2 milyon metrekarelik İnciraltı Kent Ormanı'nda her şey düşünüldü, ancak 100 metrekarelik bir mescit planlamaya dahil edilmedi!.. Gazeteci Müslüm Aktürk, konuya dair çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
Geçmişin bagajlarından kurtulmak istediğini iddia eden ve tarihsel süreçte sürekli İslam karşıtı politikalarla gündeme gelen CHP, son yıllarda muhafazakâr kesimle arasındaki mesafeyi kapatmak için göz boyayan adımlar attı. Bornova'daki cami açılışı gibi örneklerle halka “Biz de İslam’a saygı duyuyoruz” mesajı verilmeye çalışılsa da, İnciraltı Kent Ormanı'ndaki plansızlık, gerçekte eski zihniyetlerinin zerre kadar değişmediğini gözler önüne serdi. Gazeteci Müslüm Aktürk, CHP’nin inanç siyasetindeki samimiyet testini ve kamusal hizmet anlayışını kaleme aldı.
Aktürk'ün yazısı şöyle:
Türkiye’de siyaset ile inanç arasındaki gerilim, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) söz konusu olduğunda, geçmişten bugüne taşınan bir tartışma olarak varlığını sürdürüyor.
Tek parti döneminden 28 Şubat Süreci’ne uzanan süreçte dinî hayatın kamusal alandaki yeri sıkça tartışma konusu oldu. Bu dönemlere ilişkin farklı değerlendirmeler yapılmakla birlikte, toplumun bir kesiminde oluşan hafızanın hâlâ güçlü olduğu görülüyor.
‘İkna odaları’ tartışmaları hâlâ hafızalarda duruyor. Bu gerçek göz ardı edilmemeli. CHP’nin bu kötü hatıralardan ders çıkarması gerekiyor. Toplumsal hassasiyetleri gözeten bir dil ve tutum artık kaçınılmaz.
DEĞİŞEN DİL, DEĞİŞEN OY
Ancak siyasette dil değiştiğinde, dengeler de değişiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde CHP’nin söyleminde daha kapsayıcı bir ton öne çıktı. Özellikle 2022 yılında başörtüsü meselesine ilişkin yapılan açılımlar, muhafazakâr seçmenle kurulan mesafeyi azaltma çabası olarak değerlendirildi.
Bu değişimin sandığa da yansıdığı görüldü. CHP’nin oy oranındaki artışta yalnızca rakiplerinin hataları değil, aynı zamanda bu yeni söylemin de etkili olduğu yönünde yaygın bir kanaat oluştu.
Ancak kritik soru hâlâ yerinde duruyor:
Söylem değişti… Peki ya uygulama?
2 MİLYON METREKAREDE 100 METREKARE YOK MU?
İzmir’deki İnciraltı Kent Ormanı bu sorunun somut bir örneği olarak karşımızda duruyor.
Yaklaşık 2 milyon metrekarelik devasa bir alan. Gün boyu binlerce insanın vakit geçirdiği bir yaşam merkezi…
Ama bu alanın içinde, 100 metrekarelik bir mescid yok.
Bu tabloyu “unutulmuş olabilir” diyerek açıklamak ne kadar mümkün?
Çünkü ortada plansızlık yok. Aksine; yürüyüş yolları, sosyal alanlar, otoparklar… Hepsi düşünülmüş. Yani tercih yapılmış.
Ama o tercihin içinde ibadet ihtiyacı yer almamış.
Bu noktada şu soru kaçınılmaz: Bu bir eksiklik mi, yoksa bir öncelik sıralaması mı?
MESELE METREKARE DEĞİL, YAKLAŞIM
Konu yalnızca küçük bir mescid meselesi değil.
Konu, kamusal hizmet anlayışının neyi öncelediği meselesidir.
Toplumun önemli bir kesimi için ibadet, günlük hayatın doğal bir parçasıdır. Bu ihtiyacın planlama dışında bırakılması, ister istemez “yaklaşım” tartışmasını gündeme getiriyor.
2 milyon metrekarelik bir alanda 100 metrekarelik bir yer bulunamıyorsa, burada konuşulması gereken şey alan değil; bakış açısıdır.
Bu arada, eleştiri yapılırken doğruyu da teslim etmek gerekir.
Özgür Özel’in katılımıyla Bornova’da tamamlanarak ibadete açılan Sarnıç Mescid-i Aksa Camii, bu anlamda olumlu bir örnektir.
Bu projede emeği geçenleri tebrik etmek gerekir.
Bu tür adımlar, söylem ile uygulama arasındaki mesafeyi kapatmanın en somut yoludur.
DEĞİŞİM UYGULAMAYLA ANLAM KAZANIR
Siyasette değişim söylemle başlar, uygulamayla anlam kazanır.
İnciraltı ise bugün bize şunu düşündürüyor: Bir yerde 2 milyon metrekareye yer bulunup, 100 metrekareye yer bulunamıyorsa; sorun alan değil, tercihtir.


