Eğitim alanında attığı adımlar ve hayata geçirdiği başarılı projelerle dikkat çeken ve bu sebeple laikçi azınlık ve güdümlü medyasının hedefi olan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Akit’e yaptığı açıklamada, sistematik bir yıpratma ve karalama kampanyası yürütüldüğünü belirtti.
Sebahattin Ayan İstanbul
Son dönemde eğitim alanında attığı adımlar ve hayata geçirdiği başarılı projelerle dikkat çeken laikçi azınlıklığın ve güdümlü medyasının hedefin olan ve Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Akit’e konuştu. Kendilerine yönelik sistematik bir yıpratma ve karalama kampanyası yürütüldüğünü belirten Kırışık, bu tür girişimlerle vakit kaybetmek yerine görev ve sorumluluklarına odaklandıklarını vurguladı. Hakkında gündeme getirilen iki önemli iddiaya açıklık getiren Kırışık, aynı zamanda Karabük Üniversitesi’nde hayata geçirilen projeleri ve elde edilen başarıları da Akit’e anlattı.
Son günlerde Karabük Üniversitesi’nde liyakatsiz atamaların gerçekleştirildiğine dair iddialar gündemde. Atamalarınız nedeniyle sizi hedef alan ve özellikle muhalif medyada farklı yansıtmalara yol açan haberlerde dile getirilen, liyakat esasına aykırı atama yapıldığı yönündeki eleştirilere nasıl cevap verirsiniz?
- Karabük Üniversitesi olarak liyakat, başarı, akademik yetkinlik ve bilimsel çalışmaları esas alan bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Bu çerçevede Karabük Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ne 2024 yılında bir dekan ataması gerçekleştirilmiştir. Ancak söz konusu atama, aradan uzun zaman geçtikten sonra kamuoyunda kasıtlı biçimde gündeme taşınmış ve “Diş Hekimliği Fakültesi’ne baytar dekan atandı” şeklinde ifade edilerek hem ilgili akademisyenimize hem de veteriner hekimlik mesleğine yönelik açık bir hakaret niteliği taşıyan söylemler ortaya atılmıştır.
Benzer şekilde, Tıp Fakültemizde dekanımızın görev süresinin sona ermesinin ardından, fakültemizde altı yıldır profesör olarak görev yapan, mikrobiyoloji alanında eğitim veren, çok sayıda hekim yetiştirmiş ve yetiştirdiği öğrencileri bugün Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli noktalarında hasta tedavi eden değerli bir akademisyenimize yönelik sistematik bir yıpratma kampanyası başlatıldığı görülmektedir.
Söz konusu akademisyenlerimizin lisans eğitimleri veteriner hekimlik alanında olmakla birlikte; yüksek lisans, doktora, doçentlik ve profesörlük unvanlarını, Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Veterinerlik Fakültesi, Eczacılık Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinin ortak alanı olan temel sağlık bilimleri alanında almışlardır. Bu akademik yeterlilikleri sayesinde Tıp Fakültesinde profesör olarak görev yapmaktadırlar.
Dolayısıyla bu hocalarımıza yönelik “baytar” veya “veteriner” gibi mesleki ifadelerin aşağılama kastıyla kullanılması son derece yanlıştır. Veteriner hekimlerimiz insan sağlığı için çok kıymetli hizmetler yapmaktadır. Atamalar, iddia edildiği gibi alakasız meslek gruplarından yapılan tercihler değildir. Herhangi bir veteriner hekim, akademik ve bilimsel yeterliliği olmaksızın Tıp Fakültesi ya da Diş Hekimliği Fakültesi’nin başına getirilmemiştir.
Aksine, her iki fakültede yıllar boyunca bilimsel çalışmalarıyla öne çıkmış, akademik unvanlarını temel sağlık bilimleri alanında elde etmiş, yöneticilik tecrübesi bulunan ve bu görevlerde üniversitemizi başarıyla temsil etmiş akademisyenlerimiz dekan olarak atanmıştır. Diş Hekimliği Fakültesi’ne 2024 yılında, Tıp Fakültesi’ne ise 2026 yılında gerçekleştirilen dekan atamaları tamamen liyakat, akademik yetkinlik ve bilimsel birikim esas alınarak yapılmıştır.
Bu nedenle, dekanlarımıza ve veteriner hekimlik mesleğine yönelik hakaret içeren söylemler kesinlikle kabul edilemez olup, “liyakatsiz atama” iddialarının hiçbir gerçekliği bulunmamaktadır.
Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde görev yapan başka bir profesörün Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığına atanmadığı; bunun gerekçesinin ise yaklaşık 1.5 yıl sonra yapılacak rektörlük atamasında mevcut rektörlüğe rakip olmasın önlenmek istendiği yönünde iddialar basında yer aldı. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Söz konusu iddialar tamamen hayal mahsulüdür ve kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Böyle bir durum söz konusu değildir.
Atamalarımızın, “şu kişi rektör olur”, “bunun önü kesilmeli” gibi düşüncelerle yapılması söz konusu dahi olamaz. Böyle bir yaklaşımı ne benimseriz ne de aklımızdan geçiririz. Rektörlük görevi, Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle profesörler arasından yapılmaktadır. Bir kişinin dekan olması onun rektör olarak atanmasını sağlamaz. Karabük Üniversitesi içinden ya da dışından her profesörün rektörlük için başvuru hakkı bulunmaktadır ve bu konuda herhangi bir sınırlama yoktur. Dolayısıyla bugün itibarıyla herhangi bir kişinin ileride rektör olacağının öngörülmesi ya da buna göre hareket edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle ortaya atılan iddialar tamamen kurgu ve dezenformasyon niteliği taşımaktadır. Karabük Üniversitesi olarak biz, her alanda bilimi önceleyen bir anlayışla hareket ediyor ve Türkiye genelinde elde ettiğimiz bilimsel başarılarla öne çıkıyoruz. Bu başarılar kimseyi rahatsız etmemelidir; zira bunlar yalnızca Karabük Üniversitesi’nin değil, Türkiye’nin ortak başarılarıdır ve ülkemizin gelişimine katkı sunmaktadır.
Karabük Üniversitesi’nde yabancı uyruklu öğrenci sayısının yüksek olduğu görülüyor. Üniversitenizde eğitim alıp mezun olduktan sonra ülkelerine dönen bu öğrencilerin hem Karabük Üniversitesi’ne hem de Türkiye’nin akademik, kültürel ve diplomatik birikimine katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca bu mezunların, Türkiye ile kendi ülkeleri arasında kalıcı iş birliği ve gönül bağları kurulmasına etkisi hakkında neler söylersiniz?
- Üniversite olarak 2024 yılı Mart ayında, Sayın Cumhurbaşkanımızın salı günü sabah saatlerinde Karabük’e geleceği bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Cuma günü bu ziyaretin gerçekleşeceğine dair haber alınmasının ardından, salı akşamı Karabük Üniversitesi’ni hedef alan, uluslararası öğrenciler üzerinden yürütülen organize bir dezenformasyon saldırısı başlatılmıştır. Sosyal medya ve çeşitli mecralarda, “Karabük Üniversitesi’nde AIDS patladı”, “herkes AIDS hastası oldu”, “Afrikalı öğrencilerle ilişki yaşayanların AIDS’e yakalandığı” gibi tamamen asılsız, ahlaka ve insan onuruna aykırı iddialar yayılmaya başlanmıştır.
Çarşamba günü bu saldırılar artarak devam etmiş, perşembe günü ise daha da yoğunlaşmıştır. Bu sürecin amacının, Sayın Cumhurbaşkanımızın Karabük ziyareti öncesinde veya ziyareti sırasında şehirde toplumsal olaylar çıkarmak, uluslararası öğrenciler ile yerel halk arasında bir çatışma ortamı oluşturmak olduğu açıkça görülmüştür. Çok şükür ki bu planlı ve kasıtlı dezenformasyon girişimi bertaraf edilmiştir.
Karabük Üniversitesi olarak şunu net bir şekilde ifade etmek isteriz ki; uluslararası öğrencilerimizin herhangi bir sorunu olduğunda, bu sorunların tamamı üniversitemiz tarafından titizlikle ele alınmakta ve çözüme kavuşturulmaktadır. Nitekim dünya genelinde Karabük Üniversitesi’ni tercih eden uluslararası öğrenci sayısı her geçen yıl artmaktadır. Üniversitemiz, uluslararası düzeyde tercih edilen bir cazibe merkezi hâline gelmiştir.
Karabük şehri huzurlu ve güvenli bir şehirdir. Öğrencilerimiz ile Karabük halkı arasında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Karabük Üniversitesi, 104 farklı ülkeden gelen uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır. Bu öğrenci topluluğu içerisinde herhangi bir gruplaşma, çatışma, kavga ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi iddialar kesinlikle söz konusu değildir. Şehrimiz hem sağlık hem de güvenlik açısından son derece güvenli ve huzurlu bir ortam sunmaktadır.
Bu nedenle, uluslararası öğrenciler üzerinden yürütülen manipülasyonlar son derece yanlış ve kasıtlıdır. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada, Çin gibi ülkeler uluslararası öğrenci sayısını artırmak için büyük gayretler gösterirken Türkiyenin geride kalması düşünülemez. Karabük Üniversitesi, dünya genelinden öğrencilerini akademik başarı kriterlerine göre kabul etmekte ve onlara nitelikli bir eğitim sunmaktadır. Bu eğitimin kalitesi, öğrencilerimizin üniversitemizde eğitim alırken katıldıkları ulusal ve uluslararası yarışmalarda elde ettikleri önemli dereceler ve başarılarla açıkça görülmektedir.
Mezuniyetlerinin ardından bu öğrencilerimiz, kendi ülkelerinde üst düzey görevlere gelmekte; Türkiye dostu yetişmiş gençler olarak ülkelerinde önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Bakanlık görevlerinden siyasi parti yöneticiliklerine kadar pek çok alanda Karabük Üniversitesi mezunlarının etkili pozisyonlarda yer aldığını görmekteyiz. Aynı zamanda bu mezunlar, Türkiye ile kendi ülkeleri arasında ticari, ekonomik, bilimsel ve diplomatik ilişkilerin gelişmesine de önemli katkılar sunmaktadır.
Uluslararası öğrenciler, eğitim yoluyla ülkemize ciddi bir ekonomik katkı da sağlamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği üzere, Türkiye uluslararası öğrenci pazarında yaklaşık 380 bin öğrenciye ve 3 milyar doları aşan bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Fransa gibi ülkeler bu alandan önemli paylar alırken, Türkiye’nin bu pastanın dışında kalması düşünülemez.
Türkiye, uluslararası öğrenciler aracılığıyla yumuşak gücünü, tarihsel birikimini ve eğitim kapasitesini tüm dünyaya yaymakta; küresel ölçekte güçlü ve saygın bir konum inşa etmektedir.