İngiltere'de eski asker sokaklarda uyuyor, diğer binlerle birlikte
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
İngiltere’de diğer 12 bin kişi gibi sokakta yaşayan eski asker Steven Rowe, “Lütfen bana bir yatak verin” diye yetkililere seslendi.
yeniakit.com.tr İngiltere’de son yıllarda evsiz barksiz kalıp sokakta kartonlar içinde uyumak zorunda kalan insan sayısı ciddi şekilde arttı. Eski bir İngiliz askeri göz yaşlarına hakim olamayarak yetkililere seslendi.
Karton kutular içince yatıp kalkıyorlar
“Yardım istiyorum, almıyorum. Ne yapayım, nereye gideyim?” diyen eski İngiliz askeri Steven Rowe, ayrıca bir oğlunu kaybetmiş olmanın da acısını göz yaşlarını tutamayarak dillendirdi: “Kraliçe için kurşun yiyebilirsiniz, ülke için canınızı verebilirsiniz... Ama oğlumu kurtaramadım.” Steven Rowe, 1986-89 arasında İngiliz ordusu görevlisi olarak Hong Kong ve Kuzey İrlanda’da hizmet etti.
Ülkenin kendisine ait olanı unuttuğunu söyleyen Rowe, hükümetin kendi insanından ziyade Avrupa ve Brexit işiyle alakadar olduğunu ifade ederek sitemde bulundu. Sokakta birçok insanın çadırlar ve karton koliler içinde kaldığını söyleyen Rowe, kendisinin içinde yattığı kutuları da gösterdi. Rowe, “Lütfen bana bir yatak verin” diye yetkililere seslendi.
İngiltere’de 12.000 insan sokakta yaşıyor
Channel 4’un haberinde ayrıca, ülkede evsizlik oranının rekor seviyeye ulaştığı belirtildi. Buna göre 2017’de 12.000’den fazla insan sokakta yatıp kalktı. Bu sayı, 2012’deki sayının neredeyse iki katı. Bunların birçoğunun eski ordu hizmetlisi ve kadınlar olduğu da ifade ediliyor. Hükümet ise 2027 itibariyle sokakta kalan insan sorununa son vermiş olma sözü verdi.
Bu suretle memleketimizde bir kısım kimselerin millet ve ülkemizi aşağılık haletiruhiyesi içerisinde kötülemek için fevkalade abartılı “toz pembe bir Avrupa tasavvurunu” zihinlere zerk etme çabasına mukabil, resmin bütünü ve hakikatinin öyle olmadığı bir kere daha görüldü.
Asırlar evvel Osmanlı’nın zirve ve sağlam devirlerinde başkentinde sadaka verilecek insan bulunmasının güçlüğü ve hatta Batılı seyyahların bile dilenci göremediklerini kaydetmesine mukabil, refah ve keyif imkân ile kolaylıklarının kıyas götürmez surette daha geliştiği günümüz Londra’sında ortaya çıkan şu durum, körü körüne Batıcılığın “batırıcı” olduğunu gene aşikâr kıldı.
Bu sebeple, düşünme biçimi ve arayışlarımızın sahih kaynaklarımıza istinatla sıhhatli bir hale yola çekilmesi ihtiyacı da akıllarda neşvünema bulmalıdır.