu:
“Tahran’ın buradaki temel amacı da dışarıdan gelen baskı karşısında, içeride güçlü bir birliktelik ortamı yaratmaktır. Ancak mevcut konjonktürde Tahran yönetimi hem ülke içinde hem de uluslararası arenada zor günler geçirmektedir. Üstelik bu durumu gizleyebileceği bir ortam da bulunmamaktadır. Ortadoğu’da değişen dengelerle birlikte İran, başta Kürt Meselesi olmak üzere, kendi iç siyasetinde birçok sorunu çözemez hale gelmiştir. Çünkü 40 yılı aşkın bir süredir rejim, tüm kesimlere Şii kimliği dayatmaktadır. Oysa toplam sayıları 30-35 milyonu bulan birçok azınlık grup, İran ekonomisinde etkilidir. Bu nedenle de Tahran, daha fazla zarar görmemek adına, var olan sorunları hızlı bir şekilde çözmeye çalışmaktadır.”
“ABD, silahlı gruplar üzerinden çeşitli hamleler yapmayı planlıyor”
Şiilik üzerinden bölgeyi yönetmeye çalışan İran, bu hedef doğrultusunda Devrim Muhafızları Ordusu’nun Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani aracılığıyla çeşitli grupları desteklediğini ifade eden Çetiner Çetin, “Söz konusu grupların finanse edilmesi sırasında ortaya çıkan masraflar ise İran halkının cebinden çıkmıştır. Halkın tepkisinin nedeni de budur. Gelinen noktada ise Kürt Meselesi çerçevesinde bazı adımların atıldığı bilinmektedir. Ancak Kürtler açısından fotoğrafın bütününe bakıldığında, 2018 yılının Haziran ayından itibaren ABD’nin bölgedeki Kürt grupları silahlandırdığı görülmektedir. Washington, muhalif grupların İran siyasetinde giderek güçleneceğini düşünmektedir. Bu sebeple ABD, İran’a doğrudan bir müdahaleyi değil; mevcut silahlı gruplar üzerinden çeşitli hamleler yapmayı planlamaktadır.” şeklinde konuştu.
Müzakereler için özellikle Oslo neden seçildi?
Müzakerelerin Oslo’da yapılmasına ilişkin ise dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan Çetiner Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:
“ İran ve Kürt grupların, görüşmeler yoluyla ne kadar aşama kat edebileceği muammadır. Çünkü geçmişte Kürt grupların bazı liderleri rejim tarafından katledilmiştir. Masaya oturulduğunda, geçmişin tecrübeleri de hatırlanacaktır. Bu yüzden de Oslo’nun müzakereler için özellikle seçildiği düşüncesindeyim. Bu İran’ın değil, Kürt tarafının tercihidir. Uzlaştırmacı olarak üçüncü bir ülkenin devreye girmesi, kötü bir olayın patlak vermemesi açısından son derece önemlidir. Ancak görüşmelerin İran’ın içerideki tansiyonu düşürmeyi amaçlayan bir yol arayışı olduğu da ifade edilebilir. Zira İran, uluslararası politikada giderek sıkışan bir aktör haline gelmektedir. Mevcut gelişmelerin gelecek süreçte kendisine karşı silahlı bir operasyona dönüşeceğinin farkında olan Tahran, aslında böyle girişimlerde bulunarak zaman kazanmaya çalışmaktadır.”
“Oslo’da daha önce hangi toplantıların yapıldığına bakılmalıdır”
“Neden Oslo?” sorusunun cevabının olması gerektiğine dikkat çeken Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alemdar Yalçın ise, ““Bu soru yanıtlandıktan sonra, Oslo’da daha önce hangi toplantıların yapıldığına bakılmalıdır. Ayrıca İran’daki Kürt grupların istekleri ve Oslo’da İran’la masaya oturmalarının ne anlama geldiği de incelenmelidir.” diye konuştu.
“Oslo’da bir sonuca varılması mümkün görünmüyor”
Oslo’daki merkezin büyük devletlerce yönetilen bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alemdar Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Söz konusu kuruluş, Ortadoğu’daki devletlere federasyon sistemini dayatmaya çalışmaktadır. Daha öncesinde burada İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü de bir araya gelmişti. Yapılan müzakereler sonrasında ise Filistin’e bağımsızlık adımı attırılmıştı. Bu yaşananları bilmeden adım atmak yanlış olacaktır. İsrail ile Filistin aynı dine mensup değildi. Aralarındaki köklü ihtilaf da bundan kaynaklanmaktaydı. İran ve İranlı Kürtler arasında ise böyle bir durum bulunmamaktadır. İki taraf da aynı dine ve ortak kültür yapısına sahiptir. Buna rağmen Oslo’da masaya oturacak olanların bir sonuca varması pek mümkün görünmemektedir. Burada Kürt kaynaklarının dikkatli takip edilmesi gerekmektedir. Bu tarz bir denklem, hiçbir zaman İran’ın lehine olmayacaktır.”
“Amerikalılar amaçlarını gizliyor”
Emekli Büyükelçi Murat Bilhan, Washington’un bütün istihbarat kanallarını kullanarak İran’ın aleyhinde olacak her grupla bağlantı kurmaya çalıştığını belirterek ““Geçmiş döneme bakıldığında ABD, Kürtlerle konjonktürel ilişkiler kurup onları zaman zaman kullanmaktaydı. Günümüzde ise Kürtleri kullanabileceği devamlı bir müttefik olarak elinin altında tutmak istemektedir. Bu yüzden de Washington yönetimi, bölgedeki Kürt varlıklarını birleştirilerek İsrailvari bir tampon yapı oluşturmak ve onları Türklere, İranlılara ve Araplara karşı kullanmak istemektedir. Amerikalılar bu amaçlarını gizlememektedir. İran’ı zayıflatmaya çalışmak ABD’nin stratejik hedeflerinden biridir. Dolayısıyla İranlı yetkililer ile muhalif Kürt gruplar arasında görüşmeler yapılması sürpriz değildir.” şeklinde konuştu.
“İsrail ile Filistin arasında bir Oslo süreci yaşanmıştı”
Oslo sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emekli Büyükelçi Murat Bilhan, konuya ilişkin sözlerin şu şekilde tamamladı:
“Oslo, genel stratejinin bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. İşin içine Avrupa’dan bir müttefikin girmesi, ABD’nin elini İran’a karşı güçlendirmektedir. Böylece Washington, bölgede gizli diplomasi yürütebilmek için bir zemin teşkil etmiş olmaktadır. Geçmişte İsrail ile Filistin arasında da bir Oslo Süreci yaşanmıştır. Bahsi geçen olaylar incelendiğinde, gizli diplomasinin Norveç üzerinden tezgâhlandığı görülmektedir. ABD’nin ülkenizde etkin olmasını önlemek istiyorsanız, ilk olarak mevcut Kürt hareketlerinin birleşmelerini engellemelisiniz. Farklı grupların birleşerek bulundukları bölgeye egemen olma çabaları ve bunu ABD desteğini alarak gerçekleştirmeleri, çok büyük bir tehdittir. Bu durum karşısında çeşitli siyasi, ekonomik ve kültürel etkenler kullanılarak ince bir diplomasi uygulanmalıdır. Bunu gerçekleştirirken de bölge dışı ülkelerden bir yardım beklememek gerekir.”
“İran’da Kürdistan eyaleti bulunuyor”
Oslo’da yapılacak müzakelere ilişkin bir değerlendirme de Güvenlik ve Strateji Uzmanı Abdullah Ağar’dan geldi. Tahran’ın ülkenin toprak bütünlüğünü sağlamak amacıyla Oslo sürecini yeniden başlattığına işaret eden Abdullah Ağar, şöyle konuştu:
“İran, demografik olarak heterojen bir ülkedir. Ülkedeki bu etnik farklılıklar, sürekli olarak birileri tarafından ön plana çıkarılmaktadır. Böylesine kritik bir dönemde İran’ın bahsi geçen yapılarla görüşmeler yapması ise doğaldır. Tahran, ülkenin birlik ve beraberliğine karşı oynanacak oyunları durdurmaya ve durduramasa bile geciktirmeye çalışmaktadır. İran’da Kürdistan Eyaleti bulunmaktadır. Türkiye’de oluşturulmaya çalışılan sözde Kürdistan ise ülkemizi parçalamaya yöneliktir. Örneğin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de özerk yapı içerisinde masum görünmesine rağmen; aslında Irak’ın toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Nitekim orada bir sözde referandum bile yapılmıştır. İran’da uzun zamandan beri var olan Kürdistan Eyaleti ise ülkenin bütünlüğüne tehdit oluşturmamaktaydı. Ancak son dönemde ülkenin toprak bütünlüğü açısından bir riskin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu nedenle de taraflar, Oslo’da masaya oturacaktır.”
“Tahran’ın PKK’yla işbirliği yapması şeklinde yorumlanmamalıdır”
İran’ın ABD’nin müdahalesine karşın içerideki sorunları çözmek istediğini belirten ANKASAM Başdanışmanı Prof. Dr. Sencer İmer ise, konuya ilişkin şunları söyledi:
“ABD, İran’a yaptırım uygulamaktadır. Bu durum, fakirleşmekte olan İran halkının rejimden duyduğu memnuniyetsizliği arttırmaktadır. Bu nedenle de Tahran, iç karışıklık ihtimalini ortadan kaldırmak için muhalif Kürt gruplarla mutabakat sağlamaya çalışmaktadır. Oslo’da yürütülen süreç de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bahsi geçen girişim, Tahran’ın terör örgütü PKK’yla işbirliği yapması şeklinde yorumlanmamalıdır. Çünkü görüşülen Kürt grupların içerisinde terör örgütü PKK’nın İran kolu olan PJAK yoktur. Dolayısıyla Tahran, dışarıdan gelebilecek tehditleri önlemeye ve ülke içindeki bütünlüğü sağlamaya çalışmaktadır. Müzakerelerde terör örgütü PJAK’ın yer almaması, tarafların karşılıklı adımlar atabilmesinde dengeleyici bir rol oynayabilir. Zira İran, federatif yaklaşımlara sıcak bakan bir devlettir.”