Dr. Yaşar Kuru kadınların eşleri ile ilgili ev içinde yaşadığı olumsuz hallere değindi. Yaşanan bu olumsuzlukların sebeplerini ifade ederken ne yapılması gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu.
Dr. Yaşar Kuru, "Bir hanımefendi eş; eşi işten henüz döner dönmez, kapıyı açar açmaz, eve adımını atar atmaz, üstünü başını değişir değişmez... Koltuğa oturur oturmaz, kanepeye uzanır uzanmaz,"Oh be..." der demez, sofraya oturur oturmaz,yemekten kalkar kalkmaz, hanımefendi eşinin halini hatırını sorar sormaz... Eşi ile hemen iletişime geçmeye asla çalışmamalıdır.Hanımefendi eşin canı burnunda da olsa, patlayacak halde de olsa eşine hitap etmeye gayret etmemelidir. Öyle ki; büyük çocuğun topla televizyonun ekranını çatlattığını, küçüğün, taze pişmiş harika yemeğin bulunduğu tencereyi biraz evvel halının üzerine devirdiğini... Bugün gelen doğalgaz ve elektrik faturalarının yarım maaş tutarında olduğunu... Kızının öğretmeninin yarın kendisini okulda beklediğini... Kayın validesiyle bugün epey tartıştıklarını...Zinhar eşine o anda söylememelidir. Çünkü: İlk başta, beyefendinin bir süre sadece vücudu evdedir. Onun ruhu hâla; işyerinde yaşadığı olumsuzluklarla meşgul olabilir. Canı, trafikte geçen sıkıcı dakikaların tesirindedir. Aklı, otobüste tartıştığı yolcusunun patavatsızlığındadır. Zihni, işvereninden işittiği azardadır...Müdürü ile aralarında geçen tartışmada takılıdır. Düşüncesi, yolda gelirken telefonuna bankadan gelen aylık kredi kart hesap dokümanında olmuş olabilir. Kulaklarında hâlâ, bugün kendisini telefonla arayan ev sahibinin kira zammı çınlıyordur. Eşinizle gürültüsüz patırtısız bir iletişimde bulunabilmeniz için ve sağlıklı bir etkileşimde bulunabilmeniz için biraz beklemelisiniz.Onun hâlâ dışarıda dolaşan ruhunun eve girmesi için biraz beklemelisiniz. Zira şu anda, eşinizin sadece vücudu evdedir. Eşinizin; aklı ile, zihni ile, vicdanı ile, ruhu ile evde buluşabilmesi için, kendisine biraz zaman tanımalısınız."dedi.
Kuru, "Siz onu, kendisinin sizinle iletişime geçmeye başlayacağı ana kadar, iletişimden azad etmelisiniz. Söz konusu süreyi soracaksınız, biliyorum. O süre, insandan insana değişir... Yaşanmakta olansorundan soruna farklılaşır. Bu, kişinin doğum öncesi hissettiklerinden tutun da yetişme tarzına... Erişkinlik dönemine kadar geçirdiği birçok gelişim evresinin, onun ruhunda bıraktığı izleregöre değişebilir. Artı ... O gün yaşadığı, ruhunda hissettiği sorunların derinlikte ya da yüzeyselliğinegöre de farklı olabilir. Bazen üç beş dakika ... Kimi zaman on, on beş dakika... Bazen de yarım saat sürebilir. Eşinizin buna benzer süreler sonunda sizinle iletişim kurma çabasına girmeye başladığında, onun artık evde, tuhu ile vücudunun buluşmaya başladığını anlamalısınız. Örneğin: "Sofra neden gecikti bu akşam... Televizyona bir şey mi... Çalışmıyor da... Çocuklar okulödevlerini yaptı mı...Bugün okuldaki veli toplantısında neler oldu... Annem bugün bize gelecekti... Görüştünüz mü... Bu ev neden bu kadar sessiz .. Hanım senin canın sıkkın gibi sanki ... " Eşiniz böyle bir atmosfere girmediği sürece onunla her konuşma çabanız, onu konuşmaya her teşvik edişiniz, ona her sorduğunuz soru, ona her anlattığınız konu, etkisiz eleman gibi havada kalmaya mahkumdur.İşte, ev ortamlarında eşler arası baş gösteren birçok huzursuzluğun... Eşler içinde esen soğuk rüzgârların arka planında buna benzer haller vardır. Çözüm olarak: Bu yazıyı bir kez daha dikkatlice okumalısınız ve eşinizin evde, hem cismen hem de ruhen var olduğuna kanaat getirmelisiniz." değerlendrmesinde bulundu.