• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İdris Naim Şahin’den çakarlı VIP araç skandalına açıklama!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İdris Naim Şahin’den çakarlı VIP araç skandalına açıklama!

Süleymancilar cemaatinin Kuriş ayağının lideri Alihan Kuriş’e yönelik yürütülen suç örgütü soruşturması kapsamında kaçmaya çalışırken yakalanan firarilerin, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli çakarlı VIP aracı kullandığının ortaya çıkması üzerine Şahin’den ilk açıklama geldi.

Halk TV’ye konuşan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, yakalanan Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz’ı tanımadığını öne sürdü. Şahin, "Alihan Bey’i de, Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ı da hiç tanımam. Hayatımda karşılaşmadım. Sadece ekranlardan dinleyenlerin vakıf olduğu kadar biliyorum" dedi.

Kiralama şirketi sahibine suç duyurusu

Aracın bağlı olduğu kiralama şirketinin sahibi Mehmet Özmen’i 10-15 yıldır tanıdığını belirten Şahin, aracı İstanbul’a gittiğinde veya misafirleri geldiğinde kullandığını aktardı. Olayı haberlerden öğrendiğini dile getiren Şahin, "Benim bilgim ve iznim dışında kullandırılmış" diyerek araç kiralama şirketinin sahibi Mehmet Özmen hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

Kamera kayıtları ve sinyal taktiği deşifre oldu

Soruşturma dosyasında yer alan incelemelerde; Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olan 34 SL 313 plakalı VIP aracı Mehmet Özmen’in kullandığı, firarilerin ise yakalanmamak için akaryakıt istasyonunda dahi araçtan inmediği belirlendi. Ayrıca Özmen’in polisi yanıltmak ve takip edilmemek için yol boyunca telefonunu kapalı tuttuğu, İstanbul’a dönünce hattını yeniden açtığı tespit edildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

BAKANLIĞI DÖNEMİNDE DEVLET İMKANLARINI KULLANARAK NE HALTLAR İŞLEDİ KİMBİLİR... Türkiye’nin bir dönem en kritik güvenlik makamı olan İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturmuş bir şahsın, adının bugün cemaat yapılanmaları, suç örgütü soruşturmaları ve kanun kaçakçılarıyla anılması, kelimenin tam anlamıyla bir çürüme ve utanç vesikasıdır. Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş’e yönelik yürütülen bir organize suç örgütü soruşturmasında, adaletten kaçmaya çalışan firarilerin eski Bakan İdris Naim Şahin’e tahsis edilmiş çakarlı VIP bir araçta yakalanması, sıradan bir ihmal veya usulsüzlük olarak geçiştirilemez. Bu tablo, milletin vergileriyle sağlanan devlet imtiyazlarının, kanun kaçaklarına ve karanlık odaklara nasıl açık birer kalkan haline getirildiğini gösteren bir ihanet ve skandal belgesidir. Kamu güvenliğini korumakla görevlendirilmiş eski bir yetkilinin, suçluların kaçış güzergahına adeta lojistik destek sağlayan bir figüre dönüşmesi, hukuk devleti adına utanç vericidir. Skandalın patlak vermesinin ardından İdris Naim Şahin’den gelen açıklamalar ise toplumun aklıyla, vicdanıyla ve adaletiyle açıkça alay eden kirli bir pişkifliğin ürünüdür. Kendisine devlet tarafından tahsis edilen korumalı aracı, şoförü ve yetkileri kimlerin, hangi karanlık emellerle kullandığından habersiz olduğunu iddia etmek, çocukça bir mazeretten öteye geçmeyen bir acizlik itirafıdır. Bir eski bakan ya etrafındaki çeteleri, cemaat uzantılarını göremeyecek kadar basiretsiz ve kördür ya da bu kirli tezgahın doğrudan içerisindedir; bu iki ihtimalin de Türk siyasetinde ve bürokrasisinde zerre kadar affı yoktur. Devletin saygınlığını ve çakarlı araçların sağladığı geçiş üstünlüğünü, suç örgütü üyelerinin adaletten kaçış bileti haline getiren bu zihniyet, kamu vicdanında çoktan mahkum olmuştur. Sonuç olarak, bu rezil hadise ve sonrasındaki gayriciddi, sorumluluktan kaçan açıklamalar, devlet ciddiyetinin ve kutsal kamu makamlarının şahsi ilişkiler, cemaat bağlılıkları ve kirli pazarlıklar uğruna nasıl pervasızca ayaklar altına alındığını gözler önüne sermiştir. İdris Naim Şahin gibi devletin kendisine verdiği gücü ve itibarı koruyamayan, aksine suç odaklarının emrine amade edilmesine göz yuman figürler, süslü kelimelerin arkasına saklanarak kendilerini temize çıkaramazlar. Faturayı başkalarına keserek sıyrılmaya çalışan bu çürümüş anlayış, Türk siyasi tarihinin en karanlık ve en utanç verici sayfalarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Türk adaleti, arkasındaki siyasi güç veya geçmişteki makamı ne olursa olsun, devletin imkanlarını suçlulara siper eden bu zihniyetten ve tüm sorumlulardan en ağır şekilde hesap sormakla mükelleftir.

Murat

Yalan söylüyor alın bu adamıda iceri yardım yataklıktan
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23