Küresel haydut ABD öncülüğündeki Siyonist çete, İran’da aciz kalınca devreye provokatörler girdi. Sosyal medyada Sünnileri galeyana getirmek ve Şii nefretini körüklemek adına manipülatif içerikler dolaşıma sokulurken, karanlık ellerce İran’dan Türkiye istikametine doğru balistik füze atıldı. İran’dan ateşlenen füze ülkemize yöneldiği sırada Hatay’da etkisiz hale getirilirken, uzmanlar Türkiye’yi ateş çemberine çekmeye yönelik tahriklere dikkat çektiler.
BUĞRA KARDAN – SEBAHATTİN AYAN
Küresel haydut ABD öncülüğündeki Siyonist çete İran’da aciz kalınca devreye provokatörler girdi. Sosyal medyada Sünnileri galeyana getirmek ve Şii nefretini körüklemek adına manipülatif içerikler dolaşıma sokulurken, karanlık ellerce Türkiye istikametine doğru balistik füze atıldı. İran’dan ateşlenen zaman ayarlı füze, Irak ve Suriye hava sahasından geçerek ülkemize yöneldiği sırada NATO savunma unsurları tarafından Hatay’da etkisiz hâle getirildi. Herhangi bir can kaybına sebebiyet vermeyen provokatif saldırı sonrası yapılan açıklamalarda “Ulusal güvenliğimizi tehdit eden hiçbir girişimin karşılıksız kalmayacağı” vurgulanırken, Siyonist İsrail ile emperyalist Amerika’nın eline koz vermeye, bölgede kaos ortamı oluşturmaya ve Türkiye’yi ateş çemberine çekmeye yönelik tahrik denemeleri sahnelenen kirli senaryoyu gözler önüne serdi. Her türlü provokatif girişime karşı uyanık olunması ayrıca şer cephesinin ekmeğine yağ sürecek tavırlardan kaçınılması uyarısı yapan uzmanlar, “Havada provokasyon kokusu var” görüşünde birleşti.
Akit’e konuşan araştırmacı-yazar Murat Akan, şunları dile getirdi: “Ortadoğu’da kirli bir savaşa şahitlik etmekteyiz. ABD ve İsrail’in bölgeyi yeniden dizayn etme, paylaşma, İslâm dünyasının zenginliklerine çökme hamlesine tanık olmaktayız. Tabii kirli savaşın içine Türkiye’yi çekme, ülkeyi etnik ve mezhepsel olarak ayrıştırmaya çalışan çılgın akıl faal. Elbette provokasyonlar yapılıyor, yapılacak. Katar’da ve Suudi Arabistan’da karşımıza çıkan tahrik denemeleri malum. Bir kere MOSSAD ajanları, İran’a tepkiyi artırma amaçlı teşebbüslerde bulundular. Mezhepler ve etnik yapılar üzerinden sabotajlara giriştiler. Kışkırtıcı adımlar attılar. Çünkü ABD ve İsrail, İslâm dünyasının bir araya gelmesini arzu etmiyor. O nedenle Sünni ekseni İran’a karşı kullanmaya çalışıyor. Belli ülkelere, belli bölgelere öyle ya da böyle gönderilen füzelerden faydalanmadan edemiyor. Ancak Türkiye, bu oyuna gelecek kadar küçük bir ülke değil. Rus uçağının düşürülmesi gibi provokasyonlarda nasıl davranılması gerektiğini biliyor. Evet, kirli savaşa Türkiye’yi bir şekilde çekmeye uğraşan bir akıl mevcut. Bu akla karşı uyanık, tetikte olmak şart. PKK/YPG’den faydalanılarak Kürt ya da Alevi kardeşlerimiz üzerinden yapılacak tahrik denemelerine karşı dikkatli olmak elzem”
“ŞER GÜÇLER İÇİN ESAS OLAN KAOS ÜRETMEK”
Dış Politika Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Akay Azak da şunları ifade etti: “ABD-İsrail-İran gerilimi sadece askeri değil, aynı zamanda yoğun bir dezenformasyona bağlı olarak kirli bilgileri içinde barındıran ahlâksız bir savaş boyutuna da sahiptir. Atılan bir füze gibi yapılan paylaşım da sıkıntılara yol açabilir. Ki kimi paylaşımlar, iddialar çok büyük zararlara yol açabilirler. Hem mezhepsel fay hatlarını hem de jeopolitik rekabeti aynı anda tetikleyebilirler. İran’dan ateşlenen, Hatay’da düşürülen füze kadar tahrip edici olabilirler. Bir kere şunu belirtmeliyim ki: Hz. Aişe ve ‘dört halife’ (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) İslâm dünyasında özellikle Sünni gelenekte son derece saygı ve hürmet gören isimlerdir. Bu figürlerin bazıları üzerinden provokatif içerik üretmek, doğrudan mezhepsel gerilimi hedef alan bir yöntemdir. Buna karşı yönetimler ve bilhassa toplumlar itidalli davranmalı, oyuna gelmemeli. Kısacası savaştan önce gerçekler ölür. Bu tür olayları iyi araştırmak gerek. Bilgi olmayınca bilinç de olmaz maalesef. Tarih bu tür olaylarla doludur.”
Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Enes Bayraklı ise şunları söyledi: “Her şeyden önce Türkiye, herhangi bir yalan ya da provokasyona kapılarak İran’la bir çatışmanın içine girmez. Türkiye’nin dış politikası; dikkatli, hesaplı, tecrübeye dayalı ve çok boyutlu bir anlayışla yürütülüyor. Türkiye’yi doğrudan hedef alan kasıtlı bir saldırı söz konusu olursa Türkiye elbette gereken cevabı verir. Ancak mevcut durumda böyle bir tablo görünmüyor. Bölgesel ölçekte birçok ülkenin dahil olduğu geniş çaplı bir savaş ortamı var ve binlerce füze atılıyor. Bu karmaşık ortamda hedefini şaşıran ya da imha sırasında parçalanan unsurların farklı ülkelere düşmesi ihtimal dahilindedir. Önemli olan kasıt unsurunun bulunup bulunmadığıdır. Türkiye, önünü arkasını düşünmeden karar alan, maceracı bir ülke değildir. Soğukkanlılıkla hareket eder, riskleri analiz eder ve çıkarlarını gözetir. Bu konuda hem devlet aklına hem de yürütülen dış politika tecrübesine güvenmek gerekir.” dedi.