• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Dış finanslı LGBTİ ahlaksızlığı!

01 Temmuz 2018
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Masamın üstünde bir kitapçık..

Tanıtım amaçlı yollanmış.

“Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik” başlıklı bir kapakla çıkmış..

Daha ilk sayfanın çevrilmesi ile birlikte “LGBTİ”yi gördüm.

“Haa o mesele” dedim..

“Türkiye’nin 81 milyonunun tüm sorunları halloldu.. Şimdi 300 tane, ‘erkek mi, kadın mı’ belirsiz tiplerin, sabah akşam tartışılmasına sıra geldi” dedim..

Ama merakımı da dizginleyemedim: 

“Acaba finansı kim sağlıyor?”

Öyle ya..

Bu işler, günlük hayatımızda sıklıkla karşılaşılan, toplumda gerçekten önemli bir sorun olsa..

Çözülmesi zorunlu bir problem olsa..

Bu işe kimsenin müdahil olması gerekmeden.

Dış ülkelerden finans falan aranmadan/yollanmadan.

Dış parmaklar olmadan..

Kendi içimizdeki dip dalgası ile..

Ülkenin bir şekilde gündemine kendiliğinden gelir zaten.

Ama..

“Sorun” değil iken, “sorun yapılmak isteniliyor” ise..

“Sorunu çözmek için mücadele ediyoruz” denilerek, olmayan “sorun”, toplumda yaygınlaştırılmaya çalışılıyorsa. 

Kısacası, nihai amaç olarak, toplum ahlakının erezyona uğratılması hedefleniyor ise..

Dışarılardan bir yerlerden, hibe yollu para aktarımı gerekir..

Nitekim, merakımda yanılmamışım..

Kitabın finansını “Avrupa Birliği Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupa Aracı..” sağlamış..

Bakmayın siz isimdeki “İnsan Hakları” ifadesine..

O, işin etiketi..

Ne diyeceklerdi?

“Avrupa Birliği Demokrasi ve LGBTİ Hakları İçin” diyecek halleri yoktu herhalde..

Şimdilik..

“İnsan hakları” maskesi ile..

Hem gerçek niyetlerini gizlemiş oluyorlar..

Hem de..

Bir rahatsızlığı, insan hakkı gibi göstermiş oluyorlar..

Bunları test etmek için..

“İnsan hakları” başlığı altında, örneğin bir kıyafet hakkı için bunlara gitseniz..

Yardımcı olmalarını isteseniz..

“Bir dakika” derler..

“Biraz sizi bekletebilir miyiz?” derler..

“Aaa. Öyle mi? Çok şaşırdık, bunu mutlaka gündemimize alalım” derler..

Sonuç mu?

Sonuçta onlar değil, siz onların haline şaşırır, kendi sorununuzu kendiniz çözmek üzere, gerisin geriye dönersiniz..

Onlar, “İnsan hakları” derler ama..

“Suriye’de iç savaştan kaçan insanların barınma, yiyecek, giyecek; kısacası en temel hayati ihtiyaçları için ne yapabilirsiniz” diye sorduğunuzda..

“Ne yapsak ki acaba?” diye derin düşünmelere dalarlar..

LGBTİ’ler için hemen yolladıkları paracıkları, insanların hayatta kalmaları için zorunlu olan ilaçlarını alabilmeleri amacıyla dahi gözden çıkartmazlar..

Sonrasında..

Sizin muhtaç insanlara gösterdiğiniz şefkati gördüklerinde de..

“Aaa.. Ne güzel.. Siz dini hassasiyetlerinizi de canlı tutarak, bu insanlara kucak açıyormuşsunuz. Çok güzel.. Very very good.” derler..

“Eeee?” diye sorarsanız..

“Biz de size bu güzel ev sahipliğiniz için, maddi yardımda bulunulmasını bir görüşelim” diye eklerler..

Sonrası mı?

Bekler durursunuz..

Görüşmelerinin bitmesi için..

Amaaa.

Toplumun ahlakını bozmak söz konusu ise..

İnsanların aile yapısını tahrip etmek söz konusu ise..

İki tane psikolojik rahatsızlık yaşayan insanın “Ben erkek miyim.. Kadın mıyım.. Çok kestiremiyorum” diye bir tereddütü ile karşı karşıya iseniz..

Veya..

Toplum içinde dikkat çekmek için.. Muhaliflik yaparak, insanlarını ilgisini kazanmak için.. 

Siz buna.. Halk dilindeki tanımlaması ile, “Resmen kıllık yapmak için” deyin..

Bir psikolojik vaka ile karşı karşıya iseniz.

Veya veya..

“Ben erkek olarak doğmuşum ama.. Çocukluğumdan beri ben hep, kızlara değil, erkeklere ilgi gösteriyordum” diyen..

“Anne babamın erkek çocuk beklentisi varmış.. Doğduğumdan itibaren beni hep erkek gibi yetiştirdi” diyen..

Aslında toplumun yüz binde birisini bile teşkil etmeyen çok azınlık bir grubu halkın gözünün içine sokmak için..

Onları görünür kılmak için..

Onları yaymak, toplumun tamamına hakim kılmak, gündemi sürekli onların meşgul etmelerini sağlamak için..

Yemezler içmezler..

“LGBTİ hakları” diye söze girerler..

Finans sağlarlar..

Sözde bilim adamları ile, olayların ilmi analizlerini yaparlar..

Kendi ülkelerindeki bu kimlikten hasta insanları Türkiye’ye ihraç edip..

Kendi rahatsızlıklarını, buraya da bulaştırmak isterler..

Sonra da..

Bunların gerçek yüzlerini gösteren, hastalıklarını belirten birisi çıktığında..

“Nee? Hasta mı? Hasta sensin ayol.. Biz sapasağlamız” diyerek.

Ardından..

“Velev ki, i...yiz” şeklinde..

“Beden bizim değil mi, ister ..., ister ...” diyerek..

Ve daha nice gayrı ahlaki ifadelerle..

“Toplumsal intihar”ın zeminin hazırlarlar.

LGBTİ yürüyüşünü, Ankara Valiliği de, İstanbul Valiliği de yasakladı..

Malum medya, bu yasaklamayı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi yorumluyor..

Oysa..

LGBTİ’lilerin yapmak istedikleri, toplumun ahlakını bozmak..

Yaratılış kurallarını çarpıtmak..

İnsanların akıllarındaki, aile mefhumunu tartışmaya açmak, hatta yok etmek..

Sonuçta da, kendi rahatsızlıklarını, topluma “normal” gibi tanıtmak..

Böyle bir propagandanın hak olduğunu söylemek mümkün mü?

Kitaplarını yayınlıyorlar, şu ekranda, bu ekranda kendilerini anlatıyorlar zaten..

Ama..

Halkın dini duygularını da rencide edecek şekilde..

Tarihteki bir kavmin, toptan felaketine sebebiyet veren yaradılışa aykırı bir fiilin “sıradan bir olay” gibi gösterilmesine..

Devletin “Hayır” demesinden daha doğal ne olabilir?

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23