• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İstanbul Sözleşmesi deşifre edildi: Toplumsal cinsiyet kavramı iyi niyetli değildir

Araştırmacı Yazar Ümit Şimşek, eşcinsel sapkınları koruma altına alan İstanbul Sözleşmesi hususunda makale kaleme aldı. Şimşek, bu sözleşmeyle birlikte hayatımıza giren “Toplumsal cinsiyet” kavramı hakkında “İyi niyetle girmedi, girdikten sonra da hiç rahat durmadı.” diye konuştu.

Yeniakit Publisher
2019-07-05 16:08:00 -
İstanbul Sözleşmesi deşifre edildi: Toplumsal cinsiyet kavramı iyi niyetli değildir

 Oğuzhan Çağlar Yeniakit.com.tr 

Araştırmacı Yazar Ümit Şimşek, son dönemde hayatımızı her anlamda işgal ederek aile kavramını ayakları altına alıp yok etmeyi amaçlayan eşcinsel sapkın faaliyetlere meydan veren İstanbul Sözleşmesi hakkında geniş çaplı bir makale yazdı. Makalesinde “Toplumsal cinsiyet” bağlamında eşcinsel faaliyetleri eleştiren Şimşek, “LGBTİ adıyla hareket eden sapıklar, namuslu insanları damgalayarak sapıklıklarını meşrulaştırmak için nasıl “homofobi” kavramını türettilerse, aynı yolun yolcusu olan feministler de kuşatmayı bir başka koldan tamamlamak üzere ‘Toplumsal Cinsiyet’ kavramını geliştirdiler.” dedi.

“Feministlerin asıl derdi ilahî takdirdir”

İstanbul Sözleşmesi kapsamında kültürümüze empoze edilen kavramlardan en etkilisi olan “Toplumsal cinsiyet”, eşcinsellerin sapkınlıklarını gizlemek adına arkasına sığındığı bir liman haline geldi. Bu kavramı feministlerin uydurduğunu belirten Şimşek, “İnsanları, ‘Kadın ve erkek olarak birbirini tamamlayıcı iki varlık’ şeklinde açıklayan biyolojik cinsiyet vakıası, yaratılışın zarurî bir sonucu olarak feministlerin asla bütünüyle yok edemeyecekleri bir gerçek halinde ortada duruyordu. Oysa feministlerin asıl derdi bu İlâhî takdir ile idi; onlar bu takdirin sonucu olan farklılıkları bütünüyle ortadan kaldırmak ve insanların tümü için kendi heveslerine göre roller biçmek istiyorlardı.” dedi. Şimşek, feministlerin cinsiyet kavramının yaratılışla ilgisini kesmeyi amaçladıklarını söyleyerek, “İşin biyolojik yönünü ‘cinsel tercih / yönelim’ adı altında, bütünüyle kişilerin kendi arzularına tâbi kılmak onlar için iyi bir stratejiydi. Onlar kadının doğurmakla, erkeğin savaşmakla yükümlü olmasına, aile hayatında eşlerin birbirini tekmil etmesine, kadının annelik yaparken erkeğin evi geçindirmesine isyan ediyorlar, fıtratla ve fıtrat diniyle savaşıyorlardı. Ne kadar çabalasalar erkeklere çocuk doğurtamıyorlar, yaratılışı değiştiremiyorlar ve değiştiremeyeceklerini de biliyorlardı. Onun için, oyunu biyolojik alandan toplumsal alana taşımak ve iradeyi göklerden yere indirmek istediler ve bunu da başardılar.” diye konuştu.

“İstanbul Sözleşmesi’nin kabulünde Avrupa ülkelerinden hızlıydık”

“Toplumsal cinsiyet” kavramının şiddet üzerinden ülkemize girdiğini hatırlatan Şimşek, “Avrupa Konseyi, kadınların maruz kaldığı şiddeti ‘toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yol açtığı şiddet’ olarak tanımlayan mâhut İstanbul Sözleşmesi’ni önümüze koydu. Biz de onu ânında benimseyiverdik. Hiçbir maddesine itiraz etmeden, hiçbir kelimesine çekince koymadan, olduğu gibi kabul ettik. Hattâ o kadar hızlı ve gönüllü kabul ettik ki, bizzat Avrupa ülkelerinden bile hiçbiri bizim hızımıza yetişemedi.” ifadelerini kullandı. Devletin bütün imkanlarıyla bu sözleşmeye hızla eğildiğini söyleyen araştırmacı yazar, “Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilen ve Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ETCEP (Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi) çerçevesinde hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul Standartları Kılavuzu’nda, ‘veliler arasında cinsel yönelim açısından hiçbir ayrım yapılmayan bir ortam oluşturmak’ ana okulundan başlamak üzere bütün okullara hedef olarak gösterildi. YÖK, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ dersinin mecburî veya seçmeli ders olarak okutulmasını sağlama görevini üstlendi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Türk ailesinin kökünü kazımak üzere Avrupa tarafından hazırlanan senaryonun başrolünü kaptı ve bu yazının hacmine sığmayacak kadar çok faaliyetlerin ve organizasyonların altına imzasını attı.” diyerek devletin bu husustaki faaliyetlerini eleştirdi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

[email protected]@

İstanbul sözleşmesinin nasıl bir ihanet olduğunu herkes anladı da sağolsun hükümet bilmezden geliyor.
  • Yanıtla

lemi_44

İktidar bu yanlışta ısrardan dönmeli ama herhalde bu yanlıştan dönmek nasip olmayacak, çünkü ısrarla kendilerini doğru yolda sanıyorlar.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23