Ahmet Davutoğlu'nun basın bülteni gibi yayın yapan Karar gazetesinde kalem oynatan ve "hafız" olduğunu belirten Mehmet Ocaktan, Hazreti Adem ile Havva'ya hakaret eden şarkı yazan Sezen Aksu'ya arka çıktı.
Ahmet Davutoğlu'nun basın bülteni gibi yayın yapan Karar gazetesinde kalem oynatan ve "hafız" olduğunu belirten Mehmet Ocaktan, Hazreti Adem ile Havva'ya hakaret eden şarkı yazan Sezen Aksu'ya arka çıktı. Ocaktan, Aksu'ya yapılanların "yüreğine ağır geldiğini" ifade edip bakın nasıl algı operasyonu yaptı:
"Bugünlerde Sezen Aksu’ya karşı beş yıl önceki bir şarkısı yüzünden başlatılan linç kampanyasını görünce içimde bu ülkeye ilişkin umutlarımın adeta fırtınaya tutulduğunu hissettim.
Bu topraklarda ne zaman bu kadar kin ve nefret birikti… Meğer birbirimizin gözünü oymak için fırsat bekliyormuşuz…
Şarkılarımızı söyleyemiyoruz, düşüncelerimizi özgürce ifade edemiyoruz, daha da önemlisi birbirimizi sevemiyoruz.
Öylesine yürek yakıcı bir dönemi yaşıyoruz ki birbirimizi ‘hain’ ilan etmeden siyaset yapamıyoruz, kendi dışımızdakileri ötekileştirip kısa yoldan ‘dinsiz’ ilan ederek dindarlığımızı taçlandırıyoruz, solculuğumuzun dindar tepeleyerek güçleneceğine inanıyoruz.
Öyle anlaşılıyor ki artık öfkemizin hiçbir sınırı yok, sonunda sanatçılarımızın dilini koparmayı bile telaffuz eder hale gelmiş bulunuyoruz.
Evet Sezen Aksu’ya yapılanlar yüreğime ağır geliyor, fena halde umutsuzluğa düşmüş bulunuyorum ama her şeye rağmen bir tesellim var. Biliyorum ki bugünler geçecek ve Sezen’in şarkıları bu toprakların sesi olmaya hep devam edecek.
Hiçbir ideolojik aidiyete prim vermeden altını çizmek istiyorum, ben Sezen’in şarkılarıyla büyüdüm… Kim ne derse desin gençliğimizin en güzel yıllarını Sezen’in şarkılarıyla yaşadık. “Sen Ağlama”, “Git..” şarkılarıyla aşık olduk, kalp yaralarımızı bu şarkılarla iyileştirdik. Kanımızın delice aktığı yıllarda isyanlarımızı Sezen’in şarkılarıyla bastırdık…
Şimdi geldik ve Sezen’i taşlıyoruz… Oysa Sezen hiçbir dönemde ideolojik bir kimlikle konuşmadı, şarkılarını herhangi bir mahalle mensubiyetiyle söylemedi. (...)
Ama ne yazık ki bütün zamanlarda bir sanatçı duyarlılığı ile doğru tarafta durmaya çalışan ‘minik serçe’ taşlanmaktan kurtulamadı."