Bir yıldız kaydı! Başörtüsünün yılmaz savunucusu Şule Yüksel Şenler vefat etti
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Ömrünü İslam’a adayan Şule Yüksel Şenler, yazıları ve konferanslarıyla özellikle 70’li yıllara damgasını vurmuş ve 28 Şubat sürecinde simgeleşmişti. Huzur Sokağı romanıyla tüm zamanların en çok okunan yazarları arasında yer alan Şenler’in “Her Şey İslam için” eseri ise Müslüman gençliğin el kitabı olmuştu...
Haber Merkezi
Fani dünya hayatından bir yıldız daha kaydı... İslâmi camianın “Şule Abla”sı yazar Şule Yüksel Şenler, 81 yaşında Rahmet-i Rahman’a kavuştu. 8 aydır İstanbul Bağcılar’daki bir özel hastanede tedavi gören Şule Şenler, dün saat 12.30’da hayata gözlerini yumdu. Başörtüsü mücadelesinin simge ismi olan Şenler, gerek yazıları gerekse konferanslarıyla da 70’li yıllara damgasını vurmuştu.
Ümmetin kadınlarının yolunu açtı
29 Mayıs 1938 tarihinde Kayseri’de dünyaya gözlerini çan Şenler, orta ikide bıraktığı öğrenimine rağmen kendisini yetiştirerek 21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı. 1965’te görüntüsü ile düşüncelerinin uymadığını düşünerek tesettüre girdi. Yeni İstiklal Gazetesi’ndeki yazıları sebebiyle hakkında davalar açıldı. Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfası yaptı; Bugün gazetesinde 1967-71 yıllarında köşe yazarlığı da yaptı. Seher Vakti dergisi başyazarı oldu. Yeni İstiklal gazetesindeki yazıları nedeniyle hakkında davalar açıldı. 1971’de hapse atıldı. Anadolu’yu dolaşarak verdiği konferanslarla adından sıkça söz ettirdi. 1980’den sonra Zaman ve Milli Gazete’de yazılar yazdı.
Romanları rekor kırdı
Huzur Sokağı romanıyla tüm zamanların en çok okunan yazarları arasında yer alan Şule Yüksel Şenler’in eserleri şunlar: Gençliğin Izdırabı, Hidayet, Bize Ne Oldu, İslam’da ve Günümüzde Kadın, Duyuşlar, Her Şey İslam için, Uygarlığın Gözyaşları, Huzur Sokağı, Kız ve Çiçek, Sağ El, Bir Bilinçli Öğretmen, Yılanla Tilki.
Son mesajı ‘tesettür’ oldu
Şenler, vefatından önce verdiği röportajda tesettürün içinin boşaltılmasından hayıflanarak, şu sözleri kullanmıştı: “Çok kötü bir gidişat var. Peygamberimizin bir sözü var; ‘Çıplak giyinikler’ diye. Bugünkü kıyafetleri görünce aldığım yarayı anlatamıyorum. Duyduğum o acıyı anlatamam...”
Erdoğan çiftini buluşturdu
Şenler, kendi evliliklerinde mutlu olamasa da yüzlerce genci birbiriyle tanıştırıp mutlu yuva kurmalarına vesile oldu. Bunlardan biri de Emine ve Recep Tayyip Erdoğan çiftiydi.
Şenler, bugün öğle namazını müteakip Eyüp Sultan Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedilecek.
Sıkıyönetim mahkemesinde...
4 Haziran 1973’de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesindeki bazı olaylarla ilgili davaya, sıkıyönetim bir numaralı mahkemesinde devam edilmiş ve yazar Şenler tanık olarak dinlenmişti.
Gazeteci-Yazar Demet Tezcan: En zor günlerde tek başına ordu oldu!
Başörtüsünü genç hanımlara sevdirmek için yıllarını harcayan Şule Yüksel Şenler’in anılarını kaleme alan gazeteci-yazar Demet Tezcan, Şenler’in vefatıyla ilgili şunları söyledi: “Ömrünü O’nun rızasını kazanmak için adadığı Rabbine kavuştu. Bir devrin cesur sesi sustu. Türkiye’deki en zor zamanlarda Şule Yüksel Şenler bir dönem tek başına bir ordu olarak mütedeyyin kesimin sesi oldu. Özellikle kadın ve genç kız kimliğinin gelişmesi için yazılarıyla, kitaplarıyla, konferanslarıyla İslam’ın mücahide kızına yön çizdi. Son nefesine kadar davasının hizmetinde oldu. Adeta Yasin Suresi’nde şehrin en uzak yerinden koşarak gelip Elçi’ye davet eden adam gibiydi. Adanmış bir ömür nasıl olur denilirse Şenler bunun en güzel örneğidir. Hiç evladı olmamıştı ama Türkiye’de onu ‘anne’ olarak gören sayısız evladı vardı. O‘nu acı ve sıkıntılardan uzaklaştıran tek tesellisi işte o gün bir avuç olan örtülü gençlerin sayısının bugün binlere, onbinlere, milyonlara çıkması. Davasını yaşatmak boynumuzun borcu.”
Solcular bile pes edip destekledi
Şule Yüksel Şenler’in ilginç bir anısı da solcu gençlerle olmuştu. 70’li yıllarda Eskişehir’e konferans için giden Şenler’i ellerinde çürük domates ve yumurtalarla bekleyen gençler, ateşli konferansın sonunda sûkütu hayale uğrar. Gençlerden biri, “Bize İslam’ı yanlış anlatmışlar” deyip olduğu yere çömelip hıçkırıklarla ağlar. Solcu gençler, “Şule Abla, Allah sizden razı olsun, bizim gözümüzü açtınız” diye teşekkür ederek oradan ayrılırlar...




