İran Savaşı, ABD'nin tasarladığı gibi gitmiyor! Aşırı özgüven ellerinde patladı!
İlter Turan Ekonomim'de yazdı: İsrail ve Amerika’nın lider kadrosu, İran’ın halihazırdaki lider kadrosunu bertaraf edince, rejim değişikliği talep edenlerin önünün açılacağını düşünmüş olabilir ama böyle bir olay kesinlikle gerçekleşmiş değil.
İlter Turan Ekonomim'de yazdı: İsrail ve Amerika’nın lider kadrosu, İran’ın halihazırdaki lider kadrosunu bertaraf edince, rejim değişikliği talep edenlerin önünün açılacağını düşünmüş olabilir ama böyle bir olay kesinlikle gerçekleşmiş değil.
Bölgedeki irili ufaklı Arap devletlerinin tümü Amerikan üslerine ev sahipliği yapmanın sadece bir teminat değil, aynı zamanda bir tehlike arz ettiğini, kendilerini hedef yaptığını görmüş oldular.
İran’daki savaş galiba pek Amerika’nın planladığı gibi gitmiyor. Amerikalılar şimdi biraz da ne yapmaları gerektiğini düşünüyormuş gibi hareket etmeye başladılar. Aslına bakılırsa, Amerika’nın İran’a saldırısı tam da Amerika-İran müzakerelerinde İran’ın nükleer imkanlarının kısıtlanması konusuna razı olduğunun düşünüldüğü bir dönemde geldi. Her ne kadar bu şaşırtıcı gibi görünse de, görüşmelere paralel olarak savaş hazırlıklarının sürdüğü ve Amerika’nın her an saldırabileceği konusu da gündemden düşmüyordu. Anlaşıldığına göre, saldırıyı gerçekleştirmenin cazibesi İran’ın lider kadrosunun koordinatları önceden bilinen bir mekanda bir toplantı yapacağı öğrenilince birdenbire arttı. Toplantı mahallinin neresi olduğu, toplantının saat kaçta yapılacağı ve toplantıya kimlerin katılacağının nasıl öğrenildiği ise hâlâ esrarını koruyor ama İran’da büyük bir istihbarat açığı olduğu, Mossad’ın daha önce de İran’da gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar neticesinde ortaya çıkmış bulunuyor. Demek ki, İran bütün çabalarına rağmen bu açığı kapatmakta henüz başarılı olamamış.
İran’da gelecekte liderlik mücadelesi ihtimali var
İran’a yöneltilen saldırı ilk bakışta amacına ulaşmış gibi gözüküyor. İran’ın halihazırdaki lider kadrosu yanında, onların kaybı halinde göreve gelmesi beklenen çoğu kişinin de saldırıda hayatını kaybettiği anlaşılıyor. İran hükümeti hâlâ saldırıda hayatını kaybedenlerin kimler olduğunu açıklamaya devam ediyor. Saldırının oldukça erken bir döneminde, hayatını kaybedenlerin arasında siyasi eylemlere dini gerekçelerle sınır koyan Ayetullah Hamaney’in yer aldığı açıklandı. İran tarafı Netanyahu’nun da öldürüldüğünü iddia ettiyse de kısa sürede bunun doğru olmadığı anlaşıldı. İsrail ve Amerika’nın lider kadrosu, İran’ın halihazırdaki lider kadrosunu bertaraf edince, rejim değişikliği talep edenlerin önünün açılacağını düşünmüş olabilir ama böyle bir olay kesinlikle gerçekleşmiş değil. Evet, mevcut lider kadrosu öldürülmüş durumda. Ancak, onların yerine yine rejime sadık başkaları geçmiş bulunuyor. Şüphesiz, şu andaki durum gelecekte bu ülkede bir liderlik mücadelesi cereyan etmesi ihtimalini ortadan kaldırmıyor, ancak böyle bir mücadelenin ortaya çıkması için savaş döneminin uygun bir dönem olmadığına işaret ediyor. Dikkatli okuyucularımız unutmamış olabilirler. Bu satırlarda, ülkeye dışardan bir saldırı yapılması halinde İran ahalisinin ilk tepkisinin kendi hükümetini desteklemek olacağı tahmin edilmişti. Nitekim, öyle de olmuşa benziyor.
Bölgenin hava sahası tehlikeli
Aralarında asker kökenlilerin de yer aldığı bir dizi uzman Donald Trump’a İran’ın zor bir hedef olduğunu, bu ülkeyle savaşa girmemek gerektiğini, eğer nükleer silah yapması engellenmek isteniyorsa, bunun müzakereler yoluyla varılabilecek bir hedef olduğunu ifade etmişlerdi. Uzmanlar İran’ın bu konuda ödünler vermeye hazır gözüktüğünü de ileri sürüyorlardı. Fakat anlaşıldığına göre, Amerika’nın isteği hem İran’ın İsrail için varlıksal bir tehdit olmaktan uzaklaştırılması hem de Amerika’nın bölgedeki çıkarlarına engel teşkil etmemesi idi. Üstelik İran’ın İsrail için varlıksal bir tehdit oluşturup oluşturmadığına İsrail karar verecekti. Sonuç ise Amerika’nın öngördüğünden çok farklı şekilde gerçekleşmiştir. Bir kere, bölgedeki irili ufaklı Arap devletlerinin tümü Amerikan üslerine ev sahipliği yapmanın sadece bir teminat değil, aynı zamanda bir tehlike arz ettiğini, kendilerini hedef yaptığını görmüş oldular. Savaşın başladığı andan itibaren, İran kendisine yakın yerlerdeki Amerikan üslerine füzeler göndermekte tereddüt etmedi. Bölgenin hava sahası şu anda tehlikeli görülmekte, tüm ticari uçuşlara kapalı bulunmaktadır.
Spekülasyonlar sınır tanımıyor
Gözlemciler, haklı olarak, müzakereler olumlu yolda ilerler gibi gözükürken, Bay Trump’ın neden İran’a saldırmaya karar verdiğini şaşkınlıkla karşılayıp, merak ediyorlar. Üstelik bu yola başvurunca, İran’ın Amerika’ya güveni kalmıyor. Amerika’nın müzakereleri saldırı öncesi zaman kazanmak için başvurduğu bir teknik olarak değerlendirme olasılığı da kesinlikle yükseliyor. Bu arada spekülasyonların sınır tanımadığına da şahit oluyoruz. Kimine göre, Venezuela’da sağlanan başarı Trump’ı zafer sarhoşu yapmış, aynı zaferi İran karşısında da kazanacağını sanmağa başlamıştır. Diğer bazıları başkanın tamamen İsrail ve Amerika’daki İsrail lobisinin etkisi altıda kaldığını, onların aklına uyduğunu ileri sürüyor. Bazıları buna ilkel Hristiyanların kıyamet gününe yol alındığına ilişkin inançlarını da ekliyorlar. Bir üçüncü grup, Trump’ın geçmişinde Epstein davasında giderek daha geniş yer tutmaya başlayacağını, İran ile mücadeleye girerek kamuoyunun dikkatini bu dosyadan uzaklaştırmağa çalıştığını hatırlatıyor. Diğer bazıları, ara seçimlerin yaklaşmasına karşılık Trump’ın herhangi bir ciddi başarıya imza atmamış olduğuna işaret ediyor. İran’da sağlayacağı büyük başarı onun seçimde olumlu değerlendirilmesiyle sonuçlanacaktır. Şüphesiz Başkan Trump’ın neler düşündüğünü, neden böyle hareket ettiğini bilemeyiz ama, niyeti ne olursa olsun, İran’a saldırmakla elde edeceğini sandığı başarıyı elde edemediği aşikardır. Bir kısım gözlemci, bu nedenle Başkanın tamamen şaşkın olduğunu, ne yapacağını kestiremediğini, birbiriyle çelişen bir sürü demeç verdiğini söylemektedirler.
Halihazırda devam eden savaşın uzun dönemde ne gibi sonuçlar doğuracağını kestirmek gerçekten çok zordur. Bununla birlikte, bazı genel gözlemlerde bulunmak sanıyorum mümkündür. İlk olarak, İsrail’in onu hiçbir surette tehdit etmeyen bir İran’a kavuşması hülyası gerçekleşmekten çok uzaktır. İran ayakta kalmıştır, iktidar değişse bile İsrail dostu bir İran’ın ortaya çıkması muhtemel gözükmemektedir. Belki, tam bunun tersi olacak, İsrail’in Arap dünyası ile yumuşamaya yüz tutmuş ilişkileri yeniden bir soğukluk dönemine girecektir.
Amerikalı seçmenler ülkelerini bir kısım Amerikalının da hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bir çatışmaya sürüklemesi dolayısıyla başkanlarını daha da fazla eleştirebilirler. Nitekim böyle bir sürecin başladığını gösteren bazı olaylar cereyan etmeye başlamıştır. Eleştirenlerin bir bölümünün Trump dostu kişiler olması özellikle dikkati çekmektedir. Bu süreç sonucunda Amerika’nın sorgusuz sualsiz İsrail’i desteklemesi de sorgulanabilecek, böylece İsrail’in Amerika üzerindeki etkisi zayıflama yoluna girebilecektir. Üçüncü olarak, önümüzdeki yıllarda (hiç olmazsa bir dönem için) İran daha çok kendi iç işlerine yönelebilir. Ne de olsa, bu saldırıdan o da bir hayli zarar görmüş olarak çıkacak, bunun telafisi gerekecektir. Son olarak, değerli okuyucularımızın unutmaması gereken bir husus daha var: Biz yazılarımızı gazetemize zamanında yetiştirmek için bir önceki hafta sona ermeden kaleme alıyoruz. Arada geçen iki üç gün içerisinde öyle gelişmeler cereyan edebilir ki, bu yazının anlamı kalmayabilir.
Savaşın uzun vadeli etkileri güvenilir şekilde tahmin edilemiyor
Birçok turist Dubai gibi bölgenin refah merkezlerinde hapsedilmiş durumdadır. Bölgede gayrimenkul fiyatları da düşmeye başlamış bulunuyor. Henüz kimse savaşın uzun vadeli etkilerini, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatları üzerinde ne gibi hareketlilik yaratacağını güvenilir biçimde tahmin edemiyor. Bilindiği gibi, İran’ın vurduğu yerler arasında Suudi Arabistan’da önemli bir rafineri merkezi ile Katar’da doğal gazı LNG’ye çeviren bir merkez de var.