• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İlahiyatçı Prof. Dr. Orhan Çeker’den medya ve aydınlara çağrı: O söyleme karşı çıkılmalı

Yeniakit Publisher
2019-08-27 15:18:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İlahiyatçı Prof. Dr. Orhan Çeker’den medya ve aydınlara çağrı: O söyleme karşı çıkılmalı

‘Kadına şiddet’ söylemi yerine 'insana karşı şiddet' söylemini kullanın' diyen Prof Dr Orhan Çeker şöyle konuştu: “Medyamız, aydınlarımız, akademi dünyamız, bizim ruh dünyamıza yabancı o söyleme karşı çıkmalıdır."

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

İstanbul Sözleşmesi ve Türk Ceza Kanunu’ndaki yasalarla temelleri sarsılan aile yapısı, her geçen gün yeni bir cinayetle gündeme gelirken, medya kurumları ve feminist dernekler eliyle pompalanan “Kadına karşı şiddet” söylemine akademi dünyasından sert bir tepki geldi. “Kadına karşı şiddet” söylemi, son olarak Emine Bulut’un eski eşi tarafından vahşice öldürülmesinin ardından belli odaklarca yeniden gündeme getirildi.

“Bu konuda herkes sorumluluk almalı”

Medyada yer alan haberlerde “kadına karşı şiddet” ifadesinin kullanılmasının doğru olmadığına dikkat çeken İlahiyatçı Prof. Dr. Orhan Çeker, “Kadına karşı şiddet' ifadesini ısrarla kullanmak neyin nesi? Bu ifadenin yerine ‘insana karşı şiddet’ ifadesini kullanılsın. Bu konuda herkes sorumluluk almalıdır.” sözleriyle tepki gösterdi. Çeker şöyle devam etti:
“Kadın, kadın olduğu için değil herşeyden önce insan olduğu için kendisine yapılan zulme karşı çıkılmalıdır. ‘Kadına karşı şiddet’ ifadesi kasıtlı olarak kadın-erkek ayrımını telkin etmekte, biz de safça o mel’un fikre yardımcı olmaktayız. Bu ince hinliğin farkında olunmalıdır” diyen Prof. Dr. Çeker, “Alem şahit olsun ki biz kim olursa olsun her insana ve her türlü canlıya karşı zulmü lanetliyoruz” diye konuştu.

“Ruh dünyamıza yabancı o söyleme karşı çıkmalıyız”

Çeker, şunları kaydetti:

Öyleyse ‘bizimdir’ dediğimiz televizyon kanalları, gazeteler, internet siteleri bundan sonra kadına karşı şiddet ifadesini kullanmamalıdır. Bunu bizimkilerden duyduğum zaman ben bu söylemi otomatik olarak yadırgıyorum. Medyamız, aydınlarımız, akademi dünyamız, bizim ruh dünyamıza yabancı o söyleme karşı çıkmalıdır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Doğrusu...

Hocam, tamâmen haklısınız..! İnsân, eşref i mahlûkâttir, yani yaratılmışların en şereflisidir...

Zeki ÖZKAN

5 gündür Emine Bulut ismi etrafında,sahte kadın hakları savunucuları ama esasta aile düşmanları bu bahaneyle içlerindeki aile kurumu düşmanlığının zirve yapmış nefretini kusan,riyakar tipler deşifre olmuş durumda.Yıllardır "kadına şiddet" sahte etiketi ve safsatasıyla başta siyonist medya olmak üzere agresif İslam ve aile düşmanı feminist tiplerin önderliği ve yaygaralarıyla çıkarılan başta 6284 sayılı kanun ve Rusya'nın bile imzalamadığı,malesef dünyada ilk Türkiye'nin imzaladığı, Müslüman Türk Milletine dayatılan,"AK Partinin iyi de yapsa muhalefet edeceğiz" diyen Engin Altay'ın partisi CHP'nin sözcüsünün ısrarla savunduğu ve daha radikal uygulanması için Hükümete ısrarla baskı yaparak vurguladığı İstanbul Sözleşmesi olmak üzere AB uyum yasaları aile kurumunu dinamitleyerek erkek ve kadını birbirlerinin amansız rakibi hatta düşmanı algısını oluşturup eşler arasındaki en basit anlaşmazlığı bile kriminal hale getirerek kin ve intikam temelli boşanmaları zirveye çıkarmayı başardılar.Başta KADEM gibi malesef AK Partiye akıl hocalığı yapan ama kendileri akıl tutulması yaşayan zavallı tipler kına yaksınlar.Türk-İslam ahlakına ve kurallarına dönüş yapmadıkça kadın-erkek arasındaki suni oluşturulan rekabet temelli anlaşmazlıklar giderek artacak ve üzülerek ifade ediyorum malesef bu tip mel'un ve menfur çook cinayetler göreceğiz.Ayrıca agresif İslam düşmanlarının ve bunlara alet olan zavallı İslamcı(?) feministlerin gündemde sürekli tuttukları "kadına şiddet" sloganı ve safsataları ile erkekler maddi-manevi ezilmekte,hukuk önünde erkekler daha baştan "kadının beyanı esastır" şeklindeki evrensel hukuk kurallarına tamamen aykırı yasa ve Yargıtay içtihatlarıyla erkeklerin hayatları karartılmakta,zindana çevrilmekte,malesef sayın Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi de buna seyirci kalarak erkeklere zulüm yapılmakta,zulme rıza göstermekle zulme ortak olmakta,bu şekilde mazlum erkeklerin ahı,arşı alayı titreterek iktidarın sonunu hazırlayacak,aynı zulüm tabloları başlarına gelmedikçe de bu dünyadan göç etmeyecekler.Mevcut yasa ve yönetmeliklerle erkekler baştan suçlu ilan edilmekte,nafaka ve tazminat kararları ile de erkekler evlilikten soğutulmakta,toplumda erkeklerin şahsında aile düşmanlığı körüklenmektedir.Bazı sivil toplum kuruluşu altındaki masumane olmayan organizasyonlar;aslında "cinsiyet ayrımı yapmaksızın" gerçek mağdur ve mazlumların yanında olmak yerine "düşmanı oldukları" İslamı ve Müslüman Türk Milletinin ananelerini yok etmek,toplum belleğinden silinmesini sağlamak,LGBT gibi marjinal grupların hamiliğini ve savunuculuğunu yaparak Müslüman-Türk toplumun temel direği olan aile kurumunu kökünden dinamitlemek için var güçleriyle çalışan,gayret eden güya “kadını savunuyoruz”sahte görüntüsü altında sadece kadın değil yaşayan her canlıya karşı işlenen cinayetlerinin gerçek manada önlenmesi için değil, kadın istismarı yaparak rant sağlama gerçek amacı ile ülkemize zarar vermektedirler. Çözüm;AB ve siyonist Batıyı taklit değil,İslam eksenli ahlaki emir ve yasakları aile ve toplumsal hayatımızın ayrılmaz parçası haline getirerek sürekli kasıtlı gündemde tutulan "sadece kadına şiddete değil her canlıya kul hakkı çerçevesinde şiddete hayır" diyerek İslamın temeli olan sevgiyi kitlelere ana okulu seviyesinde eğitim ve öğretim ile kalplere nakşederek gerçek huzuru tesis etmektir.Yoksa,taklitçi Batı zihniyeti politika ve yasalarıyla,sözleşmeleriyle bu olumsuz tablo ve olaylar giderek artarak tekrarlayıp devam edecektir.Kadın dostu gibi gözüküp riyakar,sahte göz yaşlarıyla "evli ve boşanmış erkeklerin şahsında asıl aile ve İslam düşmanı" tiplere inanılıp talepleri doğrultusunda siyasi ve yasal politikalar planlanırsa vay bu Müslüman Milletin geleceğine.Bu hain aile düşmanı tiplere,İslamın sevgi ve kul hakkı temelli şaşmaz-yanılmaz prensiplerini hatırlatıp engel olmazlarsa,KADEM gibi İslamcı(?) feministlerin gazıyla agresif İslam ve aile düşmanı,azgın azınlık tiplerin yaygaralarını dikkate alıp politika belirlerse mazlumların ahı AK Parti iktidarını ve onlara yön veren politikacı ve bürokratlarını İlah-i Adalet nezdinde hüsran ve maddi-manevi kötü akıbet beklemektedir.Bir de,kadınların öldürdüğü erkeklere karşı ise sessiz kalınması,bu tip durumlara karşı başta sayın Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı olmak üzere AK partili yöneticiler cinsiyet ayrımcılığı yapmadan niye demeç yayınlamazlar? Bu arada Yargımızı da tebrik etmek lazım! 2 gün içinde iddianame hazırlanıp Mahkemece de kabul edilmesi Dünya Hukuk tarihi yargılama hızı yönünden örnek olmalı,darısı da Mahkemelerde Adalet arayıp dosyaları okunmadıkları ve detaylı incelenmedikleri için "yıllara yayılan ve anlamsız şekilde ertelenen" davaların başına! Tek doğru ve şaşmaz terazi,dünya ile ahiretin saadet kaynağı,huzurun ve mutluluğun temel referansı,tek ve asıl güvencemiz İlah-i Adalet ve prensiplerdir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23