FETÖ’den sonra şimdi de Sorus'un kapısında
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
‘Teknolojik gezi’ kılıfıyla başlattığı ABD gezisinde önemli siyasi isimlerden randevu alamayan CHP lideri Kılıçdaroğlu rotasını önce ‘8 saatlik’ kayıp yolculukla Pensilvanya’ya ardından da Siyonist George Soros’un üssü olarak bilinen Alman Marshall Vakfı’na çevirdi. STK temsilcileri ve siyasetçiler, Bay Kemal'in adaylık için icazeti FETÖ'den, seçim için gerekli fon desteğini ise Siyonist Soros'tan aldığı görüşünde birleşti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’ye gerçekleştirdiği ve sütyen incelemekle başlayan icazet seferinde skandalların ardı arkası kesilmiyor. Amerika’da yaptığı açıklamalarla iktidara ve millete saldıran, nerede olduğu sır gibi saklanan kayıp 8 saatlik yolculukla gezisinin üzerine Pensilvanya gölgesi düşen Kılıçdaroğlu’nun son durağı kan ve gözyaşı baronu Siyonist George Soros’un üssü olarak bilinen Alman Marshall Vakfı oldu. ABD Başkanı Biden’a yakın olan CIA bağlantılı vakfın yöneticileriyle yapılan görüşmenin içeriğine ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmazken, sır görüşme akıllarda soru işaretlerine sebep oldu.
“İktidar için her şeyi yaparlar”
Konuyla ilgili konuşan Akit’e konuşan ASSAM Güvenlik ve Strateji Uzmanı Ersan Ergür, şunları dile getirdi: “Uçak biletini yakarak ve yanındaki basın mensuplarını atlatarak karadan yaptığı kayıp sekiz saatlik yolculuk ile Pensilvanya’dan geçmesini terör örgütü lideri Fetullah Gülen’i görmek için tercih ettiğini kesin olarak değerlendiriyorum. Bu açıdan Türkiye’deki STK ve vakıfları destekleyerek siyaseti yönlendirmek isteyen ABD ve Soros destekli Alman Marshall Vakfına yönelik ziyareti ise hem seçmene karşı bir kasıt, hem de Türkiye’deki merkezden kayan muhalefetin her geçen gün terör destekli birtakım unsurlardan medet bekleyerek ülke yönetimine çıkmak için her türlü adımı atabileceğinin bir göstergesi olarak değerlendiriyorum. Bir siyasi liderin yapmış olduğu sırlarla dolu bu seyahat gerçekten aklımızda şüphe bırakmıştır.”
“6’lı masa değil 6'lı maşa”
Gazeteci Yazar Mehmet Fırat da, şunları söyledi: “Şaibelerle dolu ABD gezisinde yalvar yakar görüşme talebine etkili mercilerden bir cevap alamayınca o da başka mecralarda macera aramaya başladı. ABD’li kan baronları ve CIA destekli teşkilatların Kılıçdaroğlu gibi isimleri her zaman stepnede tuttukları malumdur. Bu gibi isimleri, ‘ya tutarsa, ya işe yararsa’ diyerek el altında duran kullanışlı bir aparat olarak görürler. Üst aklın, Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı ve seçimi kazanabilecek güçlü bir adayı yok ama 6+1 masayı maşa yapacakları tescillendi.”
“Beyaz Saray’ın adamı”
Yazar Mehmet Beyhan ise, şunları kaydetti: “Öyle anlaşılıyor ki bu görüşmelerde hem Erdoğan’ı nasıl devireceklerinin detayları hem de iktidara geldiklerinde belli garantiler alıyorlar. Peki bu garantiler neler olabilir? Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklardan tutun PKK’yla etkin mücadele etmemesine ve Savunma Sanayisindeki yatırımlardan vazgeçilmesine kadar. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı takip eden gazetecilere ne diyordu; ‘Sarayın adamları.’ Ancak şimdi gördük ki kendisi Beyaz Saray’ın adamı olmaya çalışıyor. Belli ki Almanlar söz konusu Vakıf aracılığıyla ABD’lileri Kılıçdaroğlu’nun 2023 seçimlerinde aday yapılmasına ikna etmiş.”