Bu cami Taksim’e yakıştı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
90 yıldır özlemle beklenen ve azgın azınlığın engellemeleri sonucu bir türlü yapımına başlanmayan Taksim Camii tüm heybetiyle yükseliyor. Yüzde 90’ı tamamlanan inşaatla ilgili Akit’e bilgi veren Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, “Taksim Camii ile vatandaşlarımız sokakta namaz kılmaktan kurtulacak” dedi.
Bağımsızlığımızın ilahi sembollerinden biri olan ve bölge halkı için büyük önem arz eden Taksim Camii’nde sona yaklaşıldı. Yıllardan bu yana kilise çanlarının iç karartıcı uğultularına maruz kalan Taksim Meydanı, olanca azametiyle yükselen caminin nuruyla aydınlanmaya başladı. 90 yıllık bir rüyayı gerçeğe dönüştüren ve Taksim’in cami hasretini sona erdiren Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Akit’e konuştu. Taksim’de yükselen caminin bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Başkan Demircan, Taksim’de yaşamayanın derme çatma bir mescitte Cuma namazı kılmanın hüznünü anlamayacağını işaret etti. Taksim Camii’nin yapımına politik nedenlerle karşı çıkıldığına işaret eden Demircan, böyle bir caminin kendi döneminde yapılıyor olmasından mutluluk duyduğunu kaydetti.
-Bir asra yaklaşan cami hasretini dindirmek sizin döneminize nasip oldu. Bunun sizde meydana getirdiği duygu ve düşünceleri dinleyebilir miyiz?
Taksim Camii her şeyden önce bir ihtiyaçtı. Ben Beyoğlu’nda doğdum ve burada büyüdüm. Kasımpaşalıyım. İş hayatına Taksim meydanında başladım. Taksim meydanında yıllarca iş yaptım. Uzun yıllar Cuma namazı kılmak için sokakta namaz kıldık. Bunu anlamak için Taksim’de esnaf olmak, tüccar olmak ya da yaşamak lazım. Derme çatma bir mescitte namaz kılmak acıtıcı bir şeydi.
Heyecanla bekliyor
-Taksim Camii’nin Başkan Erdoğan için de büyük bir önemi var değil mi?
Bu cami sayın Cumhurbaşkanımızın da büyük bir arzusuydu. Çünkü o da Kasımpaşalı. Aynı duygular içerisinde. Aslında milyonlar aynı duygu içerisinde. Bu duyguyu anlamak için burada bulunmak ve yaşıyor olmak lazım. Böylesine bir ihtiyaç bir sürü politikaya malzeme edildi. Sonuçta nasip oldu ve yaptık. Bir vatandaş olarak bu caminin Taksim’e yapılmasından son derece mutluyum.
İslam felsefesini yansıtıyor
-Cami hakkında sizden bilgi alabilir miyiz?
Yapım aşamasına gelindiğinde, hem mimarisi, hem üslubu, hem de büyüklüğüyle sanki Taksim’de hep varmış gibiydi. Şu anki betonarme hali de mimari üslubunu ortaya koyuyor. İnsanlar tarafından beğeniliyor. Sonuçta bir dini yapı çevresiyle barışık olmalı. İçindeki ruhu dışarıya yansıtması lazım. Taksim Camii, bir yapı olarak İslam felsefesini ve İslam’ın ruhunu doğru anlatması açısından da önemli. Yapılırken dahi çevresiyle kucaklaşıyor ve çevresine uyum sağlıyor.
-Göreve geldiğiniz günden bu yana Beyoğlu’nun çehresini değiştirdiniz ve cazibe merkezi haline getirdiniz. Bunu nasıl başardınız?
Estetiğin merkezi
2004’te Beyoğlu sadece eğlence mekanı olarak anılıyordu. Onun da standardının ne olduğu çok tartışılır bir şeydi. 2004’te sadece eğlencenin mekanı olan Beyoğlu, bugün, tarihin, sanatın, kültürel farklılıkların, mimarinin estetiğin merkezi. Beyoğlu kabuk değiştirdi. Dün cinayet haberleriyle, yukarıdan taş düşen binalarının millete verdiği zararlarla anılırken bugün yenilikler ve heyecanlarıyla, şehrin merkezi olması iddiasını tahkim etmiş bir Beyoğlu var. Mekanın düzgün planlanması var. Meydanlar, sokaklar, ulaşım aksları ve kendini hissettiren bir Beyoğlu var. Okmeydanı’nda dönüşümü başlattık, tapu sorununu çözdük.
Partimin emrindeyim
-Yerel seçimler yaklaşıyor. İsminiz bazı belediyelerde adaylık için zikrediliyor. Neler söyleyeceksiniz?
Partimin ve vatandaşlarımın her zaman emrindeyim. Önüme ne gelirse o hizmeti yapmaya devam ederim.
Yerli ve milli genç: Hezarfen
-Başkanım, belediye bünyesinde Hezarfen Anaokulları var. Oldukça özgün ve etkileyici olan bu projeyi sizden dinleyebilir miyiz?
Bizim 15 tane semt konağımız var. İçinde; kültür, sanat, sağlık, eğitim ve anaokulları var. Aileye, kadına, çocuğa odaklanmış yapılar bunlar. Bu anaokullarında öğrencilerimiz var. Anaokulundaki çocuklarımıza bir ikon oluşturmak istedik. Hezarfen Beyoğlu adamı. İlim ve fen sahibi. O prototipi bizzat ben tasarladım. Yerli ve milli karakter oluşturmak istedik. Hezarfen’i Galata Mevlevihanesi’nin kenarındaki Kuledibi’nin çocuğu olarak kodladık. Çünkü Mevlana felsefesi Beyoğlu’nun felsefesidir. Mevlana’ya atıfta bulunan ama fen insanı olmak isteyen bir genç. Akademi Beyoğlu’nda ise Hezarfen’in bir üst versiyonu. Burada da robotik ve yazılım üzerinden iddiasını devam ettiren bir genç Hezarfen var.
