Salih Tuna, "Gideriz ha!" yollu onca tehditten sonra "Giderseniz gidin ne yapalım, kalanlarla devam ederiz..." karşılığını alınca, "Biz doktorlar buradayız, inadına hiçbir yere gitmiyoruz" demenin komik olduğunu belirterek, "Bu ülkenin 'yurtsever' doktorları, kendisini yetiştiren bu ülkeyi terk etmekle tehdit etmez. Kimsecikler TTB'nin ve malum kriptoların seylaplarına kapılmasın; tehditlere boyun eğilmeyeceğinin ifadesi olan sözleri tüm doktorlara hasretmesin" ifadelerini kullandı.
Salih Tuna, "Gideriz ha!" yollu onca tehditten sonra "Giderseniz gidin ne yapalım, kalanlarla devam ederiz..." karşılığını alınca, "Biz doktorlar buradayız, inadına hiçbir yere gitmiyoruz" demenin komik olduğunu belirterek, "Bu ülkenin 'yurtsever' doktorları, kendisini yetiştiren bu ülkeyi terk etmekle tehdit etmez. Kimsecikler TTB'nin ve malum kriptoların seylaplarına kapılmasın; tehditlere boyun eğilmeyeceğinin ifadesi olan sözleri tüm doktorlara hasretmesin" ifadelerini kullandı. Tuna, Sabah gazetesindeki köşesinde özetle şunları kaydetti:
“ ”Gideriz!.."
(.........)
"Bak gideriz!.."
(.........)
"Ama kesinlikle gideriz..."
(.........)
"Bu ülkede yaşamak istemiyoruz. Biz gidiyoruz, ne haliniz varsa görün!.."
(.........)
"İnadına gitmiyoruz!.."
***
Evet, komik.
"Gideriz ha!" yollu onca tehditten sonra "Giderseniz gidin ne yapalım, kalanlarla devam ederiz..." karşılığını alınca, "Biz doktorlar buradayız, inadına hiçbir yere gitmiyoruz" demenin başka bir izahı yok.
Her şeyden evvel...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söz konusu tepkisi, bu ülkeyi terk etmekle tehdit eden doktorlaraydı, tüm doktorlara değil.
Hakkını arayan doktorlara hiç değil.
Öyle olsaydı daha dün, sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların CMK kapsamında kataloğa dahil edilmesinden, aile hekimleri dahil maaş ödeme sistemlerinde ve mali haklarda önemli iyileştirmelere kadar bir dizi "müjde" saymazdı.
Teklif ayrı, tehdit ayrıdır.
Bu ülkenin "yurtsever" doktorları, kendisini yetiştiren bu ülkeyi terk etmekle tehdit etmez.
Kimsecikler TTB'nin ve malum kriptoların seylaplarına kapılmasın; tehditlere boyun eğilmeyeceğinin ifadesi olan sözleri tüm doktorlara hasretmesin.
Aslında fazla söze hacet yok.
Sayın Erdoğan'ın 14 Mart Tıp Bayramı dolayımında dün yaptığı konuşma her şeyi vuzuha kavuşturur nitelikte: "Biz ülkemizin büyük fedakârlıklarla ve sabırla yetiştirdiği her bir hekimden istifade edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Tıpkı diğer pek çok alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de gözü ve gönlü kendi ülkesinde kalmak yerine dışarıya kayan kişiler olabilir. Bu anlayışla hareket edenlerin de çok uzak olmayan bir gelecekte istikametlerini yeniden kendi ülkelerine çevireceklerinden şüphe duymuyorum..."
***
Şu hale bakar mısınız:
Cumhurbaşkanı Erdoğan son günlerde tüm dünyanın dikkatini Türkiye'ye çekecek boyutta bir diplomasi başarısı gösterirken (ve bu nedenle birçok ülke lideri Türkiye'yi ziyaret yarışına girmişken) "küresel iktidar yandaşı fonlu medya" TTB işbirliğiyle 14 Mart Tıp Bayramı'nı araçsallaştırarak Erdoğan'a "kara çalmayı" marifet sanıyor.
Bari 14 Mart Tıp Bayram'ını bu işe meze yapmayın. (…)”