• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

FETÖ, 28 Şubat’ın önemli aktörüydü

Yeniakit Publisher
2018-02-19 10:48:00 - 2018-02-19 10:51:20

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
FETÖ, 28 Şubat’ın önemli aktörüydü

28 Şubat döneminde yaşanan hak ihlallerine karşı verdiği hukuk mücadelesiyle tanınan Avukat Hüsnü Tuna, "O dönemin önemli aktörlerinden biri de FETÖ'dür. MGK'da işlenen İslami örgütlerin bilgileri, dokümanları, FETÖ'den temin edilmiş" dedi.

Türkiye demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yerini alan ve toplumda derin izler bırakan 28 Şubat 1997 darbesinin ardından uygulamaya konulan kararlar, aradan 21 yıl geçmesine rağmen o günleri yaşayanların ve söz konusu kararlara karşı sesini yükseltenlerin hafızalarında hâlâ tazeliğini koruyor. 28 Şubat döneminde yaşanan hak ihlallerine karşı verdiği hukuk mücadelesiyle bilinen şimdi ise FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi davaları ve "Selam Tevhid'de kumpas" gibi FETÖ aleyhine açılan davaları takip eden Avukat Hüsnü Tuna, söz konusu dönemde yaşadıklarını anlattı.

BİR İMTİHANDAN GEÇTİK

Tuna, 28 Şubat gibi dönemlerin asla unutulmaması gerektiğini ifade ederek, 28 Şubat sürecini yaşamayan nesillerin o günün sıkıntılarını bilmediğini söyledi. Bu süreçte bazı avukatlar olarak iyi bir imtihan dönemi geçirdiklerine inandıklarını belirten Tuna, 1987'de üniversitelerde başörtüsü yasağının getirildiği dönemde verdiği hukuk savaşının 28 Şubat döneminde başörtüsü yasaklarına karşı mücadelede kendisi için bir tecrübe oluşturduğunu dile getirdi. Özü itibarıyla düşman konseptine din konulduğu için dini unsurların hayata yansıyan her yönünün bu darbeden etkilendiğini belirten Tuna, başörtüsü ve kılık, kıyafet sorununun bunlardan sadece biri olduğunu kaydetti.

ATILANLAR FETÖCÜ DEĞİL

Tuna, o dönemin önemli aktörlerinden birinin de FETÖ olduğuna dikkati çekerek, "Nitekim FETÖ sanığı, Ali Fuat Yılmazer, 28 Şubat sürecinde şeriatçı örgütlerle ilgili Genelkurmay Başkanlığı'nda brifingler verdiğini, darbeyi yönetenleri bilgilendirdiğini kendisi ifade etti. Dolayısıyla MGK'da işlenen İslami örgütlerin bilgileri, dokümanları, FETÖ'den temin edilmiş, onlar tarafından sunulmuş ve orada gerekli icraatlar yapılmış" dedi. Tuna, 15 Temmuz darbesine teşebbüs edenlerin büyük çoğunluğunun 1997-2000 yıllar arasında akademiye girmiş insanlardan oluştuğunu anlatarak, "28 Şubatçılar, 'Biz bunu FETÖ'ye karşı yaptık, bu darbeyi ve askeriyeden attıklarımızın hepsi FETÖ'cü diyorlar' ama atılanlardan hiçbirisi FETÖ'cü değil. Dolayısıyla FETÖ, 28 Şubat darbesine her yönüyle lojistik, maddi, toplum üzerinde yer etmesi için yerleşmesi için etkisini göstermesi için gerekli tüm çalışmaları onlarla birlikte yapmış bir örgüttür" dedi.

MAĞDURLAR İÇİN ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ

Avukat Hüsnü Tuna, bu dönemde yasadışı İslami örgütlerle bağlantıları oldukları gerekçesiyle birçok insanın hüküm giydiğini anlatarak, "Hüküm giyen insanların içerisinde suç işlemiş olanların bulunduğunu ancak büyük çoğunluğunun soyut iddialarla sırf İslami çevreler içinde yer almasından dolayı hüküm giydiklerini ve ağır şartlar altında mahkûm edildiğini düşünüyorum. Onlarla ilgili çözüm üretilmesi gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.

28 Şubat’ın acılarını unutamadık

28 Şubat sürecinde, başörtüsüyle okula alınmadığı için peruk takarak eğitimine devam etmek zorunda kalan iki çocuk annesi Hatice Bayram, yarım kalan hayallerini tamamlamaya çalışırken, yaşadığı o kâbus dolu günleri unutamıyor. Bayram, okuduğu imam hatip lisesinde birçok kez önce sınıfa sonra da okula alınmama baskılarına maruz kaldı. O dönem sık sık "Artık okula başörtülü gelmeyeceksiniz", "Yavaş yavaş bu duruma alışın", "Kapıdan başörtüsüyle giremezsiniz", "Sistem artık bu, buna alışın" gibi ikazlara maruz kaldıklarını anlatan Bayram, bu süreçte psikolojik sorunlar yaşadı. Hem inancı gereği hem de kendi özgürlüğünden vazgeçmemek için kendisine dayatılanlara karşı asla pes etmeyen Bayram, bir yandan peruk takarak eğitim hayatını sürdürmeye çalışırken diğer yandan ilgili makamlara dilekçeyle başvurup sıkıntıları aşmak, sorunları çözmek için mücadele verdi.

BIRAKTIĞI İZLER SİLİNMEDİ

Bayram, katsayı sıkıntısından ötürü üniversiteye yerleşemediğini, kendisiyle aynı puanı alan farklı lisedeki arkadaşlarının iyi üniversitelere yerleştiğini ifade etti. İlerleyen yıllarda kendi çabasıyla Dokuz Eylül İlahiyat Fakültesi'ni bitirdiğini anlatan Bayram, "2013 yılında mezun oldum ama hâlâ o dönemin bizde bıraktığı izler silinmedi, acısı geçmedi. Şu an sesimizi buradan duyurmamıza bile şaşkınım. Anlatırken o günleri yaşıyormuş hissi hala var. Bizim suçumuz neydi ki 'öteki', 'diğeri' olduk? Diğer insanlarla eşit muamele göremedik. Hâlâ bunların sorusu kafamda. Kendi ülkende, istediğin şekilde yaşayamamak, istediğin gibi hareket edememek, istediğin okula istediğin şekilde girememek. Bunlar çok acı. Rabbim bizden sonraki nesile bunları yaşatmasın inşallah" dedi.

ERDOĞAN’IN ROLÜ BÜYÜK

Bayram, bu sıkıntıların çözülmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önemli rolünün olduğunu söyledi. Hiçbir zaman pes etmediğini, artık sıkıntılarını duyurabilme şanslarının olduğunu belirten Bayram, "Umudumu hiç kaybetmedim. Bir gün bizim de sesimizi duyurabilme umudunu hiç yitirmedim ve o an geldi. Şu anda herkese seslenebiliyoruz. Duyuyorlar bizi. Bizim durumumuzda olan ve bunları yaşayan varsa hiç pes etmesinler" şeklinde konuştu.

"28 Şubatçıların amacı inançlı insanların kökünü kazımaktı"

Mardin’de 28 Şubat sürecinde başörtülü olduğu için, imza bekleyen kadro evrakı gözünün önünde yırtılıp işten atılan ve özel yetenekle kayıt yaptırmaya hak kazandığı üniversiteden de geri çevrilen Nurcan Ayanoğlu, yaşadıklarını unutamıyor. Ayanoğlu, 1997 yılında Mardin merkez Artuklu ilçesinde yeni açılan Musa Cihaner Çocuk Yuvası'nda özel kalem müdürü olarak göreve başladığını söyledi. 28 Şubat sürecinde çocuk yuvasına gelen müfettişlerin hemen bütün evraka el koyduğunu ve fişleme işine başladığını anlatan Ayanoğlu, "Çocuk yuvasında başörtülü çalışanlar için ikna odaları kurulmaya başlandı. Başörtülü çalışanlar tek tek ikna odalarına alındı" dedi. Müfettişlerden birinin kendisini odaya çağırıp, "Başını açmanı bekliyorum" dediğini belirten Ayanoğlu, "Ben de kendisine tesettüre girmeme vesile olan ayeti okudum. 'Bizi tehdit mi ediyorsun' dedi. Ben de 'Hayır sadece inancımı dile getirdim' dedim. Bana ‘Defol git’ dedi ve elindeki imzaya kalan kadro evraklarımı gözümün önünde yırtıp attı" diye konuştu.

28 Şubat'ta kendisi gibi birçok arkadaşının mağdur edildiğini dile getiren Ayanoğlu, "Onların istedikleri sadece başörtüsü değildi. Başımızın içindekini hedef almışlardı. Yani inancımızı hedef almışlardı. Onların niyeti inançlı insanların kökünü kazımaktı ve bunu açık açık söylüyorlardı. Bize 'Siz cumhuriyetçi olamazsınız' demişlerdi. Sanki cumhuriyetçilik onların tekelindeydi. İnsan hakları açısından yaptıkları zulmün farkındaydılar ve bunu bile bile bize yaptılar" dedi. Üniversitelerde başörtüsü serbest olduktan sonra yılmadan okumaya devam ettiğini ifade eden Ayanoğlu, açıköğretim 4 yıllık işletmeyi bitirdiğini, şu an üçüncü üniversiteyi, sosyal hizmetler bölümünü okuduğunu kaydetti.

Yeni Akit Gazetesi

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23