• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Halk TV’ye kayyum sonrası Muharrem İnce’nin sözleri gündemde! “Maaş alıyorlar, haber yapınca kesmekle tehdit ediyorlar”

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

Yaptığı yayınlar ve kamuoyunda tartışma konusu olan haberleriyle sık sık tepki çeken Halk TV’ye kayyum atanmasının ardından Muharrem İnce’nin kanal hakkında söylediği sözler yeniden gündeme geldi. İnce, Halk TV’nin de aralarında bulunduğu bazı muhalif kanalların siyasi partilerden düzenli para aldığını açıkça ifade etmiş, “Bizi haber yaptıkları zaman maaşı keseriz diye tehdit ediyorlar” sözleriyle dikkat çekmişti.

Halk TV’ye kayyum atanmasıyla birlikte kanalın yayın politikası ve siyasi partilerle ilişkileri yeniden tartışılmaya başlandı.

Kanalın yaptığı yayınlar üzerinden kamuoyunda başlayan tartışmalar sürerken, Muharrem İnce’nin Halk TV hakkında kullandığı son derece çarpıcı ifadeler yeniden gündeme taşındı.


İNCE HALK TV’Yİ İSİM VEREREK ANLATMIŞTI

Muharrem İnce, Halk TV, TELE1 ve KRT’yi doğrudan isim vererek söz konusu kanalların CHP ve İYİ Parti’den düzenli olarak para aldığını öne sürmüştü.

İnce’nin ifadeleri şöyleydi:

“Halk TV, Tele1, KRT her ay düzenli maaş alıyor. Maaş alıyorlar. CHP’den maaş alıyorlar, İYİ Parti’den maaş alıyorlar. Miktarlarını bile söylerim, son zamları bilmiyorum.”

İnce’nin açıklamasının en dikkat çeken bölümü ise söz konusu paranın yayın politikası üzerinde nasıl bir baskı aracına dönüştüğüne ilişkin iddiasıydı.


“BİZİ HABER YAPTIKLARI ZAMAN MAAŞI KESERİZ DİYE TEHDİT EDİYORLAR”

İnce, söz konusu televizyonların kendisini haber yapması halinde finansal yaptırımla karşı karşıya bırakıldığını da ifade ederek şu sözleri kullanmıştı:

“Bizi haber yaptıkları zaman maaşı keseriz diye tehdit ediyorlar.”

Ardından da muhalefetin demokrasi söylemini hedef alan İnce,

“Sonra bunlar bu ülkeye demokrasi getirecek.”

ifadeleriyle tepkisini dile getirmişti.

İnce’nin sözleri, Halk TV’nin yayın politikasının yalnızca gazetecilik tercihleriyle mi şekillendiği, yoksa siyasi partilerden sağlanan finansmanın yayın çizgisi üzerinde etkili olup olmadığı tartışmasını da beraberinde getirmişti.

PARA VARSA HABER VAR, PARA KESİLİRSE HABER DE Mİ YOK?

Halk TV’ye yönelik eleştirilerin merkezindeki en önemli meselelerden biri de tam burada ortaya çıkıyor.

Bir televizyon kanalının siyasi partilerden para alması ve bu paranın kesilmesinin haber yapıp yapmama konusunda bir tehdit unsuru olarak kullanılması iddiası doğruysa, ortada gazetecilik açısından cevaplandırılması gereken son derece ciddi sorular bulunuyor.

Bir siyasi partiden düzenli ödeme alan medya kuruluşunun o partiyle ilgili yaptığı yayın ne kadar bağımsız olabilir?

Ödeme kesilmesin diye hangi haberler görmezden gelindi?

Hangi isimler ekrana çıkarılmadı?

Hangi haberler siyasi ilişkiler nedeniyle büyütüldü veya küçültüldü?

Muharrem İnce’nin açıklamasındaki “Bizi haber yaptıkları zaman maaşı keseriz diye tehdit ediyorlar” ifadesi tam da bu nedenle dikkat çekiyor.

HALK TV’NİN “BAĞIMSIZ GAZETECİLİK” SÖYLEMİ TARTIŞMADA

Kendisini uzun süredir bağımsız ve muhalif gazeteciliğin temsilcilerinden biri olarak konumlandıran Halk TV açısından İnce’nin iddiaları cevap bekleyen ağır bir suçlama niteliğinde.

Çünkü İnce yalnızca genel bir “muhalif medya” eleştirisi yapmakla kalmadı; Halk TV’nin adını açıkça verdi.

Üstelik söz konusu iddiayı para miktarlarını dahi bildiğini belirtecek kadar ileri götürdü.

Bu noktada İnce’nin açıklamalarının kendi iddiası olduğunu ve bu iddiaların tek başına yargısal olarak kanıtlanmış bir mali ilişki anlamına gelmediğini belirtmek gerekiyor.

Ancak Halk TV’ye ilişkin son gelişmelerle birlikte İnce’nin sözlerinin yeniden tartışmaya açılması kaçınılmaz hale geldi.


CEMAL ENGİNYURT’A DA SERT SÖZLER

Muharrem İnce aynı açıklamasında Cemal Enginyurt’a da sert tepki göstermişti.

İnce,

“Cemal Enginyurt, siyaset yumrukla yapılmaz. Dille yapılır ve beyninle yapılır.”

ifadelerini kullanmıştı.

Halk TV cephesinde yaşanan son gelişmelerin ardından İnce’nin özellikle kanalın finansmanı ve yayın politikası hakkındaki sözleri yeniden dikkatleri üzerine çekti.

Muhalif medyanın sık sık iktidara yönelttiği “bağımsızlık” eleştirileri ortadayken, şimdi aynı sorunun Halk TV için sorulması gerekiyor:

Siyasi partilerden düzenli para alındığı iddiası doğruysa, bunun adı bağımsız gazetecilik olabilir mi?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Maaş Garantili Bağımsızlık: Bir Medya Paradoksu Dünya üzerinde "tam bağımsızlık" fikrini, ay sonu yatacak maaşın miktarına endeksleyen tek sektör muhtemelen Türk medyasıdır. Son dönemde yaşanan kayyum tartışmaları ve Muharrem İnce’nin "Maaş alıyorlar, istemedikleri haberi yapınca kesmekle tehdit ediyorlar" çıkışı, bize haberciliğin aslında ne kadar "ekonomik" bir bilim olduğunu bir kez daha kanıtladı. Geleneksel gazetecilik teorileri, basını "dördüncü kuvvet" olarak tanımlar. Ancak pratik, bize dördüncü kuvvetin asıl gücünün "muhasebe servisi" olduğunu gösteriyor. Bir gazetecinin kaleminin ne kadar keskin olacağı, o kalemi tutan elin cebine giren banknotların sıklığıyla doğrudan orantılıdır. Eğer ters bir haber yaparsanız, o keskin kalem anında bir "bütçe kesintisi" tırpanına dönüşebilir. Buradaki en rafine mizah unsuru ise yalan haber ve fonlanma ilişkisidir. Yalan haberin kime yapıldığı fark etmeksizin yasak ve suç olduğu bir evrende, medyamız bu yasağı delmenin en yaratıcı yolunu bulmuştur: "Finansal Doğrular." Bir haberin doğru olup olmaması, o haberi fonlayan merkezin hoşuna gidip gitmemesiyle ölçülür. Eğer patron veya fon sağlayıcı mutluysa, haber evrensel bir gerçektir; eğer maaşın kesilmesiyle tehdit ediliyorsanız, o haber muhtemelen "fazla doğru" olmuştur. Sistemin işleyişi oldukça basittir: Aşama 1: Büyük ilkelerle ve "halkın sesi" olma iddiasıyla stüdyoya girilir. Aşama 2: Maaş bordrosu kontrol edilir. Aşama 3: Yapılacak haberin, maaşı veren gücün hoşuna gidip gitmeyeceği test edilir. Aşama 4: Eğer haber riskliyse, editör masasından "Muhasebe bizi aradı, bu haber yatıyor" uyarısı gelir. Sonuç olarak, kayyumlar, davalar ve karşılıklı suçlamalar arasında kaybolan şey aslında gerçeğin kendisidir. Gazetecilerin "özgürce" suç işlemesi ya da "özgürce" yalan söylemesi değil, haberciliğin bir ay sonu faturasına dönüştürülmesi asıl kara mizahın konusudur. Çünkü bir ülkede haberi yapanın maaşı, habere konu olanın keyfine bağlıysa; orada artık gazetecilik değil, sadece yüksek bütçeli birer "halkla ilişkiler" tiyatrosu izleniyor demektir. Perde kapanır, ışıklar söner ve geriye sadece bankamatik sırasındaki bağımsız kalemler kalır.

Türkmen

Geçmişte bu zulmü en çok yaşayan gazetelerden biri Akit. Görüşü ne olursa olsun meslektaşlarına yapılana karşı çıkmalı ve basın özgürlüğünü desteklemeli. Oysa zil takıp oynuyor Halk tv kapatıldı diye.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23