Nafakanın temini devletin görevi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın çalışma başlattığı yeni nafaka taslağını Akit’e değerlendiren Babalar ve Çocuklar Derneği Başkan Yardımcısı Ramazan Tan, taslağın dine, akla ve hukuka uygun olmadığını söyledi. Tan, “Dinen bir erkek sadece nikahındaki kadının bakımını üstlenir. Aklen de 1 gün evli kalınan kadına 5 yıl para ödenmesi doğru değil. Hukuk açısından bakıldığında da sadece boşanmış kadının değil zor durumdaki tüm insanların nafakasını devlet temin eder” dedi.
Resul Ekrem Şahan Ankara
34 yıldan bu yana milyonlarca mağduriyete neden olan süresiz nafaka uygulamasına ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın başlattığı çalışma ile hazırlanan yeni nafaka taslağı mağdurlar tarafından eleştirilmeye devam ediliyor. Bir çok aile derneği tarafından hayal kırıklığı olarak nitelenen yeni taslağı Yeni Akit’e değerlendiren Babalar ve Çocuklar Derneği Başkan Yardımcısı Ramazan Tan, “Yeni yapılan yasa çalışması ne dine, ne akla ve mantığa, ne de seküler hukuka uymuyor” dedi.
Dinen bakılacak olursa bir erkeğin sadece nikâhında olan bir kadının bakımını üstlenme görevi olduğunu kaydeden Tan, şöyle devam etti: “Aklen bakılacak olursa bir gün evli kalınmış bir kişiye 5 yıl para ödenmesi de doğru değil. Hukuk sistemi açısından bakılırsa da yapılması gereken 3 nokta var. Bunlar; 1-Sadece boşanmış kadın değil tüm insanların nafakası devlet tarafından temin edilmelidir. 2- Bir kişi işsiz ve iş bulamıyor ise devlet o kişiye yapabileceği iş göstermelidir. 3- Kişinin çalışmasına mani bir hali var ise mirasından hak sahibi olduğu kişiler kendisine bakmalıdır. Bu kişilerin de durumu uygun değil ise devlet kamu adına bu insanın nafakasını temin etmelidir.”
Dezavantajlı grup erkeklerdir
Ülkemizde var olan ‘Kadının çalışmasının eşi tarafından engellendiği’ algısının tamamen hayal ürünü olduğuna da dikkati çeken Ramazan Tan, “Türkiye’de ‘eşim beni çalıştırmıyor’ diye yargı yoluna başvuran kaç kadın vardır. Çalışmak isteyen bir kadını eşi hukuken asla engelleyemez. Kadının çalışmama kararı kadının kararıdır. Kadının okutulmadığı algısı da yeni Türkiye’nin gerçeği değildir. Tam aksine son yirmi yılda kızların okuması için yapılan yatırımlar, erkeklerin okuması için yapılandan kat kat fazladır. Ayrıca mahkemeler hiçbir kadına neden evine bakmadın, kirayı ödemedin, iş bulmadın, diye sormaz. Mahkemeler bütün sorumluluğu erkeğin üzerine yüklemektedir. Türkiye’de var olan algının tam tersine esasen dezavantajlı grup erkeklerdir” ifadelerini kullandı.