İmtihandayız ve kopya serbest
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
İnsan sevmediği marketten alış veriş yapmaz. Hoşlanmadığı mekanlarda da bulunmak istemez. Mekînler de tıpkı mekânlar gibidir. Kişi sevmediği insanla irtibat kurmak istemez.
Salih Kırmızı
Ve sevmediğimiz kişilerle de alış veriş içinde olmayız. Karşılaşsak bile kısa cümlelerle geçiştirir, yanından uzaklaşmak isteriz. Bazen de görür fakat görmezden geliriz.
Peki ya sevdiklerimiz öyle mi?
Sık sık görmek ister, halini hatırını sorar, onunla zaman geçirmek, varsa bir ihtiyacını karşılamak isteriz. Hatta onu görmek ümidiyle bir bahane ile sevdiğimiz insanın sokağından geçeriz. Gözden ırak tutmayız ki gönülden de ırak olmasın. Sevdiğimiz insanın bizi hep anmasını, bizi indinde zikretmesini isteriz.
Yaşadığımız imtihanlar da bizimle Rabbimiz arasındaki alış verişimizdir. Allah bize dert verir, karşılığında derman istetir. Hastalık verir şifa istetir. Sıkıntı verir inşirah istetir.
Unutmamalı ki; Allah en çok sevdikleri ile en ağır alış verişi yapmıştır. Nice peygamberler, nice veliler...
Ne gelirse yahşi (güzel) dir. Çünki yârin bahşidir, demiş atalarımız.
Nerden geldiğini bildiğimiz müddetçe sıkıntı yaşamaz bilâkis muvafık çıkarız.
En ağır imtihanımız, en çok sevdiklerimiz ve en hassas olduğumuz meselelerle olan imtihandır!
Örneğin; bedel verdiğimiz vatanımızı çok seviyoruz. Allah da bizi vatanımızla imtihan ediyor. Zira iltifat-ı nebiye mazhar olmuş bir toprak ülke değil vatandır, namustur! Korumaya ve uğruna ölmeye değer!
Hanımı kocasıyla, kocayı hanımıyla imtihan eder. Bu konuda imtihandan kaçmak mümine yakışmaz. Yakışan ise sabretmektir. Zira Hz. Lut (a.s) ve Hz. Asiye annemiz en güzel örnektirler. Özellikle aile imtihanlarında tarafların birbirine sabretmesi halinde bu sabrın cennet bileti olacağını da unutmamak gerekir.
Evlât ile imtihan da ağır imtihanlardandır!
Atsan atılmaz, satsan satılmaz derler.
Bazen çocukluk yaşlarının ihmali, bazen de sosyal çevrenin faturasını anne babalar ağır bedelle öder. Tam da bu noktada anne baba ve büyükler olarak ıskaladığımız önemli bir konu var ki o da şudur; Çocuklarımıza güzel bir dünya bırakma teorisidir. Aslında çocuklarımıza güzel bir dünya bırakma yerine, dünyaya güzel çocuk bırakma derdinde olsak dünya daha yaşanabilir halde olurdu. Zira kötü çocuklar güzel dünyayı mahvettiler!
Bir diğer imtihan ise, misafir ile yaşadığımız imtihandır. Bereketi ile gelen misafir... Bizim kültürümüzde misafir veli nimettir. Evin içinde odası, tabağı, kaşığı, terliği hatta yatağı / yastığı bile ayrıdır!
Hele bir de vatan evimize misafir olmuş “muhacir” statüsünde bir misafir ise, bizim için ensar olma vakti gelmiş demektir. Zira Allah (c.c) muhacire yaptığın hizmeti karşılıksız bırakmıyor ve aynı cinsten mükâfatlandırıyor. Bu necip millet Suriye’den gelen, vatanlarından çıkarılmış muhacirlere vatan olduğundan, Allah (c.c) da 15 Temmuz’da bu cennet vatanı bize yeniden bahşetti. Benim güzel kardeşim; bu din, vatan ve mukaddesat sevgisi bizde olduğu müddetçe başımızdan imtihanlar eksik olmayacak.
Yâri güzel olanın gözü uyku tutmazmış derler.
Biraz uykularımız kaçacak. Dalgalı denizler usta kaptanlar yetiştirmeye devam edecek.
Son olarak; bu imtihanlar neticesinde dünyadaki başarımız, ahirette baş ağrımız olmasın diye Allah’tan başarılı olmayı değil muvaffak olmayı temenni ediyoruz.
Selam ve dua.