Hasan Damar: Cihadı terk ettiğimiz için başımıza gelmeyen felaket yok
Avrupa Milli Görüş Teşkilatı kurucularından Hasan Damar’ın yıllar önce yaptığı bir sohbet yeniden gündeme geldi. Necmettin Erbakan Hoca'nın kendisini vazifelendirmesiyle başından geçen ilginç olayı anlatan Damar'ın 'Cihadı terk ettiğimiz için başımıza gelmeyen felaket yok' sözleri dikkat çekti.
Avrupa Milli Görüş Teşkilatı kurucularından Hasan Damar’ın, Necmettin Erbakan Hoca'nın Trakya'ya vazifelendirmesiyle başından geçen ilginç olayı anlattığı sohbet yeniden gündeme gelirken; Damar'ın 'Cihadı terk ettiğimiz için başımıza gelmeyen felaket yok' sözleri dikkat çekti.
Tekirdağlı olduğunu ve Erbakan Hoca tarafından sık sık Anadolu'ya gönderildiğini söyleyen Damar, Erbakan Hoca'nın hapisten çıktıktan sonra kendisini Trak'yaya vazifelendirdiğini belirtti.
Erbakan Hoca: Adaysız hiçbir yer kalmayacak
Erbakan Hoca'nın kendisine ‘Trakya’ya gideceksin. Orada bir tane köy, bir tane belde, vilayet adaysız kalmayacak’ dediğini söyleyen Hasan Damar başından geçen hadiseyi şu sözlerle anlattı:
"Bir köye gittim. O köyde dokuz tane meyhane var. ‘Hemşehriniz olarak sizin köye geldim. Buradan bir belediye başkan adayı bulacağız.’ dedim. İmam, ‘Ben kendim kamet getiriyorum, kendim kılıyorum. Hiç gelen giden yok’ dedi. ‘Bu köye hiç hacı da mı yok’ dedim. İmam, ‘Köyde iki tane hacı var onlar da gelmiyor.’ dedi.
İki arkadaşımla beraber köydeki kahveye gittim. Televizyonu kapattırdım, başladım konuşmaya. Biri de kapıya yaslanmış zil zurna sarhoş, ayakta duramıyor. ‘Konuşmamın ardından içinizden birini belediye başkanı yapacağız’ dedim.
"Kapıda duran sarhoş 'Beni aday yap' dedi"
Hacca giden iki hacı amca ‘Senin aradığın burada yok’ dedi. Kapıda duran sarhoş, “Hocam bunların (hacıları işaret ederek) alayı beygirci (Demirel’ci) Beygir çarpsın bunları. Sen beni aday yap’ dedi. ‘Seni yaparsam ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek oraya gider. Biz sağlam adam arıyoruz.’ dedim
Sarhoş ‘Tövbe ederim’ dedi. ‘Tövbe edenleri Allah kabul ediyor. Biz de kabul ederiz ama şimdi senin tövbe geçerli değil çünkü kafa dolu.’ dedim. Adam bulamadık. Sonra o adama(sarhoş) tekrar gittim. Adam ayık, içmiyor.
‘İçmeyeceğine söz veriyor musun?’ dedim söz verdi. Aldım bunu Tekirdağ’a takım elbise, ayakkabı giydirdim. Bu, köyün kabadayısıymış, içtiği zaman bütün köye küfredermiş. Tekirdağ’dan 25 tane araba ayarladık, süsledik köye gittik.
Köyün pazarında mikrofonu kurdum traktör arabasından konuşuyorum. O da yanımda. ‘Belediye Başkan adayımız da konuşacak’ deyince herkes dalga geçti.
"Refahçılar geldi, tövbe ettim"
Mikrofonu eline aldı konuşmaya başladı. ‘Ben içiyordum, kumar oynuyordum. Refahçılar geldi, tövbe ettim. Oyunuzu bana verin, ne kadar meyhane varsa kapatacağım, sizin kurtuluşunuza vesile olacağım’ dedi. Baktım müftüden daha iyi konuşuyor.
Köyden 29 tane oy çıktı
O köyden bize 29 tane oy çıktı. Meyhaneyi, kumarhaneyi kapatacağım diyor 29 insan oy veriyor. 29 insan eğer o anda ölseydi kurtulmuştu.
'Çocuklarımın nafakasını içkiye veriyordum'
Ben Almanya’ya döndüm. Bir sene sonra o köye aynı kahvehaneye tekrar gittim. Benim geldiğimi duyunca o da geldi. İlk karşılaştığımız gün aynı şekilde kapıya dayandı ama bu sefer sarhoş değil. Bana, ‘Hoca, kesin olarak söylüyorum, cennetliksin’ dedi. ‘Nereden biliyorsun, sana vahiy mi geldi?’ dedim. Bana, ‘Kıldığın namazla değil, benim hanımın duasıyla gideceksin. Bizim hanım pancara gidiyordu. Günlük 20 lira yevmeye alıyordu. O parayı alıp içiyordum, o da ağlıyordu. ‘Çocuklarımın nafakasını aldın yazıklar olsun’ diyordu. Ben de yatırıyordum veriyordum sopayı. Şimdi ellerini kaldırıyor diyor ki, ‘Ya Rabbi, bunun bu hale gelmesine sebep olanları cennetine koy’ İşte bu kadının duası seni cennete götürür.” dedi.
"Cihadı terk ettiğimiz için başımıza gelmeyen felaket yok"
Doğru söylüyor. İşte cihad bu. Bu cihadı terk ettiğimiz için başımıza gelmeyen felaket yok. Onun için cihad edeceğiz."
Hasan Damar'ın sarhoşun hidayet bulmasına giden sürece dair anlattıkları dinleyenleri etkilerken 'Bu cihadı terk ettiğimiz için başımıza gelmeyen felaket yok' sözleri dikkat çekti.