• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ceza indirimleri çeteciliği besliyor

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Ceza indirimleri çeteciliği besliyor

İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın hayatını kaybettiği cinayet, suç işleyen çocuklara yönelik cezai ehliyet sisteminin yaş gruplarına göre kademelendirilmesinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

SEBAHATTİN AYAN  İSTANBUL

İstanbul Güngören’de 16 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın hayatını kaybettiği cinayet, gündemdeki yerini korurken olayın ardından yaşanan yeni gelişmeler infial oluşturdu. Türkiye’de çocuklara yönelik cezai ehliyet sisteminin yaş gruplarına göre kademelendirilmiş yapısı, son yıllarda artan çocuk suçları ve çeteleşme vakalarıyla birlikte yeniden tartışmaya açıldı. Mevcut düzenlemede 0–12, 12–15 ve 15–18 yaş grupları için farklı sorumluluk rejimleri öngörülürken, özellikle 12–15 yaş aralığındaki çocuklara tanınan geniş ceza ve infaz indirimlerinin, suç örgütleri tarafından bilinçli şekilde istismar ediliyor. Bu yaş grubundaki çocukların, düşük yatar süreler ve sınırlı cezai sorumluluk nedeniyle çeteler açısından “düşük riskli fail” haline geliyor. Uzmanlar, yaş küçüklüğünü mutlak bir koruma kalkanı olarak gören mevcut sistemin caydırıcılığı zayıflattığını belirtirken, karşılaştırmalı hukukta suçun niteliği, örgüt bağlantısı ve tekrar oranını esas alan modellerin öne çıktığına dikkat çekiyor. Bu nedenle hukukçular, özellikle çete bağlantılı suçlarda otomatik ceza indirimlerinin yeniden değerlendirilmesini ve çocukların korunması ile kamu güvenliği arasında denge kuran daha etkin ve caydırıcı bir infaz rejiminin hayata geçirilmesini talep ederken, vatandaşlar ise suç işleyen çocukların yetişkinler gibi yargılanmasını istiyor.


 

AİLEYE TEHDİT

Diğer yandan, Atlas Çağlayan’ın cinayetinin ardından Çağlayan ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderildiğinin tespit edilmesi üzerine adli makamlar harekete geçerken, yaşananlar suça sürüklenen çocuklar konusunda infaz düzenlemeleri ve caydırıcı cezaların yeterliliğini bir kez daha tartışmaya açtı. Olay, çocuk faillerle ilgili ceza adalet sisteminin yeniden ele alınması gerektiğine dair çağrıları güçlendirdi. Türk Ceza Hukuku’nda uygulanan ve kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan “Suça Sürüklenen Çocuk” (SSÇ) kavramına yönelik eleştiriler sürerken, konuya ilişkin gazetemize konuşan Av. Emre Tekmen, mevcut sistemin hem adalet duygusunu zedelediğini hem de suçla mücadeleyi zaafa uğrattığını söyledi.


 

ADALET DUYGUSUNU ZEDELİYOR

Türk Ceza Hukuku’nda uygulanan ve kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan “Suça Sürüklenen Çocuk” (SSÇ)kavramına yönelik eleştiriler sürerken, konuya ilişkin gazetemize konuşan Av. Emre Tekmen, mevcut sistemin hem adalet duygusunu zedelediğini hem de suçla mücadeleyi zaafa uğrattığını söyledi. SSÇ kavramının hukuki ve sosyolojik açıdan yeniden ele alınmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Tekmen, suç ve ceza dengesinin yalnızca failin yaşı üzerinden kurulmasının ciddi bir sorun yarattığını belirtti. Tekmen, “Failin yaşını merkeze alan bu orantısız mekanizma, adaletin tecellisinden çok suçun normalleşmesine hizmet etmektedir. ‘Suça sürüklenme’ gibi edilgen bir tabirin, irade sahibi bireyler için bir kalkan haline getirilmesi hukuk mantığıyla bağdaşmamaktadır” dedi.


 

CEZAEVLERİ REHABİLİTASYON İŞLEVİNDEN UZAK

Yaşı 18’den küçük olan her failin otomatik olarak mağdur kabul edilmesinin hatalı bir ön kabul olduğunu ifade eden Tekmen, “Suç işleme iradesi gösteren bir failin, yalnızca yaş küçüklüğü gerekçesiyle neredeyse tam bir sorumsuzluk zırhına büründürülmesi kabul edilemez. Suçun vasfı ve ağırlığı karşısında failin yaşından ziyade, fiilin toplumda yarattığı tahribat esas alınmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut infaz rejimindeki yaşa bağlı otomatik indirimlerin ıslah edici olmaktan çıktığını savunan Tekmen, bu durumun gençleri suç örgütleri ve çeteler için potansiyel bir insan kaynağına dönüştürdüğünü söyledi. Cezaevlerinin rehabilitasyon işlevinden uzaklaştığı yönündeki eleştirilerin haklılık payı taşıdığını ancak bunun cezasızlık kültürünü meşrulaştıramayacağını belirten Tekmen, “Devletin kaynaklarıyla hiçbir ıslah emaresi göstermeyen faillerin cezaevlerinde barındırılması, kamu maliyesi ve adalet duygusu açısından sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. Av. Tekmen, hürriyeti bağlayıcı cezalara alternatif olarak caydırıcı ve disiplin temelli yaptırımların modern hukuk sistemi içinde yeniden tartışmaya açılması gerektiğini dile getirdi. Batı merkezli ve yalnızca tecride dayalı infaz modelleri yerine, failin suçun karşılığını fiilen hissedeceği kamu hizmeti yükümlülükleri ve disiplinli çalışma esasına dayalı modellerin gündeme alınması gerektiğini söyledi Asayişin sağlanması açısından kolluk kuvvetlerinin yetkilerinin de gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Tekmen, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda (PVSK) yapılacak köklü değişikliklerle polisin sahadaki inisiyatif alanının genişletilmesi çağrısında bulundu. “Devletin caydırıcı gücünün sahada hissedilmediği her an, suç oranlarındaki artış olarak karşımıza çıkmaktadır” diyen Tekmen, yasama organının terminolojik tartışmalar yerine toplumun güvenlik ve adalet beklentisine cevap verecek düzenlemeleri hayata geçirmesi gerektiğini ifade etti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vahap

Bu adalet sistemi ile OLMAZ DİYORUZ çırpınıyoruz ,feryad ediyoruz ama ne duyan var nede ilgilenen bu iş hiç iyiye gitmiyor vesselam.

Vahap

Eğer bir İnsan biçağı çekıp başka bir insana vurabiliyorsa o çocuk falan değildir niye değildir 1 .Biçağın çocuğun cebinde olması onun çocuk olmadığına delildir,2.Kavga etmesi de normal değil bir çocuk kavga ederken biçak çekmeside onun çocuk olmadığının delilidir.vs,vs onun için ceza da ona göre olmalıdır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23