• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hakkında 3 yıl hapis cezası istenen Dilipak'tan basın açıklaması! 'Erdoğan' ayrıntısı dikkat çekti

Gazetemiz Yeni Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak, yazısındaki ifadelerin çarpıtılmasının ardından AK Parti Kadın Kolları ve KADEM tarafından açılan davanın iddianamesinin hazırlandığını açıkladı.

Yeniakit Publisher
2020-12-30 17:33:00 -
Hakkında 3 yıl hapis cezası istenen Dilipak'tan basın açıklaması! 'Erdoğan' ayrıntısı dikkat çekti

Gazetemiz Yeni Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak, köşe yazısındaki bazı ifadelerin çarpıtılması sonucu AK Parti Kadın Kolları ve KADEM tarafından açılan davaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Dilipak, "AKP'nin Papatyaları" yazısıyla ilgili açılan davanın iddianamesinin hazırlandığını belirterek iddianame metnini yayınladı.

Konuyla ilgili basın açıklaması yapan Dilipak, 3 yıla kadar hapis cezasıyla yargılandığını duyurdu. Ayrıca Dilipak, Erdoğan'ın şiir okuduğu için yargılandığı davadan faydalanacağını belirtti.

İşte Dilipak'ın yayınladığı açıklama:

“AKP’NİN PAPATYALARI”  DAVASI İDDİANAMESİ BELLİ OLDU

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ SUÇ DUYURUSUNA TAKİPSİZLİK

İDDİANAMEDE DİLİPAK’A TCK’DAN

3 YILA KADAR HAPİS CEZASI TALEP EDİLİYOR

 

ANKARA 12.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, AK PARTİ GENEL BAŞKANLIĞI’NIN AÇTIĞI 2020/514 ESAS SAYILI MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

TENSİP TUTANAĞI ZABTINDA 25.2.2021 TARİHİNE GÜN VERDİ.

 

1 YIL’DAN 3’YILA KADAR MAHKUMİYET TALEBİ

89 Müştekili, Gazeteci Yazar olarak Yeni Akit gazetesinde 27.7.2020 tarihinde yayınlanan “AKP’nin Papatyaları” başlıklı yazım için, 21.12.2020 tarih ve 2020/12624  Esas No’lu iddianamede suç olduğu iddia edilen ifadelerle ilgili olarak sevk maddesi olarak TCK'nun 125/2,125/3.b, 125/4, 43/2, 53/1 Md. CMK'nun 253/21 Maddelerine göre 1 yıldan az olmamak üzere, 3 yıla kadar cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamenin girişinde “Suçtan zarar gören Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ) Genel Başkanlığı, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), müştekiler KADEM başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selma Çam, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkan Yardımcıları Serpil Kavrak, Semiha Ekinci, Çiğdem Koncagül, Jülide İskenderoğlu, Ceyda Çetin Erenler, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Teşkilat Başkanı Seda Gören Bölük ve Ak Parti il kadın kolları yöneticilerinin Cumhuriyet Başsavcılığımıza ayrı ayrı sunmuş oldukları şikayet dilekçelerinde özet olarak; Abdurrahman Dilipak'ın "AKP'nin Papatyaları" başlıklı köşe yazısı içeriğinde geçen ifadelerle Ak Parti'de görev alan kadınlara karşı halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle suç duyurularında bulundukları” tesbiti yapıldıktan sonra, söz konusu yazıda  “Anap’ı o papatyalar” o “Lale Devri çocukları” bitirdi. Ak Partiyi de, bu Erguvani AKP’nin “Papatyaları”(!?) bitirecek bu gidişle. AK Parti içindeki AKP’liler konuşuyor, AK Partililer susuyor. AKP’liler terfi etti zenginleşti, itibar sahibi oldular. Kaymağı onlar yiyor, parayı onlar veriyor. Camiye, okula, yurda parayı veren de onlar. Eee parayı veren düdüğü çalıyor. Kem alat ile kamalat olmuyor. Haram para ile hayır olmayacağı gibi....AB fonları ile semirenlerin sesleri nasıl inceldi, eskiden ter kokuyorlardı, şimdi parfüm kokuyorlar. Bodrum katlarında rutubet kokan derneklerden çıkıp plazalara taşındılar. Ak Parti içindeki AKP’liler, FETÖ’nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum “Yeşil Sermaye” de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim “Yeşil Sermaye” davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi?...Kronolojik sırayla gidersek, sonra İstanbul Sözleşmesi ve daha sonra CEDAW. Sonra da CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’ne dayalı yasa ve yönetmeliklerin, genelgelerin değiştirilmesi gerek... Bu felaketin sorumluları arasında en önemli isim olarak karşımıza hep Fatma Şahin çıkıyor. Şahin hala bu yönde genelgeler yayınlıyor. Toplumdaki öfke konusunda sanırım bilgi sahibi değil. KADEM bir, Fatma Şahin iki. KADEM aile ile yakın ilişkisi sebebi ile daha öncelikli akla geliyor..." şeklindeki ifadeleri kullandığından söz edilerek benim savcılıktaki ifadem özetlenmektedir..

İddianamenin ana metninin tamamı ve hukuk davası ile ilgili “Tensip tutanağı” ektedir

AK PARTİ’NİN AVUKATLARININ  SAVUNMALARINDAN YARARLANACAĞIM

Bu arada düşündüm, eski dosyalara bakıyorum, savcılık ve hukuk mahkemesine sunduğum 100 sayfayı aşkın ifadelerim dışında usul açısından çok önemli  bir dosya hazırlıyorum. Ayrıca AİHM’den gelen, iç hukukta daha önce kullanılmayan, başka bir ülkeyle ilgili yeni bir karar var. Onun üzerinde çalışıyorum. Bu arada çok önemli başka bir kaynağım var. O da Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanlığı ve Belediye Başkanlığı dönemleri dönemleri itibarı ile Sayın Erdoğan’ın aleyhine açılan davalarda avukatlarının savunmaları benim açımdan önemli bir referans olacak. Mesela son olarak bir grub “aydın”ın Erdoğan aleyhine açtıkları davada, söz, suçlama, savunma avukatlarının beyanları ve mahkemenin kararı son derece önemli. Adalet önünde herkes eşittir. Kişiye göre yargı kararı olmaz.

Sn. Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde, okuduğu şiirle ilgili olarak rahmetli Hasan Celal Güzel ve Şanar Yurdatapan’la birlikte, “Düşünce suçuna karşı girişim” olarak sivil iteatsizlik yaparak o şiiri biz de okuduk, kendi aleyhimize suç duyurusunda bulunduk ve yargılandık. O günkü savunmanın mantığı ile bugünkü mantık aynı ama, sanık ve müşteki burada farklı tabi.

MERAK EDİYORUM, 90 KİŞİ DE MÜDAHİL OLACAK MI?

Daha başka müşteki olur mu bilmiyorum. İlçelerden, Milletvekillerinden, parti üyelerinden tek bir kişi bile şikayetçi olmadı. Talimatla ve hiyerarşik bir yapı içinde bu suç duyurularının yapıldığı anlaşılıyor. Suç duyuru metni, basın açıklamaları, zamanlama ve açıklama yer ve şekli, katılanların kimlikleri bu işin “örgütlü” bir şekilde yapıldığını gösteriyor. “Talimat” başkalarına gitmediği için anlaşılan kendiliğinden bu yönde adım atan olmamış. Bundan sonra olmasa bile bu 90 kişinin de müdahillik talep edip etmeyecekleri, mahkemeye doğrudan ya da avukat göndererek katılıp katılmayacaklarını bilmiyoruz. Mahkeme bu 90 kişinin de müdahilliklerini kabul edecek mi, Genel Başkan adına avukatı katılacaksa ayrıca bir ya da iki kişi adına KADEM mi katılacak bilmiyorum.

Bu arada kadın kolları il başkanlığından ayrılan, görevden alınan, başka göreve getirilenlerden de sözkonusu olduğu bilgisi geliyor. Onların tavrı ne olacak onu da bilmiyorum. Sanırım Tazminat davası konusunda Şubat sonuna doğru bir gelişme yaşanacak, Ceza için 10 Mayısı bekleyeceğiz.

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ ÜYELERİNİN SUÇ DUYURUSUNA TAKİPSİZLİK

Halkın Kurtuluş Partisi üyelerinin suç duyurusuna savcılık “İhbarda bulunan şahısların hakaret suçu açısından mağdur sıfatı bulunmadığı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2020 tarih (Soruşturma No: 2020 / 33864 / Karar No: 2020 / 29654) sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi.

EK’LER / Toplam 11 Sayfa

1-İddianame

2-Tensip tutanağı

T.C. KÜÇÜKÇEKMECE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

Soruşturma No           : 2020/33820

Esas No                      : 2020/12624

İddianame No            : 2020/11423

                                                    BASIN SUÇU

İDDİANAME

KÜÇÜKÇEKMECE 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

 

DAVACI                    :K.H.

MÜŞTEKİLER          :1- ADALET VE KALKINMA PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞI, (AK PARTİ) Söğütözü Caddesi No : 6 Çankaya/ ANKARA , VEKİLİ: Av. MUAMMER CEMALOĞLU,

2- KADIN VE DEMOKRASİ DERNEĞİ (KADEM), Küçük Çamlıca Mah. Kısıklı Cad. No:112 D:A Üsküdar/ İstanbul VEKİLİ : Av. MÜJGAN SİYAH ÇEVİK,

3-SALİHA OKUR GÜMRÜKÇÜOĞLU, (KADEM BAŞKANI) Ümraniye/ İSTANBUL

4- LÜTFİYE SELVA ÇAM, Çankaya/ANKARA, VEKİLİ : Av. NİHAN TURNA SAKALTAŞ,

5- MELAHAT YALÇIN,YALOVA, VEKİLİ: Av.SELİHAN DİCLE ŞİMŞEK BATTAL,

6- MÜNEVVER ERTUŞ, NURETTİN Kızı PİRUZE'den

Merkez/ HAKKARİ , VEKİLİ : Av. SABAHATTİN DEMİR,

7- NESLİHAN KAYA, Devrekani / KASTAMONU, VEKİLİ:Av.Ahmet Eren,

8- PERİHAN GÜMÜŞ, Merkez/ ADIYAMAN, VEKİLİ: Av.LEYLA KARATEKİN,

9- SEDA GÖREN BÖLÜK, Esenyurt / İSTANBUL, VEKİLİ: Av. MÜGE DOĞAN,

10- ARZU POLAT, SİVAS

11- AYNİL YAVAŞ, Şehzadeler/ MANİSA

12- AYSEL MAVİOĞLU ÖNER, Merkez/ MERSİN

13- AYŞE BAYSAL, Merkez/ NEVŞEHİR

15- AYŞE EKİNCİ, Merkez/ SİİRT

16- AYŞE ERBAY, Merkez/ ZONGULDAK

17- AYŞE GÖKMEN, Merkez/ BİTLİS

18- AYŞE KEYİK, Elmalı/ANTALYA

19- AYŞE DENİZ Aziziye/ ERZURUM

20- BERRİN AYDIN, Merkez/ GİRESUN

21- CEYDA ÇETİN ERENLER, Merkez/ KÜTAHYA

22- ÇİĞDEM KONCAGÜL, Süleymanpaşa/ TEKİRDAĞ

23- DİLEK YILDIZ, Bornova/ İZMİR

24- DUYGU GÖĞDE, Efeler/ AYDIN

25- ELİF GEZEN, Merkez/ MUŞ

26- EMEL GÖZÜKARA DURMAZ, Nilüfer/ BURSA

27- EMİNE TİMOÇİN, Talas/ KAYSERİ

28- ESENGÜL AYDIN SANCAR, Merkez/ MARDİN

29- ESRA ERTEM ŞİPAL, Merkez/ BAYBURT

30- EVREN AYVAZ, Merkez/ BARTIN

31- FATMA ERCAN, Merkez/ BİLECİK

32- FERAY YILMAZ, Şehitkamil/ GAZİANTEP

33- FERDA ERTÜRK, Merkez/ AFYONKARAHİSAR

34- FERHAN POLAT, Merkez/ AKSARAY

35- GÖNÜL ASUK, Merkez/ DÜZCE

36- GÖNÜL ÖZTİN, Merkez/ KİLİS

37- GÜL ÇİTİL OKUR, KAHRAMANMARAŞ

38- GÜLERSEM ÇOPUR, Merkez/ ELAZIĞ

39- GÜLSER GÜRAY, Merkez/ ARTVİN

40- GÜLSÜM TEMUR, Merkez/ NİĞDE

41- GÜLSÜM ÜSTÜN, Merkez/ İSTANBUL

42- HANİFE BÜYÜKYEĞEN, Merkez/ KIRKLARELİ

43- HATİCE ATAN, Merkez/ ŞIRNAK

44- HAVVA DURAN, Tuşba/ VAN

45- HAVVA SABUNCUOĞLU, Merkez/ TOKAT

46- HİCRAN ÇAĞALI, Merkez/ BOLU

47- HİLAL SABANCI, Merkez/ UŞAK

48- İLKNUR TAŞTAN, Merkez/ AĞRI

49- İLKNUR ÜNAL, Merkez/ YOZGAT

50- JÜLİDE İSKENDEROĞLU, Çanakkale Merkez

51- KİBAR ASLAN, Yeşilyurt/ MALATYA

52- MELEK MANKAN, Merkez/ KÜTAHYA

53- MELİKE ÇİLHAN, Merkez/ ÇANKIRI

54- MERAL CENGİZ, Karesi/ BALIKESİR

55- MERYEM DEMİR, ÇORUM

56- MERYEM DÜĞER, KIRŞEHİR

57- MERYEM SÜRMEN, TRABZON

58- MESUDİYE ALTUN GÜRLEVİK, AMASYA

59- MEVLÜDE BİLİCİ, BATMAN

60- MUALLA VAROL, Yenimahalle / ANKARA

61- MUZEYYEN KAYA, DİYARBAKIR

62- MÜNİRE ŞEYHOĞLU, GÜMÜŞHANE

63- NADİRE ZEHRA HATİPOĞLU, Serdivan/ SAKARYA

64- NEBAHAT ERKÖK, KIRIKKALE

65- NERGİZ İNCE, EDİRNE

66- NİHAL KÖŞDERE, TEKİRDAĞ

67- NURCAN DALBUDAK,  DENİZLİ

68- NURGÜL GÜNEŞ, IĞDIR

69- ÖZLEM YALÇIN, Odunpazarı / ESKİŞEHİR

70- RABİA BAY KESER, Atakum / SAMSUN

71- RABİA İLHAN, İSTANBUL

72- RAHŞAN KÜLÜNK, ERZİNCAN

73- REMZİYE EDA ÖZVİN, ESKİŞEHİR

74- SAİME ÖKSÜZOĞLU, Safranbolu / KARABÜK

75- DEMETSAATÇIGÜVEN, Haliliye / ŞANLIURFA, VEKİLİ:Av.REŞİT PALALI,

76- SELDA KILIÇ, Merkez / ARDAHAN

77- SEMA YAĞCITEKİN, Merkez/ RİZE

78- SEMİHA EKİNCİ, Merkez / SİVAS

79- SERPİL KAVRAK, Kadıköy/ İSTANBUL

80- SERPİL YURDAIŞIK, Meram/ KONYA

81- SEVİL CAN, Çukurova / ADANA

82- SEVİM ARSLANOĞLU, Merkez / KARS

83- ŞERİFE SEVİM KÖSE, Merkez / ISPARTA

84- TUĞBA VAROLGÜNEŞ GÜRSU, Merkez/ BİNGÖL

85- ÜMMÜHAN TOKSÖZ, Yatağan / MUĞLA

86- YASEMİN ÖZDEMİR, Gebze / KOCAELİ

87- YILDIZ GÜNGÖR, Merkez / TUNCELİ

88- ZAHİDE HIDIR, Merkez / KARAMAN

89- ZEHRA EREN, Antakya / HATAY

90- ZELİHA BAĞCI, Merkez / BURDUR

 

ŞÜPHELİ                  : ABDURRAHMAN DİLİPAK, Üsküdar/ İSTANBUL

SUÇ                           : Zincirleme Şekilde Kişilerin Siyasi, Sosyal Düşünce ve Kanaatlerini Açıklamasından, Yaymaya Çalışmasından Dolayı Alenen Hakaret

SUÇ TARİHİ ve YERİ: 27/07/2020 İSTANBUL/KÜÇÜKÇEKMECE

SEVK MADDESİ    : TCK'nun 125/2,125/3.b, 125/4, 43/2, 53/1 Md. CMK'nun 253/21 Md.

DELİLLER              : İddia, müştekiler beyanı, şüpheli savunması, uzlaştırma raporu, tüm soruşturma dosyası kapsamı.

 

SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ:

Suçtan zarar gören Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ) Genel Başkanlığı, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), müştekiler KADEM başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selma Çam, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkan Yardımcıları Serpil Kavrak, Semiha Ekinci, Çiğdem Koncagül, Jülide İskenderoğlu, Ceyda Çetin Erenler, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Teşkilat Başkanı Seda Gören Bölük ve Ak Parti il kadın kolları yöneticilerinin Cumhuriyet Başsavcılığımıza ayrı ayrı sunmuş oldukları şikayet dilekçelerinde özet olarak; Abdurrahman Dilipak'ın "AKP'nin Papatyaları" başlıklı köşe yazısı içeriğinde geçen ifadelerle Ak Parti'de görev alan kadınlara karşı halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle suç duyurularında bulundukları,

Abdurrahman Dilipak'ın Yeni Akit Gazetesi'nin 27/07/2020 tarihli nüshasında ve internet sitesinde yayınlanan “AKP’nin Papatyaları” başlıklı köşe yazısında; “Anap’ı o papatyalar” o “Lale Devri çocukları” bitirdi. Ak Partiyi de, bu Erguvani AKP’nin “Papatyaları”(!?) bitirecek bu gidişle. AK Parti içindeki AKP’liler konuşuyor, AK Partililer susuyor. AKP’liler terfi etti zenginleşti, itibar sahibi oldular. Kaymağı onlar yiyor, parayı onlar veriyor. Camiye, okula, yurda parayı veren de onlar. Eee parayı veren düdüğü çalıyor. Kem alat ile kamalat olmuyor. Haram para ile hayır olmayacağı gibi....AB fonları ile semirenlerin sesleri nasıl inceldi, eskiden ter kokuyorlardı, şimdi parfüm kokuyorlar. Bodrum katlarında rutubet kokan derneklerden çıkıp plazalara taşındılar. Ak Parti içindeki AKP’liler, FETÖ’nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum “Yeşil Sermaye” de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim “Yeşil Sermaye” davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi?...Kronolojik sırayla gidersek, sonra İstanbul Sözleşmesi ve daha sonra CEDAW. Sonra da CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’ne dayalı yasa ve yönetmeliklerin, genelgelerin değiştirilmesi gerek... Bu felaketin sorumluları arasında en önemli isim olarak karşımıza hep Fatma Şahin çıkıyor. Şahin hala bu yönde genelgeler yayınlıyor. Toplumdaki öfke konusunda sanırım bilgi sahibi değil. KADEM bir, Fatma Şahin iki. KADEM aile ile yakın ilişkisi sebebi ile daha öncelikli akla geliyor..." şeklindeki ifadeleri kullandığı,

Abdurrahman Dilipak'ın Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından alınan savunmalarında özetle; "Ak Parti Genel Merkezi'nin , Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı, Başkan Yardımcıları ve Kadın Kolları Başkanları'nın yapmış olduğu suçlamaları anladım. Yazıda Anap'ın Papatyaları ifadesi ile kastedilen Anavatan Partisi içerisinde partiyi yıkılışa götüren kadın grubu anlaşılmış ise de AKP'niin Papatyaları ifadesinde buna atıf  ve ironi yapılarak bir kesimden bahsedilmiştir. Savunma eklerinden de anlaşılacağı üzere Ak Parti içindeki Papatyalar ifadesini ilk olarak ben kullanmadım. Daha önce çeşitli yazarlar ve gazete haberlerinde bu ifadeler sıkça kullanılmıştır. Yazının giriş kısmında bulunan Erguvani ifadesi de yukarıda belirtmiş olduğum ironiyi desteklemektedir. Burada da kadınlara yönelik bir ifade yoktur. Yazının dördüncü paragrafında " Ak Parti içindeki AKP'liler, Fetö'nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar, hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hemde kamu kurumlarını kullanıyorlar. Malum yeşil sermayede sponsor olabiliyor. Koç kadar Sabancı kadar Eczacıbaşı kadar bizim yeşil sermaye davasına sadakat gösterip bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi?" ifadesinde geçen bu fahişe ve onların türevleri ifadesi ile kendini LGBT topluluğu olarak tanımlayan onur yürüyüşü adı altında yaptıkları gösterilerde açtıkları pankartlarda yapmış oldukları tanımlamalarla kendilerini bu sıfatla adlandıran kesimlere karşı bu ifadeyi kullandım... Yazı devamında Fatma Şahin ve KADEM'e yönelik eleştirilerim incelendiğinde; İstanbul Sözleşmesi'nin bana göre gizli amaçlarından birisi olan toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında cinsel yönelim özgürlüğü kapsamında eşcinsel grupların pozitif ayrımcılığa tabi tutulmasına yönelik faaliyetler eleştiri konusu yapılmıştır. Şikayet konusu olan ifadeler müştekilerden bir tanesine bile yönelmiş değildir. Dolayısıyla hakaret oluşmamıştır. Yazıda Ak Parti'den değilde Ak Parti'nin içine sızmış olan halen temizlenmemiş olduğu düşünülen bir topluluktan bahsedilmiştir. stanbul Sözleşmesini savunan insanlara yönelikte bu fahişeler ve türevleri ifadesi kullanılmamıştır... Yazının bütünlüğü incelendiğinde toplumda baş gösteren ve stanbul Sözleşmesi ile desteklenen bu olaya karşı Ak Partinin ve toplumun içinde bulunan şahısların yöneticilerin buna karşı nasıl bir duruş ve tavır sergilediğine dikkat çekmek amacıyla yazılmış ifadelerdir. Şikayet olunan ifadelerin müştekileri hedef alıp almadığı bir önsorun olarak incelenmelidir. Kime veya kimlere ait bir şeref varlığını hedef alındığı tespit edilmeden bir sonuca varmak mümkün olmayacaktır. Sözlerin Ak Parti'ye , Ak Partili kadınlara yönelik olduğuna ilişkin şikayetçi iddiaları yazarın sözlerinin onun kimliği, amacı ve niyeti gözardı edilerek bağlam ve bütünlüğünden koparılarak yapılan değerlendirmelere dayanmaktadır. Topluluğu oluşturan kişilerin kimlerden oluştuğu ve topluluktan kimlerin hedef alındığı tespit edilemezse hakaret suçunun oluşmadığı sonucuna varılmalıdır. Bu belirleme yapılırken de dar biçimde yorumlama yapılması da bir zorunluluktur. Burada Ak Parti Tüzel kişiliğinin şikayeti ile ilgili özel bir açıklama yapmak gerekirse, parti tüzel kişiliğinin verdiği şikayet dilekçesinde hakaret suçundan şikayette bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Ak Parti Kadın Kolları Başkanlarının şikayetleri yönünden yazı içeriğinde teker teker ferden müşteki Ak Parti l Kadın Kolları Başkanlarına yönelik bir ifade kullanılmadığı zaten ortadadır... Burada Ak Partili kadınlara yönelik olarak söylendiği ifade edilen sözler nedeniyle partide görev ve sorumluluk almamış sıradan parti üyelerinin bir tekinin bile neden şikayetçi olmadığı örneğin Ak Parti ilçe kadınları başkanlarının neden şikayetçi olmadıkları sorulması gereken bir ifadedir. Bu fahişeler ve türevleri ifadesinin müştekiler ile uzak yakın ilgisi yoktur. Fuhşiyata destek veren LGBT + gruplarının düzenledikleri sözüm ona onur yürüyüşlerinde "Velev ki fahişeyiz" pankartlarına bir gönderme yapan bu ifade bu sıfatı kendilerine yakıştıranlara yöneliktir.. "Bu fahişeler ve türevleri" davalarına sadakat göstergesi olarak Koç, Sabancı ve Eczacıbaşı gibi gruplardan sponsorluk adı altında destek görmektedirler. müştekiler bu faaliyetler kapsamında adı geçen şirketlerden destek aldıklarını söyleyebilirler mi? cümlenin anlamı çok nettir: eşcinsellik türlerini içine alan LGBT çatısı altındaki gruplara pozitif ayrımcılık talep eden bazı holdinglere gönderme yaparken bu fahişeler ve türevlerini malum sermaye desteklerken bizim yeşil sermaye neden sessiz kalıyor şeklinde bir eleştiri söz konusudur. Değerlendirme yaparken bir tek cümleye ve kelimeye değil yazının bütününe bakılmalıdır..." şeklinde savunmada bulunmuştur.

İfade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir özelliğe sahiptir. Doktrinde farklı tanımlamalar bulunmakla birlikte, ifade/düşünce özgürlüğü, bireyin özgürce düşünceler edinebilme, fikir ve ifadelerinden ötürü kınanmama, bunları çeşitli yöntemlerle ifade edebilme imkân ve özgürlüğüdür. Demokrasinin "olmazsa olmaz şartı" olan ifade özgürlüğü, birçok hak ve özgürlüğün temeli, kişisel ve toplumsal gelişmenin de kaynağıdır.

Bu bağlamda; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10. maddesinin birinci fıkrasında;

"Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir." hükümlerine yer verilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi konuya dair; "İfade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur. İfade özgürlüğü, 10. maddenin sınırları içinde, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen 'haber' ve 'düşünceler' için değil, ama ayrıca Devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz. Bu demektir ki, başka şeyler bir yana, bu alanda getirilen her 'formalite', 'koşul', 'yasak' ve 'ceza', izlenen meşru amaçla orantılı olmalıdır." şeklinde görüş belirtmiştir (Handyside/ Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 07.12.1976).

Ne var ki; iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır.

Bu doğrultuda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesi;

"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz

(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.

Hakaret eylemlerinin yaptırıma bağlanmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun var olabilmesi için, eylemin şahsı küçük düşürmeye matuf şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir eylemin tahkir edici olup olmadığı belirli durumlarda nispi olup zamana, yere ve duruma göre değişken olabilmektedir.

Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 17/09/2020 tarih, 2020/1127 esas, 2020/9844 karar)

Abdurrahman Dilipak'ın savunması kapsamında söz konusu "bu fahişelere ve onların türevlerine" ifadesinin kendilerini cinsel yönelimlerinden dolayı "LGBT+" olarak tanımlayan gruba karşı ifade edildiği belirtilmiş ise de; söz konusu ifadeden önce, yazı kapsamında cinsel yönelim veya LGBT+' a yönelik bir ifade tespit edilemediği, yazının giriş kısmından söz konusu ifadeye kadar Anavatan Partisi örneğinden yola çıkılarak "Ak Parti'nin Papatyaları" ifadesi ekseninde söz konusu eleştirilerin sıralandığı, ifadenin geçtiği paragrafında ..." Ak Parti içindeki AKP'liler, FETÖ'nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum "Yeşil Sermaye" de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim "Yeşil Sermaye" davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecek mi?.." şeklindeki ifadelerle betimlendiği, dolayısıyla ifadelerin yöneldiği kişilerin yazı bütünlüğünde "Akp'nin Papatyaları" olarak betimlenen kişilere yönelik olduğu, yukarıda belirtilen tahkir edici ifadenin kullanılmasının akabinde yazı devamındaki eleştirilerin İstanbul Sözleşmesi ve CEDAW bağlamında devam ettiği,

"Bu fahişelere ve onların türevlerine" ifadesinin yer aldığı bölümün devamında bulunan paragrafta..."Kronolojik sırayla gidersek ,sonra İstanbul Sözleşmesi ve daha sonra CEDAW. Sonra da CEDAW ve İstanbul Sözleşmesine dayalı yasa ve yönetmeliklerin, genelgelerin değiştirilmesi gerek..." ifadelerinin akabinde "Bu felaketin sorumluları arasında en önemli isim olarak karşımıza hep Fatma Şahin ortaya çıkıyor. Şahin hala bu yönde genelgeler yayınlıyor. Toplumdaki öfke konusunda sanırım bilgi sahibi değil. KADEM bir, Fatma Şahin iki. KADEM aile ile yakın ilişkisi sebebi ile daha öncelikli akla geliyor... Geçen süreçte, bu fitne hareketi, milletvekilleri, bakanlar, valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, merkez ve taşradaki hemen hemen kamu bürokrasisi ve iş adamlarının hemen hepsinin aile ve çocuklarını kendi içine çekti ve bu çevrelerin kafaları bu cehennemde formatlandı..." ifadeleriyle de KADEM derneği ve yöneticilerine yönelik de İstanbul Sözleşmesine destek vermekle ithamda bulunularak, KADEM derneği ve yöneticilerinin de yukarıda detaylı olarak belirtilen "Ak Parti içindeki AKP'liler" ve "bu fahişelere ve onların türevlerine" sözlerinin de muhatabı olarak anlaşıldığı,

Hakaret suçunda bulunması gereken ve Türk Ceza Kanununun 126. Maddesinde düzenlenen matufiyet unsuru açısından; şüphelinin ifadelerinin yöneldiği kişi/kişilerin yazı içeriği kapsamında tespit edilmesi gerektiği, matufiyetin varlığını kabul için yazı içeriğinde ya kişinin/kişilerin adından açıkça söz edilmesi ya da konumunun, sıfatının gösterilmesi veya bunlardan söz edilmese dahi yazı içeriğinden bu kişinin/kişilerin amaçlandığı, sözlerin ona/onlara yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması şartlarının arandığı, kimi durumlarda mağdurun/mağdurların isminin, baş harflerinin, yaptığı ve kamuoyunca bilinen işinin belirtilmesinin yeterli olduğu, Ak Partinin; Kadın Kolları Teşkilatı da dahil olmak üzere belirli kişilerden oluşan bir yapısı olan siyasi parti olduğu, KADEM'in de anlatıldığı şekilde başkanı ve yöneticileri belirli olan bir dernek olduğu, "Anap'ın Papatyaları" siyasi içerikli söylemi üzerinden "Akp'nin Papatyaları" ifadesi ve yazı devamındaki ifadelerin Ak Parti Kadın Kolları Teşkilatı yöneticilerine ve KADEM yöneticilerine yönelik kullanıldığı hususunun yazı kapsamında kamuoyunda duraksamaksızın anlaşılabileceği, nitekim Ak Parti İl Kadın Kolları yöneticileri, Ak Parti Genel Merkezi Kadın Kolları yöneticileri müştekiler ve KADEM başkanı müşteki tarafından da yazının bu şekilde anlaşılarak şikayetçi olunulduğu,

Suçtan zarar görenlerin ve müştekilerin şikayet dilekçeleri, savunma, şikayete konu yazı ve tüm soruşturma kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin gazeteci olarak yazmış olduğu köşe yazısında yukarıda belirtilen ifadeleri kullandığı, basın özgürlüğü kapsamında söz konusu yazının yazıldığı ancak yazının bir bölümünde "...Ak Parti içindeki AKP'liler, FETÖ'nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum "Yeşil Sermaye" de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim "Yeşil Sermaye" davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecek mi?...KADEM aile ile yakın ilişkisi sebebi ile daha öncelikli akla geliyor ... Geçen süreçte, bu fitne hareketi, milletvekilleri, bakanlar , valiler , kaymakamlar, belediye başkanları, merkez ve taşradaki hemen hemen kamu bürokrasisi ve iş adamlarının hemen hepsinin aile ve çocuklarını kendi içine çekti ve bu çevrelerin kafaları bu cehennemde formatlandı..." ifadelerinin konu bütünlüğünde ifade edilen sözlerle ölçülü olmadığı, söz konusu tahkir içerikli ifadelerin Ak Parti Kadın Kolları yöneticileri olan müştekilere ve KADEM yöneticilerinden olan müştekiye yönelik sosyal ve siyasi içerikli açıklamalarından dolayı kullanıldığı, ifadeler sırasında özle biçim arasındaki dengenin korunmadığı, sözlerin içeriğinde müştekilere yönelik onur, şeref ve saygınlıklarını rencide edebilecek nitelikte somut fiil ve olgular isnat edildiği, söz konusu ifadelerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 25. Maddesinde düzenlenen, 'Düşünce ve kanaat özgürlüğü', 26. Maddesinde düzenlenen, 'Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile 28. Maddesinde ve 5187 Sayılı Basın Kanunun 3. Maddesinde düzenlenen, 'Basın özgürlüğü' kapsamında kalmadığı, düşünce açıklama, bilgi verme ve eleştiri sınırlarının aşıldığı, şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli delil ve şüphe oluştuğu, şüphelinin yazısındaki ifadelerin tek bir iradi karara dayalı olduğu, ifadelerin aralarında konu bütünlüğü kapsamında bağlantı bulunduğu, dolayısıyla eyleminin hukuken tek olduğu, söz konusu ifadeler birden fazla müştekiye yönelik kullanıldığından TCK'nın 43/2 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,

Şüphelinin üzerine atılı yukarıda sevk maddesi yazılı suçun CMK 253. Maddesinde sayılan uzlaştırmaya tabi suçlardan olması nedeniyle uzlaştırmacı görevlendirildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığının uzlaştırmara porundan anlaşıldığı,

Böylelikle şüphelinin yukarıda sevk maddesi yazılı suçu işlediği yukarıda belirtilen deliller ve tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşıldığından,

Şüphelinin üzerine atılı müsnet suçtan eylemine uyan, yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur. 21/12/2020

Şüphelinin üzerine atılı yukarıda sevk maddesi yazılı suçun CMK 253. Maddesinde sayılan uzlaştırmaya tabi suçlardan olması nedeniyle uzlaştırmacı görevlendirildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığının uzlaştırmara porundan anlaşıldığı,

Böylelikle şüphelinin yukarıda sevk maddesi yazılı suçu işlediği yukarıda belirtilen deliller ve tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşıldığından,

Şüphelinin üzerine atılı müsnet suçtan eylemine uyan, yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur. 21/12/2020

NEJAT ÇAKIR

35491 Cumhuriyet Savcısı

 e-imzalıdır.

T.C. ANKARA

12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

 

                                              TENSİP TUTANAĞI

 

ESAS NO                  : 2020/514 Esas

 

HAKİM                      : Rabia Tuğbahan KARAKUŞ 122558

KATİP                       : Onur DERE 184150

 

DAVACI                   : ADALET VE KALKINMA PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞI -

VEKİLİ                      : Av. MUAMMER CEMALOĞLU - [16527-25780-98165] UETS

DAVALILAR           : 1- ABDURRAHMAN DİLİPAK- - Halkalı Merkez Mah. Dereboyu Cad. No:65/3 Küçükçekmece / İSTANBUL

2- RAMAZAN FATİH UĞURLU- - Halkalı Merkez Mah. Dereboyu Cad. No:65/3 Küçükçekmece / İSTANBUL

3- UĞURLU GAZETECİLİK BASIN YAYIN MAT. REKLAMCILIK LTD ŞTİ - Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Mat. Reklamcılık Ltd Şti Merkez / İSTANBUL

VEKİLİ                      : Av. ALİ PACCI - Halkalı Merkez Mah. Dereboyu Cad. No:65/3 34303 Küçükçekmece / İSTANBUL

DAVA                                   : Tazminat (Manevi Tazminat)

DAVA TARİHİ         : 11/08/2020

 

Dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

1-Davanın mahiyeti ve yargılama usulü de dikkate alınarak dilekçelerin teatisi tamamlanmış olmakla, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına,

2-Duruşmanın 25/02/2021 günü saat 10:00' de yapılmasına,

3-Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına,

4- Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Mat. Reklamcılık Ltd Şti'ye müzekkere yazılarak Yeni Akit Gazetesinin 27/07/2020 tarihli yayımının bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine,

Taraflara duruşma gününün HMK. 139 maddesi gereği açıklamalı davetiye ile tebliğine karar verildi.25/11/2020

 

Katip 184150                                                                                                           Hakim 122558

e-imzalıdır                                                                                                                e-imzalıdır

 

KÜÇÜKÇEKMECE

CUMHURYET BAŞSAVCILIĞI

 

Soruşturma No         :2020/33864

Karar No                   :2020/29654

 

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR

Müştekiler / İhbar eden: Yüksel Genç /İskenderun-Hatay; Yeter Ağbaba / Gebze Kocaeli; Meliha Kuşcu Çankaya, Ankara; Nihel Gök / Defne, Hatay; Nilgün Yuva / Samandağı ,Hatay;  Nurgül Kuşcu / Selçuk, Konya;  Özler Çakır / Seferhisar, İzmir;  Safiye Arslan / Kartal, İstanbul; Şahinaz Aktaş /  Nilüfer, Bursa / Saliha Çatlı / Seydişehir, Konya; Selma Gümüş / Eyüp İstanbul;  Sema Olkun Kopal /  Gebze, Kocaeli ; Semra Alimoğlu / Bahçelievler, İstanbul; Semra Kalkan / Mamak, Ankara; Sibel Kalkan / Mamak, Ankara; Suhure Aysu Ceylan / Karesi, Balıkesir; Tunya Kızıltaş / Kocaeli ; Irmak Gülsoy / Tuzla İstanbul, Gülten Arabulan / Beşiktaş, İstanbul; Ayla Şahbaz / Bahçelievler, İstanbul; Ayşe Küçükosmanoğlu / Çukurova, Adana, Bahtıser Gök Kökdil / Tarsus, Mersin; Beyaz Çatlı / Seydişehir, Konya;  Fatma Olkun / Bayraklı, İzmir; Göksel Söğüt / Osmangazi, Bursa; Gülay Akyürek / Sultangazi, İstanbul; Hazaal Göl / Çayırova, Kocaeli; Hülya Arslan / Gaziosmanpaşa, İstanbul. (28 KİŞİ)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Renan bilek

Kivirma  
  • Yanıtla

abdullah

ak parti eğerki kademe engel olmassa ayıp eder...abdurahman dilipak ,sadık bir vatansever ve cumhurbaşkanı destekçisidir
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23