Günümüz Türkiye’sinde okulların değişen rolü
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
ASKON Eğitim Sektör Başkanı Asil Eğitim Kurumları Kurucusu Fatih İşgören 'Günümüz Türkiye’sinde okulların değişen rolü' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte o yazı;
Eğitim, insanın kendini geliştirme, yeni bilgilerle buluşma ve kendi potansiyelini gerçekleştirme sürecidir. Ancak eğitim yalnızca bilgi edinmekten ibaret değildir. İnsan, aynı zamanda kendisinden önceki nesillerin biriktirdiği kültürü, değerleri, tecrübeleri ve hayatı anlamlandırma biçimlerini öğrenerek kendi kişiliğini inşa eder. Bu yönüyle eğitim, bir taraftan insanın tekâmül yolculuğu, diğer taraftan da toplumların sahip olduğu güçlü kültürel mirasın nesilden nesile aktarılmasıdır.
İşte okul tam da bu iki önemli görevin kesiştiği noktada durmaktadır.
Okul; öğretmenin bilgiyi öğrenciye aktardığı, öğrencinin sınavlara hazırlandığı veya akademik başarı elde ettiği bir yapıdan çok daha fazlasıdır. Okul, aynı zamanda davranışların şekillendiği, karakterin geliştiği, değerlerin yaşanarak öğrenildiği ve bir toplumun geleceğinin biçimlendiği bir atmosferdir.
Sosyal Okulculuktan Dijital Dünyaya
Temel değerlerin ve kültürel mirasın aktarımında elbette okul tek başına belirleyici değildir. Aile, çevre ve toplum; çocuğun yetişmesinde en önemli unsurlardır. Geçmişte bu aktarımın güçlü bir kanalı da sosyal hayatın kendisiydi. Çocuk; ailesinden, mahallesinden, akrabalarından, komşularından, büyüklerinden ve günlük hayatın doğal ilişkilerinden öğrenirdi. Saygıyı, dayanışmayı, vefayı, paylaşmayı, büyüğe hürmeti, küçüğe merhameti çoğu zaman bir ders kitabından değil, hayatın içerisinde gözlemleyerek kazanırdı. Bugünün dünyasında ise bu sosyal öğrenme alanlarının önemli bir bölümü daralmış durumda. İnsan giderek çekirdek aileye sıkışıyor. Anne ve babalar, hızlı değişen dünyanın şartlarına ayak uydurmaya çalışırken zaman zaman çocuklarıyla nitelikli iletişim kurmakta zorlanıyor. Mahalle kültürü zayıflıyor. Geniş aile ilişkileri azalıyor. Çocukların sosyal çevresi değişiyor.
Ve bütün bu boşlukların içerisine başka bir “okul” yerleşiyor:
Dijital dünya.
Bugünün çocuğu bilgiye hiç olmadığı kadar kolay ulaşıyor. Ancak karşılaştığı bilginin doğruluğunu, kaynağını, niyetini ve kendisi üzerindeki etkisini değerlendirmek konusunda aynı imkâna sahip olmayabiliyor.
Dijital dünyanın filtresi yok denecek kadar zayıf; ulaşılabilirliği ise neredeyse sınırsız.
Tam da bu nedenle okulun rolü geçmişe göre küçülmemiş, aksine çok daha fazla büyümüştür.
Okul Artık Bir “Bilgi Merkezi”nden Daha Fazlasıdır
Bugün okul; bilgiye ulaşmayı öğreten, doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayırabilme becerisi kazandıran, öğrencinin davranışlarını şekillendiren, sosyal gelişimini destekleyen ve karakter gelişimine rehberlik eden bir kurum olmak zorundadır. Çünkü artık bilgiye ulaşmak başlı başına bir mesele değildir. Asıl mesele, doğru bilgiye ulaşmak, bilgiyi anlamlandırmak, bilgiyi süzmek ve onu erdemli bir davranışa dönüştürebilmektir. Bu noktada öğretmenin rolü de değişmektedir. Öğretmen artık yalnızca matematiği, tarihi, fen bilimlerini veya dili öğreten kişi değildir. Öğrencisinin karşısında sergilediği davranışla, kurduğu iletişimle, olaylara bakış açısıyla ve hayata karşı duruşuyla aynı zamanda bir rol modeldir. Çünkü çocuklar çoğu zaman öğretmenin anlattığından daha fazlasını, öğretmenin yaşattığı atmosferden öğrenir. Bir okulda adalet varsa öğrenci adaleti hisseder. Merhamet varsa merhameti öğrenir. Saygı varsa saygıyı içselleştirir. Sorumluluk varsa sorumluluk kazanır. Vefa, dayanışma, dürüstlük ve nezaket yalnızca anlatılan kavramlar değil, okulun günlük hayatının doğal bir parçası hâline geldiğinde gerçek anlamda eğitime dönüşür.
Kendi Değerlerimizle Geleceği İnşa Etmek
Bu mesele, bizim toplumumuz açısından ayrıca büyük bir önem taşımaktadır.
Tarihi boyunca farklı medeniyetlerle temas etmiş, güçlü bir kültürel miras oluşturmuş; merhamet, vicdan, adalet, dayanışma ve insan onurunu merkeze alan değerleri nesiller boyunca taşımış bir toplumuz.
Milli kültürümüzün, tarihimizin ve medeniyet birikimimizin önemli bir bölümünü İslam ahlakının beslediği bir anlayış şekillendirmiştir.
Bu nedenle çocuklarımıza yalnızca “başarılı bireyler” olmayı öğretmek yeterli değildir.
Onlara aynı zamanda iyi insan olmayı da öğretmek zorundayız.
Adalet duygusunu, merhameti, vefayı, emanet bilincini, sorumluluğu, insana saygıyı, anne ve babaya hürmeti, vatana ve millete bağlılığı, doğaya ve canlılara karşı duyarlılığı. Bir kuşa, bir karıncaya, bir ağaca, bir yaprağa, denize ve bütün canlılara karşı taşıdığı sorumluluğu… Çünkü eğitim, insanın yalnızca dünyadaki yerini değil, dünyaya karşı sorumluluğunu da öğretmelidir.
Geleceğin Neslini Yetiştirmek
Bugün çocuklarımızın önünde geçmiş nesillerin sahip olmadığı kadar geniş bir bilgi dünyası var. Fakat bilgi arttıkça hikmete olan ihtiyaç da artıyor. Teknoloji geliştikçe ahlaka olan ihtiyaç azalmak yerine çoğalıyor. Dijital iletişim yaygınlaştıkça gerçek insan ilişkilerini öğretmek daha önemli hâle geliyor. Bu nedenle çağımızın okulu; akademik başarı ile karakter eğitimini birbirinden ayırmamalıdır. Öğrencinin yeteneğini keşfetmeli, becerilerini geliştirmeli, sanatla, sporla, bilimle ve sosyal hayatla buluşturmalıdır. Arkadaşlık, dayanışma ve vefa gibi duyguların gelişebileceği ortamlar oluşturmalıdır. Öğrenci kendisini tanımalı, güçlü yönlerini keşfetmeli ve hayatta nasıl bir insan olmak istediği üzerine düşünebilmelidir. Kısacası okul, çocuğu yalnızca gelecekteki mesleğine değil, gelecekteki insanlığına da hazırlamalıdır.
Öğretmene Düşen Büyük Sorumluluk
Milli Eğitim Bakanlığımızın son yıllarda değerler eğitimi ve kültürel mirasımızın yeni nesillere aktarılması konusunda attığı adımlar şüphesiz kıymetlidir. Ancak bütün programların, müfredatların ve projelerin ötesinde bir gerçek var:
Bir okulun gerçek eğitimi, o okulun atmosferinde yaşanır.
Bu atmosferi ise büyük ölçüde öğretmenler oluşturur.
Bu nedenle öğretmenlik, yalnızca bir meslek değil; nesillerin geleceğine dokunan büyük bir sorumluluktur.
Bugün sınıfa giren bir öğretmen, belki de farkında olmadan yıllar sonra bir toplumun karakterinde karşılığını bulacak bir davranışın tohumunu atmaktadır.
Bir öğrencinin kendisine güvenmesini sağlayabilir.
Bir öğrencinin adalet duygusunu güçlendirebilir.
Bir öğrencinin merhametli olmasına vesile olabilir.
Bir öğrencinin hayatındaki en önemli rol model hâline gelebilir.
Bu yüzden öğretmenlik, geleceği bugünden inşa etmektir.
“İyi ki Öğretmeniz”
Yeni bir eğitim-öğretim yılının eşiğindeyiz.
Bugün hepimize düşen görev, okulun değişen rolünü yeniden düşünmektir. Çocuklarımızı yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlamalıyız. Onlara yalnızca bilgi değil; bilgiyi doğru kullanma ahlakı kazandırmalıyız. Yalnızca başarıyı değil; başarının sorumluluğunu öğretmeliyiz. Yalnızca haklarını değil; sorumluluklarını da anlatmalıyız.
Kendilerini sevmelerini isterken başkalarına saygı duymayı, özgür olmalarını isterken sorumluluk taşımayı, dünyayı değiştirmek isterken önce kendi karakterlerini inşa etmeyi öğretmeliyiz. Çünkü geleceğin Türkiye’si bugün sınıflarımızda oturuyor.
Geleceğin bilim insanı, sanatçısı, mühendisi, öğretmeni, yöneticisi, girişimcisi ve yöneticisi bugün bizim öğrencimiz. Biz eğitimciler olarak onlara yalnızca bir müfredat sunmuyoruz. Bir gelecek tasavvuru sunuyoruz. Bu nedenle yeni eğitim-öğretim yılında bütün öğretmenlerimizin bu büyük mesuliyetin farkında olarak; çocuklarımızın zihnine bilgi, gönlüne merhamet, karakterine adalet, hayatına sorumluluk ve davranışlarına ahlak katacak bir eğitim iklimi oluşturmasını temenni ediyorum. Gençlerimizi kendi köklerinden güç alan, dünyayı anlayan, çağın imkânlarını doğru kullanan; insana, hayvana, doğaya ve bütün varlığa karşı sorumluluk hisseden nesiller olarak yetiştirmek hepimizin ortak vazifesidir.
Ve belki de bütün bunların sonunda kendimize şu cümleyi yeniden söylemeliyiz:
İyi ki öğretmeniz.
İyi ki eğitim gibi insanın ve toplumun geleceğine dokunan bir alandayız.
Bu mesleğin kıymetini her gün yeniden hatırlayarak; geleceğin Türkiye’sine, geleceğin dünyasına ve insanlığa daha güzel yarınlar armağan edecek nesiller yetiştirme gayretimizi hiç kaybetmemek dileğiyle…
Yeni eğitim-öğretim yılının öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.