Devlet Memuruna Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Disiplin Cezası Verilebilir mi?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Av. Özer Alişan Ekren 'Devlet Memuruna Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Disiplin Cezası Verilebilir mi?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Av. Özer Alişan Ekren'in kaleme aldığı o yazı;
Devlet memurunun sosyal medya üzerinden düşüncelerini paylaşması, güncel gelişmeler hakkında görüş bildirmesi ve toplumu ilgilendiren konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunması, vatandaş sıfatıyla sahip olduğu ifade özgürlüğünün bir parçasıdır. Bir memur hakkında sosyal medya paylaşımı nedeniyle disiplin soruşturması açıldığında, paylaşımın içeriği, açıklamanın yapıldığı koşullar ve kullanılan ifadelerin kanunda disiplin cezasına bağlanan fiillerden birine karşılık gelip gelmediği incelenmelidir.
Anayasa'nın 25 ve 26. maddeleri, devlet memurlarının düşünce ve kanaat sahibi olmasını ve bunları açıklamasını güvence altına almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7. maddesinde siyasi tarafsızlık yükümlülüğü ile siyasi veya ideolojik amaçlı beyan ve eylemlere ilişkin yasaklar düzenlenmiş, 125/D-o maddesinde ise herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunma, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Bir memurun kamu hizmetleri, yürütülen projeler veya toplumsal gelişmeler hakkındaki görüşlerinin bir siyasi partinin söylemleriyle örtüşmesi halinde, disiplin sorumluluğu bakımından esas alınacak husus, memurun söz ve davranışlarının siyasi parti yararına veya zararına fiili faaliyet niteliği taşıyıp taşımadığıdır. Disiplin soruşturmasında idarenin, paylaşımın tamamını ve yapıldığı koşulları inceleyerek hangi söz veya davranışların siyasi parti yararına veya zararına fiili faaliyet olarak kabul edildiğini ve bu değerlendirmenin hangi delillere dayandığını gerekçelendirmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 02.11.2022 tarihli, 2019/1396 başvuru numaralı Sinan Akbulut kararında, başka bir kullanıcının siyasi partilere ilişkin paylaşımını kendi sosyal medya hesabında yorum eklemeden yayımlayan öğretmene, davranışının siyasi parti yararına veya zararına faaliyete benzer olduğu gerekçesiyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin dördüncü fıkrası ve 125/D-o maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verildiği olayda, idarenin ve bölge idare mahkemesinin paylaşımın neden siyasi propaganda sayıldığını, öğretmenin görevinden kaynaklanan imkanları kullanıp kullanmadığını ve açıklamanın kamu hizmetini nasıl etkilediğini yeterli gerekçelerle açıklamadıkları değerlendirilerek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 05.09.2024 tarihli, 2017/20729 başvuru numaralı Ramazan Kavak kararında, milletvekili seçimleri öncesinde sosyal medya hesabından belirli bir siyasi partiye oy verilmesi çağrısında bulunan öğretmene kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verildiği olayda, paylaşımın siyasi propaganda niteliği taşıdığı, öğretmenin yürüttüğü kamu görevinin siyasi görüşüyle ilişkilendirilmesine yol açtığı, soruşturmaya konu edilen terör ve şiddetle bağlantılı diğer paylaşımların da dikkate alındığı ve bu eylemler için ayrı ayrı ceza verilmesi yerine en ağır cezayı gerektiren siyasi paylaşım nedeniyle tek ceza uygulanmasının başvurucu lehine olduğu değerlendirilerek yaptırımın gerekli ve orantılı bulunduğu gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmiştir.
Bir devlet memuru, kişisel sosyal medya hesabında hangi mesleği yaptığını veya nerede görev yaptığını belirtebilir. Aynı sosyal medya hesabı üzerinden farklı konularda görüşlerini de paylaşabilir. Paylaşımlarında kendi düşüncelerini mi dile getirdiği yoksa çalıştığı kurum adına mı açıklama yaptığı, yazdıklarına ve sosyal medya hesabını kullanma biçimine bakılarak belirlenmelidir. Kamu Görevlileri Etik Kurulu, 20.09.2021 tarihli ve 2021/81 sayılı İlke Kararında, memurların sosyal medyada kamu politikaları hakkında görüş bildirirken görevlerinin gerektirdiği tarafsızlığı korumalarını ve siyasi partiler lehine veya aleyhine yürütülen faaliyetlere ilişkin sınırlamalara uymalarını öngörmüş, kişisel hesaplarından uzmanlık alanlarıyla ilgili görüş açıklayabileceklerini de kabul etmiştir.
Memurun kişisel sosyal medya hesabında mesleğiyle ilgili açıklamalar yaparken verdiği bilgilerin doğru ve güncel olmasına özen göstermesi, uzmanlık gerektiren konulardaki değerlendirmelerini de güvenilir bilgi ve belgelere dayandırması beklenir. Örneğin bir öğretmen, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yanı sıra tarihi olaylar, milli ve manevi değerler, toplumsal gelişmeler ve kamuoyunu ilgilendiren konular hakkında görüşlerini paylaşabilir. Etik İlke Kararı, memurun paylaştığı görüşlerin kendisine ait olduğunu belirtmesini ve açıklamalarının çalıştığı kurumun itibarı üzerindeki olası etkilerini gözetmesini de öngörmüştür. Kurumun resmi sosyal medya hesaplarından açıklama yapma yetkisi ise bu amaçla görevlendirilen personele aittir. Benzer şekilde 657 sayılı Kanun'un 15. maddesinde, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kuruluşlarına bilgi ve demeç verilmesi yetkili kişilere bırakılmıştır. Bu nedenle memurun kişisel hesabından mesleğine ilişkin görüş açıklamasıyla çalıştığı kurumun işlemleri veya faaliyetleri hakkında resmi bilgi vermesi farklı hukuki esaslara tabidir. Özellikle görev sırasında öğrenilen gizli bilgiler, kurum içi belgeler veya başkalarına ait kişisel verilerin paylaşılması söz konusu olduğunda bunların korunmasına ilişkin kanuni yükümlülükler de ayrıca dikkate alınır.
Memurun sosyal medya paylaşımının basın ve yayın organlarında haberleştirilmesi halinde, kullanılan başlıklar, yapılan yorumlar veya paylaşımın belirli bölümlerinin öne çıkarılması, açıklamanın gerçek anlamından farklı şekilde anlaşılmasına yol açabilir. Örneğin herhangi bir kişiyi hedef almayan bir açıklama, haber başlığında belirli bir kişiye yöneltilmiş eleştiri gibi sunulabilir. Disiplin soruşturmasında idarenin, haber başlıkları ve yorumlarla yetinmeyerek paylaşımın aslını ve tamamını incelemesi, memurun gerçekte ne söylediğini, sözlerinin kime yönelik olduğunu ve açıklamayı hangi koşullarda yaptığını tespit etmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün 18.10.2022 tarihli, 2018/36354 başvuru numaralı Lale Çalıkoğlu kararında, belediyede mühendis olarak çalışan başvurucunun görev yaptığı ildeki soruşturmaları ve yönetici atamalarını eleştiren sosyal medya paylaşımına gazetede kendisine ait olmayan ifadeler eklenmesi üzerine 657 sayılı Kanun'un 125/A-e maddesi uyarınca uyarma cezasıyla cezalandırıldığı olayda, paylaşımda eleştirilerin yöneldiği belirli bir kişi veya kurumun gösterilmediği, sözlerin çalıştığı kuruma yöneltildiği sonucuna zorlama yorumlarla ulaşıldığı ve cezanın neden gerekli olduğunun idare ile bölge idare mahkemesince yeterince açıklanmadığı gerekçeleriyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Bir sosyal medya paylaşımının geniş kitlelere ulaşması veya kamuoyunda tepki çekmesi, açıklamanın etkisi bakımından önem taşıyabilir ancak disiplin cezasının memurun kendi sözlerine, paylaşımın yapıldığı koşullara ve kanunda cezaya bağlanan fiilin gerçekleştiğine ilişkin delillere dayanması gerekir. Hakkında çıkan haberlerde sözlerinin yanlış aktarıldığını düşünen veya kendisine yöneltilen iddialara cevap veren memur da ifade özgürlüğünü kullanmaktadır. Memurun sonradan yaptığı açıklamalar değerlendirilirken hangi haber veya iddialara cevap verdiği ve kullandığı ifadelerin hangi amaçla söylendiği de incelenmelidir. İdare, memurun kendisini açıklamak amacıyla verdiği cevabı ayrıca disiplin cezasına dayanak almak isterse hangi sözün hangi kanun hükmünü ihlal ettiğini ve cezanın neden gerekli görüldüğünü gerekçesinde açıklamakla yükümlüdür.
Bir memurun sosyal medya paylaşımı, kanunda disiplin cezası öngörülen fiillerden birine karşılık gelse bile, bu nedenle ceza verilmesinin Anayasa'nın 13 ve 26. maddelerine uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. İdarenin disiplin cezasına neden ihtiyaç duyduğunu, paylaşımın kamu hizmetinin işleyişini nasıl etkilediğini ve verilecek cezanın memurun davranışıyla orantılı olup olmadığını incelemesi gerekir. İdare, paylaşımın kamu hizmetini aksattığını ileri sürüyorsa hangi görevin nasıl etkilendiğini açıklamalıdır. Henüz bir aksama yaşanmamışsa ileride doğabileceği belirtilen tehlikenin neden kuvvetle muhtemel görüldüğü, paylaşımın içeriği ve memurun yürüttüğü görev dikkate alınarak gerekçelendirilir. Uygulanacak cezanın ağırlığı ve memurun meslek hayatında doğuracağı sonuçlar da ölçülülük yönünden göz önünde bulundurulmalıdır.
Bir memura sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen disiplin cezası, benzer konularda görüş açıklamak isteyen diğer kamu görevlilerinin de düşüncelerini paylaşmaktan çekinmelerine neden olabilir. Cezanın ilgili memurla sınırlı kalmayan sonuçları, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından da önem taşımaktadır. Kanaatimizce, memurun benimsediği görüşün veya açıklamalarına yönelik kamuoyu tepkilerinin tek başına disiplin cezasına dayanak yapılması, siyasi tarafsızlık yükümlülüğünün kişisel düşünceleri denetleme aracına dönüşmesine yol açacaktır. Kamu hizmetinin düzenini ve tarafsızlığını korumak amacıyla tanınan disiplin yetkisi, memurun vatandaş sıfatıyla sahip olduğu ifade özgürlüğü ve kanunda belirlenen sınırlar gözetilerek kullanılmalıdır.